Alma verme dengesi

05 Ağustos 2020 Çarşamba
Alma verme dengesi
Alma verme dengesi

Her insanda Tanrıdan bir nüvenin olması gibi, insanın kendinden doğurduğu her şeyde de onun ruhunun bir zerresi olur. Attığımız tweetlerden, şu yazdığım yazılara, fotoğraflarımızdan el emeği ürünlerimize, işimize, sözlerimize, ektiğimiz domatesten, pişirdiğimiz yemeğe kadar, duygularımız, düşüncelerimiz, sorularımız ve cevaplarımız dâhil. Biz zaten tüm bunların bir araya gelmesiyle oluşan organizmayız ve tüm bunlar da bizim ruhumuzun zerreleri.

Şimdi eğer biz bunları diğerleriyle çok paylaşıyorsak; yani her aklımızdakini illa bir başka ruha anlatıyor, her ürettiğimizi başkalarına dağıtıyor, her yaptığımızı başkalarına gösteriyorsak, o zaman kendimizi ruhumuzdan mahrum ediyor, onunla hep başkalarını besliyor oluruz. Peki, bunu neden yapıyoruzdur? Ruhumuzun bir kıymeti, bir canı bir nefesi yok sandığımızdan. İncilerimizi kum taneleri sandığımızdan. İşte o zaman tükeniyoruz.

Bazen de hiç paylaşmıyorsak, ruhumuzun her zerresini kendimize saklıyorsak, neredeyse kimseler ürettiğimiz en ufak duyguyu bile görmüyorsa o zaman da başkalarını kendimizden mahrum edip, cezalandırmaya çalışıyoruzdur. Çünkü bu sefer de bizden doğanları vereceğimiz kimseleri değersiz buluyoruzdur, incilerimizi kimse hak etmiyordur. Bunu da aslında kendimizi korumak için yapıyoruzdur; genelde önce ilk senaryoyu yaşayarak çok saçar insan, sonuçta tükendiği bir yere geldiğinde hayatta kalma sistemleri hızla çalışmaya başlar ve bu sefer de ruhunun tozunun bile uçup gitmesine izin vermez. İlk senaryonun yarattığı his, sokakta kalabalıkların içinde, gece vakti tehlikelere açık, yapayalnız kalmak gibidir; ikinci senaryonunki ise eve kapanmış camdan dışarıda oynayan çocukları çatık kaşlarla izlemek ve içten içe o oyuna deli gibi katılmayı arzulamak gibi.

İşte bana göre alma verme dengesi tam da bu iki senaryoya göre kurulur: ne üretiyorsak önce kendi çadırımıza ondan mutlaka ayırarak. Bir söz, fikir, kek, resim, şiir, bir çiçek olsun. Sonra fazla üretimi diğerleriyle paylaşmak. Aynı zaten tamamını yiyemeyeceğimiz bir tarlamız varken, diğerlerine bir kasa verdiğimiz domates, kiraz gibi. Doymuş ve doyurmuş bir çiftçi gibi.

Caput Draconis - mistikalem.com

Prof. Yaşam Koçu, NLP ve Öğrenci Koçluğu
Usui-Kundalini Reiki II
Seans/iletişim: w.erleichda@gmail.com

www.youtube.com/user/thejenrachelblack