Temmuz'un ilk 10 gününün astrolojik yorumu

27 Haziran 2021 Pazar
Temmuz'un ilk 10 gününün astrolojik yorumu
Temmuz'un ilk 10 gününün astrolojik yorumu

Önümüzdeki 14 günün yorumuna geçmeden önce, ülkemizin güzide astrologlarının bol soslu yorumlarını okurken işinize yarayabilecek birkaç astrolojik bilgi paylaşmak ve artık bu bitmek bilmeyen paniğe, biraz olsun son vermek istiyorum.

Kural 1: Gezegenler iki gruba ayrılır. Yaklaşık bir senede tüm burçları geçen Mars, Venüs, Merkür gibi hızlılar ve bir burçta en az 1, en fazla 20 küsür yıl kalan Jüpiter, Satürn, Pluto, Uranüs, Neptün gibi yavaşlar. Yavaşlar dükkân önündeki masada pinekleyen esnaf gibi dururken, hızlılar o dükkânın olduğu caddeyi tavaf eden müşteriler gibi seri koşturduklarından, bu iki grup arasında HER SENE BİRKAÇ DEFA kare, üçgen, karşıt yani açı olur. Bu açıların etkisi genelde gerçekleştiği bir iki gün yoğun, ama size birkaç ay sonra sorsam umursamayacağınız, hatta bazen hatırlamayacağınız etkidedir.

Kural 2: Astrolojide genelde her seneye damgasını vuran bir açı vardır. 2019’da bu, Satürn/Pluto kavuşumuydu. 2020’de Jüpiter/Pluto kavuşumu, bu sene ise Satürn/Uranüs karesi. Genelde bu açılar senede üç kez tekrarlarlar. İlki sene başında olur ve insanlara “ne oluyor şimdi?” dedirtir, ikincisinde etki daha belirginleşir ve insan o senenin olayını anlar, üçüncüsünde genelde artık etkiye alışılmış olduğundan, “yav he he” denilip geçilir. İşte bu açıların ikincisi Haziran-Temmuz aylarına gelir. Bu aylar zaten aynı zamanda tutulma ayları da olduklarından SERT GEÇERLER. Bu Temmuz değil, aslında tüm Temmuzlar, hatta genelde Aralık sonu-Ocak-Şubat başı, Mayıs sonu- Haziran- Temmuz başı yoğun, bunaltıcı ve akışı belirleyici geçer. HEP.

Ancak bu sürekli olan, olağan ve sıradan şeyleri, çoğu astrolog insanlara sanki bin yılda görülen bir doğa olayıymış gibi bir yazım diliyle anlatıyor. Bu da olayları geniş bir perspektiften görmeyi güçleştirerek, insanların zihnini an’a kitliyor. Bu modern gazeteciliktir arkadaşlar. Her sene kış olur, ancak gazeteler bunu “KORKUNÇ KIŞ GELİYOR! METEOROLOJİ KIRMIZI ALARMDA!” diye verirler. Aynısı astrolojide yapılıyor ve sizin elinizden, sakince “evet, hayat, dünya, döngü bu zaten. Biz işimize bakalım” deme yetkisi alınıyor, panikle yönetiliyorsunuz. Lütfen buna mahal vermeyin.

Her sene kış olur, her sene kare olur. Bu kıyamet değildir. O gün bot giymeniz gerektiğini bilin, yeter.

Şimdi gelelim önümüzdeki 14 güne. Gökyüzünde eylüle kadar devam edecek bir Chiron-Koç/Gad-Yay üçgeni mevcut. Bu üçgene Juno da eşlik ediyor ve şu andan Temmuz 5’i civarına kadar Mars’la, sonra da Temmuz 16’sı civarına kadar da Venüs’le, bu açı büyük ateş üçgeni halini alıyor. İnsanı katı, bağnaz, kibirli ve merhametsiz hale getiren şey, ihmal edilme, yok sayılma, incinme deneyimleri ve bu deneyimlerin tekrarlanmasına yönelik kaygılarıdır. Geçmişte düştüğü bir acıklı duruma tekrar düşmemek için, beton duvarlar ardında insan gerekirse iyi kötü her şeye karşı koyabilir, hatta olan biteni hep bir tehdit olarak görmek için kendini manipüle ederek daima atak modunda kalabilir. Yani; önümüzdeki 10 gün boyunca muhafazakâr grupların olaylarına, bilhassa ülkemizde bu kitlelerin geçmişle, yok olmakla, tehditle manipüle edilmesine ve onların da hayatta kalmak için can havliyle radikal eylemlere koşmasına şahitlik edebiliriz. İnsan bazen yok olmamak için herkesi yok edecek ve bunun da onun yok oluşu olacağını göremeyecek kadar akıldan olur. Akılsız ve saldırgan günlerdeyiz yani. Bireysel düzlemde ise korku veya kaygılarımızdan beslenen dar kafalılıklarımızı yoğun çalıştırabilir, günün sonunda yola devam edebilmek için onları şifalandırmamız gerektiğini fark edebiliriz.

Devam edersek 1 Temmuz’da (sapmayı artı eksi 5 gün alın) Mars, Satürn/Uranüs karesini tetikliyor, ancak günün haritası, diğer önemli açılarıyla da “üzerine bir de ketçap mayonez sıksaydınız” dedirtiyor. Türkiye açısından bu harita güvenlik krizi. Otoritenin kendi bekasını, devlet bekasının önüne koyması ve buna göre saldırgan ve sert eylemesi mümkün. Ancak burada ek bir durum daha var. Doğa olayları mı yoksa uluslararası “ortaklar”la bir kriz mi bilemiyorum, fakat önümüzdeki günlerde yanardağ patlarken kaçacağımıza birbirimizle kavga ediyor olacağız gibi bir durum var. Türkiye’nin artık var olmak için gerçekten neye ihtiyacı olduğunu iyi saptaması ve bu konuda tüm fertleriyle toplumsal bir sözleşmeye varması gerekiyor.

Bireysel düzlemde ise dönüşümle, mevcut konfor alanlarımızı sürdürmek arasında salınırken ayarımız kaçabilirmiş gibi duruyor. Yeni bir hayatın ne demek olduğunu, nelere mal olacağını, ne kadar değişim gerektirdiğini, ancak bunun iyi bir gelecek için elzem olduğunu anlayacağımız, bu yüzden ya değişime kafa atmaya ya da tam çark edip işi sulandırmaya çalışacağımız günlerdeyiz. Aynı zamanda “ama ben buna çok emek verdim!” dediğimiz batık yatırımlarımızı fark ederek, “peki, bir on yıl daha sonuç almadan emek vermeye devam etmek istiyor muyum?” sorusunu kuvvetle soracağımız bir dönem.

Lilith’in anaretik derece Boğa’da, Temmuz ortasına kadar kalacağını göz önünde bulundurursak, üzerinde durduğumuz zeminlerin geri gelmemek üzere yitip gittiğini anlayabilir ve bundan dolayı gergin, melankolik, huzursuz olabiliriz. Her şeye rağmen haritada Aslan’da Mars/Venüs kavuşumu da olacak ve Juno ile aralarında üçgen yapacaklar; yani hızla gelişen aşklar, flörtler, haz veren işler, destekler, ortaklıklar da bu dönem önümüze gelebilir.

Önümüzdeki iki haftanın haritasıyla ilgili bende esas huzursuzluk yaratan şey, haritadaki “zaman hissi”. Biraz “ya hep ya hiç! Ya şimdi yaparım ya da sonsuza dek bu iş biter! Şimdi olmazsa sonsuza kadar bir daha aslaaaa olmaaaz!” vari bir enerjisi var haritanın. Bu da bize kendimizi hızlı ve hemen atak yapmak zorunda hissettirip felek şaşırtabilir. Bence en çok buna dikkat etmekte, sakin kalmakta, gerçekten zamanıysa ya da neyin zamanıysa onu yapmakta, aşırılaşmamakta fayda var. Harita sıcağından, toplumuna, bireyinden doğasına buram buram aşırılık kokuyor. O yüzden ne kadar dengede ve ılık kalsak o kadar iyidir.

Hem içte hem dışta serin bir 14 gün dilerim.

Caput Draconis - mistikalem.com

Prof. Yaşam Koçu, NLP ve Öğrenci Koçluğu
Usui-Kundalini Reiki II
Seans/iletişim: w.erleichda@gmail.com

www.youtube.com/user/thejenrachelblack