Kendinin Ebeveyni Olmak Çağı

31 Mart 2019 Pazar
Kendinin Ebeveyni Olmak Çağı
Kendinin Ebeveyni Olmak Çağı

Bir şeylerin sunulmasından, değerlendirilmesinden, onaylanmasından ziyade, yapılması gerektiği bir çağda yaşıyoruz. Birkaç on yıl önce olduğu gibi; sahneye çıkıp performansımızı sunup, değerlendirmeleri ve ona göre önümüzde açılacak kapıları bekleme lüksümüz artık yok. Bir açıdan yapıcı bir süreç bu. Demek ki başkalarına ait kriterlerin sınırlaması, falancanın beğenisi, filancanın onayı da önemli değil. Öte yandan bu özgürlüğün bir bedeli de var: ustasızlık, yönsüzlük, ağır sorumluluk.

Hayat, “sen artık bir iş üzeri yetişirken çocuk değilsin. Dolayısıyla yolunda yürürken seni besleyecek, sarmalayacak anneler, hatalarını gösterecek ve doğru yolda gitmene yardım edip seni kollayacak babalar yok.” diyor ve ekliyor: “artık sen bir anne ve babasın.”

Genç yaşta anne/baba olma meselesinden, geçtiğimiz yüzyıl boyunca şekillenen toplumsal kültür sonucu kurtulmuş olabiliriz. Ama şimdi kendimizin annesi/babası, bilgesi olma meselesi önümüzde kaya gibi geçit vermeksizin duruyor. Yani çoğunlukla el attığımız her işte yalnızız. O iş her ne ise, onu büyütecek, besleyecek, bunu düşe kalka, hatalar ve geriye sarmalarla yapacak, bu uğurda örselenecek, bıkacak, yorulacak olan biziz. Elbette aksini de seçebiliriz. Mesela hiçbir tohumu büyütmeyebilir ya da illa hayatın arada derede kalmış son üç beş anne/babadan birini göndermesini bekleyebiliriz. Bu tavır, bu günümüzü kurtarır mı? Kurtarır. Ama yarını boş, anlamsız bırakır. Yarını tutunacak dalsız bırakır. Keza ileride bizden doğacak çocukları da, bu konuda atıl ve ham bırakır. Ya da, Amerika’yı baştan keşfetmekle baş başa kaldığımız ve gündelik eziyet halini almış şu hayatta, hiç değilse bir tohumu yeşertmeyi pes etmeden deneriz. Düşeriz. Dinleniriz. Yine deneriz. Bıkarız. Öfkeleniriz. Pes ederiz. İçimiz soğuyunca yine deneriz. Bu gün değilse de, ileride bir noktada bu işin altından da kalkarız.

Kendi kendimizin annesi/babası olmanın iç rahatlığıyla, dönem ruhunun talep ettiğini yerine getirmenin huzuruyla, işte o zaman Ege’de bir köye taşınırız. Artık domateslerimizi dert eder, tohumlarımızın devam eden yolculuklarını uzaktan gururla izleriz. Yani hedeflerimizin, hayallerimizin, amaçlarımızın bizden gayrı hayata etkilerini. Bu süreç de bir doğal seleksiyondur. Biz ki binlercesini geride bırakmış insanlardan doğma son sürüm insanlarız. Bunun da altından kalkarız. Kuyruğu dik tutun.

Emine Tülün Erinç - mistikalem.com

www.zamazihingo.com/