Sağlık

Böbrek taşına karşı hekimlerden su, beslenme ve takviye uyarısı

Özellikle kış aylarında görülen bazı yanlışlar, böbrek taşı oluşum riskini hissedilir oranda artırıyor.

Böbrek taşına karşı hekimlerden  su, beslenme ve takviye uyarısı

Türkiye’de her 100 kişiden 15’i böbrek taşı riski altında. 

BÖBREK TAŞINDAN KORUNMADA YAŞAM BİÇİMİ ÖNEMLİ

İnsanlık tarihinin en eski hastalıkları arasında yer alan ve Antik Mısır kayıtlarında dahi tanımlanan böbrek taşı, günümüzde dünya genelinde yüzde 5-15 oranında görülürken Türkiye’de yaklaşık yüzde 15’e ulaşıyor. Bu oran, her 100 kişiden 15’inin yaşamının bir döneminde böbrek taşıyla karşılaşma riski taşıdığı anlamına geliyor.

Uzmanlar, Türkiye’nin sıcak iklim kuşağında yer almasının, yetersiz sıvı alımının, aşırı tuzlu ve hayvansal protein ağırlıklı beslenmenin, genetik yatkınlığın ve hareketsiz yaşamın riski artırdığına dikkat çekiyor. Ailesinde taş öyküsü bulunan kişilerde riskin yaklaşık yüzde 30 daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Üroloji uzmanları Doç. Dr. Fatih Yanaral ve Doç. Dr. Emre Tokuç, böbrek taşının artık yalnızca ileri yaşlarda değil, genç erişkinlerde hatta 20’li yaş grubunda da sık görülmeye başladığını vurguluyor.

Türkiye “taş kuşağı"nda yer alan bir ülke

Türkiye, literatürde “stone belt” (taş kuşağı) olarak tanımlanan riskli coğrafi bölgede yer alıyor. Artan hava sıcaklıkları vücuttan sıvı kaybını artırıyor; bu durum idrarın yoğunlaşmasına ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi maddelerin kristalleşmesine zemin hazırlıyor. Bilimsel çalışmalar, günlük idrar hacmi azaldıkça taş oluşma riskinin belirgin biçimde yükseldiğini gösteriyor.

Böbrek taşının en tipik belirtisi, sırt ve bel bölgesinde, taşın bulunduğu tarafta ortaya çıkan ve çoğu hastanın “hayatımda yaşadığım en şiddetli ağrı” diye tanımladığı sancı. İdrar yaparken yanma, idrar renginde değişiklik, bulantı, kusma ve ateş de tabloya eşlik edebiliyor.

Tedavi planında en önemli kriterler taşın boyutu ve böbrek içindeki konumu. Büyük taşların kendiliğinden düşme olasılığı azalıyor. Zamanında müdahale edilmeyen olgularda enfeksiyon, böbrek fonksiyon kaybı ve ileri aşamada böbrek yetmezliği riski ortaya çıkabiliyor.

Günümüzde açık ameliyat neredeyse tamamen terk edilmiş durumda. Endoskopik ve lazer teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde böbrek taşları kapalı yöntemlerle tedavi edilebiliyor.

KIŞIN BÖBREK TAŞINA YOL AÇABİLEN 3 KRİTİK HATA

Uzmanlara göre özellikle kış aylarında yapılan bazı yanlışlar riski ciddi biçimde artırıyor:

  •  Yetersiz su içmek: Soğuk havada susama hissi azalıyor. Ancak az su içmek idrarın yoğunlaşmasına neden oluyor. Bu da taş yapıcı maddelerin kristalleşmesini kolaylaştırıyor.

Öneri: Günlük en az 2–2,5 litre su içmek gerekiyor. Susamayı beklemeden gün içine yayarak su içmek önem taşıyor.

  • Vitamin ve mineral takviyesi kullanmak:  Bağışıklığı güçlendirme ya da yorgunluğu azaltma amacıyla rastgele kullanılan  vitamin ve mineral takviyeleri böbrek yükünü artırabiliyor. “Bitkisel” olması da zararsız olduğu anlamına gelmiyor.

Öneri:  Vitamin ve mineraleri doğal yollardan alın. Hekim gerekli gördüğü takdirde, takviye kullanmadan önce kan ve idrar değerlerinizi ölçültürün ve hekim önerdiği oranı aşmayın. 

  • Aşırı tuz ve hayvansal proteinle beslenmek: Fazla tuz, idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırıyor. Kırmızı et ağırlıklı yeme alışkanlığı ve kontrolsüz protein tozu kullanımı da riski artırabiliyor.

Öneri: Günlük tuz miktarı 5 gramı geçmemeli. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye öncelik verilmeli. Hayvansal protein dengeli alınmalı. Bitkisel protein kaynaklarına (örneğin baklagiller) yer verilmeli.

Böbrek taşından korunmak için 4 temel adım

Yeterli su içmek: Günlük en az 2–2,5 litre.
Tuz kısıtlaması: Sofradan tuzluğu kaldırmak ve işlenmiş gıdaları azaltmak.
Dengeli beslenmek: Sebze-meyve ağırlıklı, ölçülü protein içeren bir beslenme düzeni.
Düzenli hareket etmek: Yürüyüş gibi hafif egzersizler böbrek sağlığını destekliyor.

Uzmanlar, böbrek taşı hastalığının büyük ölçüde önlenebilir olduğunu vurguluyor. Doğru beslenme alışkanlıkları, yeterli su içme ve bilinçli takviye kullanımıyla risk anlamlı ölçüde azaltılabiliyor.

Yorumlar