Uzay

Astronomide aynı haftada iki büyük keşif arşivin önemini pekiştirdi

Hubble'ın 23 yıllık, VLT'nin 11 yıllık arşivleri yeniden inceleyen Gökbilimciler, Omega Centauri'de yıllardır aranan ilk yıldız kütleli kara deliği buldu ve Beta Pictoris sisteminin üçüncü gezegeni keşfetti.

Astronomide aynı haftada iki büyük keşif arşivin önemini pekiştirdi

Arşiv Astronomisi Çağının keşifleri: 

Hubble Uzay Teleskobu'nun 23 yıllık, Avrupa Güney Gözlemevi'nin (ESO) Çok Büyük Teleskobu'nun (VLT) ise 11 yıllık gözlem arşivlerinin yeniden analiz edilmesiyle, Omega Centauri'deki ilk yıldız kütleli kara delik ile Beta Pictoris sisteminin üçüncü gezegeni keşfedildi. Aynı hafta yayımlanan iki çalışma, astronomide yeni keşiflerin giderek daha fazla geçmişte toplanan verilerden çıktığını gösterdi.

Uzay teleskopları veri üretmeye devam ederken, geçmişte toplanan veriler de gelişen analiz yöntemleri sayesinde yeniden keşif kaynağına dönüşüyor.

Bilim insanları yeni gözlemlerin yanı sıra yıllardır arşivlerde bulunan görüntüleri yeniden inceleyerek iki önemli keşfe imza attı. On yıllardır toplanan astronomi verileri yeni analiz teknikleri sayesinde yeniden keşif kaynağına dönüştürüldü. Aynı hafta yayımlanan iki bağımsız araştırma, eski gözlemlerin yeniden işlenmesiyle hem yıllardır aranan bir kara deliğin hem de on yılı aşkın süredir görüntülerde saklanan bir ötegezegenin ortaya çıkarılmasını sağladı.

Evrenin gizli hazineleri arşivlerden çıkıyor

Gökbilimciler, NASA/ESA Hubble ve James Webb Uzay Teleskobu ile ESO'nun Çok Büyük Teleskobu'ndan (VLT) alınan arşiv verilerini kullanarak, Omega Centauri kümesindeki ilk yıldız kütleli karadelik ile Beta Pictoris sistemindeki en sönük ötegezegeni keşfetti. Yıllardır süren veri analizleri sonucu ortaya çıkan bu iki ayrı çalışma, uzayın derinliklerinde saklanan sırları gün yüzüne çıkarırken, gökbilimcilerin evreni anlama biçiminde yeni bir çığır açıyor.

MEGA CENTAURİ'NİN KAYIP KARADELİĞİ BULUNDU

Gökbilimciler, on yıllardır gizemini koruyan Omega Centauri yıldız kümesinde, kayıp karadelik popülasyonunun ilk örneğini keşfetmeyi başardı. NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu'nun 20 yılı aşkın arşiv verileri ile NASA/ESA/CSA James Webb Uzay Teleskobu'nun hassas ölçümlerini birleştiren ekip, oMEGACat BH-2 adı verilen yıldız kütleli karadeliği tespit etti.

10 milyon yıldızın kütle çekimiyle birbirine bağlandığı Omega Centauri, astronomi camiasında uzun süredir merkezinde orta kütleli bir karadeliğin varlığıyla biliniyor. Ancak teorik modeller, bu kümede yaklaşık 10 bin adet daha küçük, yıldız kütleli karadeliğin bulunması gerektiğini öngörüyordu. Bugüne kadar yapılan radyal hız yöntemi veya radyo ile X-ışını emisyonu arayışları bu popülasyonu ortaya çıkarmakta yetersiz kalmıştı.

Utah Üniversitesi'nden (Salt Lake City, ABD) başyazar Matthew Whitaker liderliğindeki ekip, astrometri yöntemini kullanarak yıldızların zaman içindeki ufacık hareketlerini ölçtü. "Hubble ve Webb verileriyle, Omega Centauri'nin yoğun ortamında yaklaşık 18 bin ışık yılı uzaklıktaki bu ikilinin parçası olan görünür ana kol yıldızının hareketini görebildik. Bu ölçümlerin hassasiyeti inanılmaz boyutta, Hubble ve Webb dedektörlerinde bir pikselin kesrine kadar iniyor. Bu karadeliği bu iki uzay teleskobu olmadan bulmak mümkün olmazdı" diyen Whitaker, keşfin önemini vurguladı.

GEZEGEN Mİ YOKSA KARADELİK Mİ? 20 YILLIK GİZEM ÇÖZÜLDÜ

Araştırma, daha önce bu ikili sistemin bir nötron yıldızı içerdiğini öne süren bir çalışmayı da rafine etti. 2002'den 2023'e kadar uzanan Hubble verilerini genişleten ve Webb'in yakın kızılötesi verilerini ekleyen ekip, görünür yıldızın karanlık yoldaşının kütlesini daha iyi sınırlandırarak nötron yıldızı ihtimalini eledi.

Utah Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Anil Seth, "Yıldızın 0.78 güneş kütlesi olduğunu zaten biliyorduk, şimdi karadeliğin kütlesini hesaplayabiliyoruz. 4.46 güneş kütlesi olan bu cisim, nötron yıldızı olmak için çok ağır. Ancak kütlesi, Omega Centauri gibi metal açısından fakir bir ortamda beklenenden çok daha düşük. Bu şaşırtıcı ve heyecan verici" dedi. Seth, bu keşfin metal açısından fakir yıldızların nasıl karadelik oluşturabileceğine dair modellere veri sağlayacağını belirtti.

BİLİNEN EN UZUN DÖNEMLİ KARADELİK İKİLİSİ

Hassas veriler sayesinde ekip, yıldızın 20 yılı aşkın süredeki yolunu haritalandırdı. Şans eseri, bu dönem yıldızın karadelik yoldaşına en yakın olduğu ve gökyüzünde en hızlı hareket ettiği anlara denk geldi. Yıldızın, oMEGACat BH-2 etrafındaki yörüngesini 94 yılda tamamladığı belirlendi; bu, bilinen en uzun dönemli karadelik ikilisi unvanını taşıyor.

Uzun yörünge periyodu, bu ikilinin kökenine dair de ipuçları veriyor. Sistem muhtemelen dinamik olarak oluşmuş; yani yıldız ve karadelik yoldaşı başlangıçta birlikte değillerdi, küme içinde birbirlerini buldular. Araştırmacılar, oMEGACat BH-2 gibi bir sistemin, yaklaşık 12 milyar yıllık küme yaşına kıyasla çok kısa olan 1 milyar yıldan daha az bir sürede yakındaki yıldızlarla karşılaşmalar sonucu parçalanacağını hesapladı.

Seth, "Küresel yıldız kümelerindeki karadelik popülasyonlarını anlamak önemli çünkü fizikleri ve oluşum süreçleri hakkında belirsizlikler var. Özellikle karadelik oluşumu ve ardından dinamik olarak ikili sistemlerin oluşum sürecini anlamak hayati, çünkü bu, kütle çekim dalgalarını yorumlama ve anlama yeteneğimizi etkiliyor. Omega Centauri gibi ortamlar, ikililerin birleşerek bu dalgaları yarattığını düşündüğümüz ana yerler" diye ekledi.

BETA PICTORIS'İN SAKLANAN ÜÇÜNCÜ GEZEGENİ

Eş zamanlı olarak, Avrupa Güney Gözlemevi'nin (ESO) Çok Büyük Teleskobu'nu (VLT) kullanan bir gökbilim ekibi, Beta Pictoris yıldızı etrafında dönen üçüncü bir gezegen keşfetti. Beta Pictoris d adı verilen yeni gezegen, aynı sistemdeki ilk gezegen Beta Pictoris b'den 100 kat daha sönük ve Dünya'dan görüntülenen en hafif ötegezegenlerden biri olma özelliğini taşıyor.

Edinburgh Üniversitesi'nden (Birleşik Krallık) çalışmanın eş başyazarı Ben Sutlieff, "Bu, tesadüfi bir keşifti. Başlangıçta sistemdeki bilinen bir gezegeni, Beta Pictoris b'yi, zaman içinde nasıl değiştiğini görmek için incelemek istedik. Ancak görüntüleri analiz ederken, Beta Pictoris b'den ayrılan başka bir şey fark ettik ve bu bizi tamamen yeni bir yola yönlendirdi" dedi.

Almanya'daki ESO gökbilimcisi ve diğer eş başyazar Markus Bonse, verilere bakarken "'Başka bir şey daha var, gördün mü?' dediğini hatırlıyor. Keşfi doğrulamak için ekip, ESO arşivindeki geçmiş gözlemleri inceledi. Beta Pictoris d'yi 11 yıl öncesine kadar uzanan çok sayıda görüntüde buldular; hatta birinde, daha büyük komşusu Beta Pictoris b'nin parıltısına karşı zar zor görülebiliyordu.

Oxford Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Jayne Birkby, "Gezegen d, 10 yılı aşkın süredir bizimle saklambaç oynuyor gibiydi ve ancak şimdi 'bulduk!' diyebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

EN SÖNÜK ÖTEKİ GEZEGEN: 2.4 JÜPİTER KÜTLESİ VE GENİŞ YÖRÜNGE

Yeni keşfedilen gezegen, sistemdeki diğer ikisi gibi Jüpiter veya Satürn benzeri bir gaz devi. Ancak Beta Pictoris d, Beta Pictoris b ve Beta Pictoris c'ye kıyasla çok daha geniş bir yörüngeye sahip. İlk iki gezegen Jüpiter'in yaklaşık 10 katı kütleye sahipken, yeni gezegen sadece 2.4 Jüpiter kütlesinde; bu da onu Dünya'dan görüntülenen en hafif ötegezegenlerden biri yapıyor. Gezegen aynı zamanda nispeten soğuk ve ev sahibi yıldızına göre son derece sönük.

Doğrudan görüntüleme tekniği, yalnızca bir nesneden gelen ışığın fotoğraftaki gibi yakalanmasıyla çalışır ve bu, gezegenin çok daha parlak yıldızının yanında görünecek kadar parlak olmasını gerektirir. Beta Pictoris d kadar sönük bir gezegenin doğrudan görüntüsünü almak önemli bir başarı. Bonse, "Yeni gezegen, aynı sistemdeki ünlü gezegen Beta Pictoris b'den 100 kat daha sönük ve bu da onu Dünya'dan doğrudan görüntülenen en sönük ötegezegen yapıyor" diye açıklıyor.

İKİ FARKLI TELESKOPTAN BAĞIMSIZ KEŞİF

Beta Pictoris d'nin ilk net tespiti, Sutlieff, Bonse ve ekipleri tarafından VLT'deki ERIS aletiyle yapıldı. Kaliforniya Üniversitesi'nden Aidan Gibbs liderliğindeki bağımsız bir ekip ise aynı gezegeni James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile keşfetti. Her iki çalışma da bugün The Astrophysical Journal Letters'da yayımlandı.

Bir gezegen keşfini doğrulamak için genellikle takip gözlemleri gerekir. Ancak bu sistem kapsamlı bir şekilde incelenmişti ve ESO ile JWST bilim arşivlerinde birçok görüntü saklanıyordu. Birkby, "Ne mutlu ki, önceki SPHERE gözlemlerinde de ortaya çıktı. Potansiyel yeni gezegeni nerede arayacağımızı öğrendikten sonra, tüm bu süre boyunca verilerde saklandığı ortaya çıktı" dedi.

CEA Paris-Saclay'den ortak yazar Valentin Christiaens, "Arşiv SPHERE verilerindeki tespitler kendi başlarına çok heyecan verici olmakla kalmıyor, aynı zamanda VLT aletlerinin arşivlerinde hala birçok hazinenin saklı olduğunu gösteriyor" diye ekledi.

Beta Pictoris, HR 8799'dan sonra doğrudan görüntülenen ikiden fazla gezegene sahip ikinci sistem oldu. Sutlieff, "Doğrudan görüntülenen birden fazla ötegezegene sahip sistemler keşiflerin 'kutsal kasesi'dir çünkü bize aynı oluşum ortamında farklı ötegezegenlerin nasıl olduğu hakkında çok şey öğretebilirler" dedi.

Beta Pictoris d ayrıca, gezegen sistemindeki bir gizemi de çözdü: tam olarak doğru kütle ve konuma sahip olması, etrafındaki enkaz diskine (gezegen oluşumunun kalıntıları) özel şeklini veren faktörü açıklıyor.

GELECEĞİN TELESKOPLARIYLA YENİ KEŞİFLER BEKLENİYOR

Bu keşifler, Hubble ve Webb'in yanı sıra VLT gibi yer tabanlı teleskopların arşiv verilerinin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Avrupa Güney Gözlemevi'nden doktora sonrası araştırmacı Maximilian Häberle, "Bu yeni keşif, Hubble Uzay Teleskobu arşivinin muazzam miras değerini vurguluyor. Omega Centauri'deki orta kütleli karadeliğin doğrulanmasının ardından oMEGACat astrometrik yeniden analizimizden elde ettiğimiz ikinci büyük atılım" dedi.

Araştırmacılar, Beta Pictoris d gibi sönük gezegenlerin ve Omega Centauri'deki karadeliklerin keşfinin, gökbilimcilerin karadelik oluşumu ve gezegen sistemlerinin evrimi hakkındaki mevcut teorilerini iyileştirmeye yardımcı olacağını belirtiyor. Edinburgh Üniversitesi'nden Beth Biller, "Gezegenlerin arkadaşları var gibi görünüyor. Doğrudan görüntülenen ünlü ötegezegen sistemlerinin çoğunda aynı sistemde birden fazla dev gezegen var ve ELT'deki aletlerle ortaya çıkabilecek daha düşük kütleli gezegenlerin olması muhtemel" dedi.

Keşifler, ESO'nun yakında faaliyete geçecek olan Aşırı Büyük Teleskobu (ELT) ile yapılacak gözlemlerin önünü açarken, evrenin en derin ve en sönük sırlarının daha da aydınlatılacağına işaret ediyor.

Yorumlar