Yahudilik

Tevrat'a göre Mısır’a gönderilen on bela

10 Bela ve ardından yaşanan Kızıldeniz'in yarılması, sadece bir ulusun kurtuluş öyküsü değil, aynı zamanda insanın tanrıyla ilişkisinin, imanın, itaatin ve özgürlüğün evrensel sembolik anlatısıdır.

Tevrata göre Mısır’a gönderilen on bela

10 BELANIN SEMBOLİK ÖNEMİ

On bela, İsrailoğulları’nın Mısır’dan Çıkış (Exodus) yolunu açan ilahi müdahale zinciridir. Her bela aynı zamanda Mısır’ın doğa tanrılarına (Nil, kurbağa, güneş, hayvan tanrıları vb.) meydan okuma içerir. Öyküdeki yapı: uyarı, bela, geçici pişmanlık, kalbin katılaşması şeklinde tekrarlanır, Tâ ki son bela ile Firavun’un direnci kırılıncaya kadar bu yapı tekrarlanır. Her bela, hem bir ceza hem de Mısır’ın çok tanrılı inancına karşı Tanrı’nın gücünü gösteren bir işarettir.

Tevrat’ta (Çıkış 7-8) ilk belaları gerçekleştiren kişi genelde Harun olarak geçer. 

Bunun birinci nedeni Musa’nın geçmişiyle bağlantılıdır: Musa bebekken Nil’e bırakılmış ve Nil onu kurtarmıştı. Ayrıca bir Mısırlıyı öldürdükten sonra cesedi toprağa gömmüştü. Bu yüzden su ve toprak Musa için bir nevi “koruyucu” unsurlardı. Bu nedenle, suyu kana çevirme ve topraktan bit çıkarma gibi doğaya zarar veren mucizeleri Harun gerçekleştirir. Bu, Tanrı’nın Musa’ya saygısının bir göstergesi olarak yorumlanır.

İkinci neden ise peygamberlik hiyerarşisi: Tanrı, Musa’ya “Seni Firavun’a karşı Tanrı gibi yaptım, Harun da senin peygamberin olacak” demiştir (Çıkış 7:1). Yani Musa, Firavun’la doğrudan muhatap olan kişi; Harun ise onun sözcüsü ve mucizeleri uygulayan eli. Bu nedenle Musa emreder, Harun uygular.

MISIR'A TANRI TARAFINDAN GÖNDERİLEN 10 BELANIN ÖYKÜSÜ

Tanrı, İsrailoğulları’nı Mısır’daki kölelikten kurtarması için Musa Peygamberi, Firavun’la konuşmakla görevlendirir. Firavun, Hz. Musa'nın teklifine kulan tıkar ve İsrailoğulları’nı serbest bırakmayı reddeder. Bunun üzerine Tanrı, Mısır'ı belalarla yola getirmeye zorlar. Bela öncesi Musa Firavun’u uyarır; bela gelir; Firavun geçici olarak yumuşar; bela kalkınca yine inat eder. Son beladan sonra Firavun İsrailoğulları’nın gitmesine izin verir.

İşte Tevrat’taki (Çıkış Kitabı) on bela

1. Nil’in Kana Dönüşmesi

Musa, Firavun’dan halkını salıvermesini ister, reddedilir. Harun asasını Nil’e vurur, sular kana dönüşür. Mısırlılar su içemez, balıklar ölür, nehir kokar. Mısırlı büyücüler de benzerini yapınca Firavun’un kalbi katılaşır. 7 gün sürer.

2. Kurbağa İstilası

Harun asasını sulara uzatır. Nil’den kurbağalar çıkar, evleri, yatakları, fırınları, yoğurma teknelerini doldurur. Firavun yalvarır, Musa dua eder, kurbağalar ölür. Firavun rahatlayınca sözünden döner.

3. Bit (veya Tatarcık) Belası

Harun asasını yere vurur, toz bit/tatarcık olur.  İnsanlar ve hayvanlar rahatsız olur.
Mısırlı büyücüler bunu taklit edemez, “Bu Tanrı’nın parmağı!” derler. Firavun yine dinlemez.

 4. At Sinekleri (veya Vahşi Hayvanlar)

Tanrı, İsrailoğulları’nın yaşadığı Goşen bölgesini bu beladan koruyacağını söyler. Sinek sürüleri Mısır’ı kaplar, evler dolup taşar. Firavun, “Bu ülkede kurban kesin” der; Musa reddeder. Firavun “yalnızca çölde kurban kesin” diye pazarlık yapar; bela kalkınca yine cayar.

Firavun’un taktiği: Firavun, İsrailoğulları’nın Mısır sınırları içinde kurban kesmesini ister. Amacı,  kontrolü elde tutmak (Halkı göz önünde tutmak, kaçmalarını engellemek), Dini ve siyasi egemenlik göstermek (Sizin tanrınız da benim topraklarımda bana tabi olarak kurban kesebilir mesajı vermek) ve tam özgürlüğü engellemektir yani gitmelerine izin vermez sadece dini ritüel izni verir.

Musa, Firavun’un teklifini kesinlikle reddeder. Sebepleri:

Kurbanın doğası: İsrailoğulları’nın keseceği hayvanlar (koyun, keçi vb.), Mısırlılar için kutsal sayılan hayvanlardı (örneğin koç, tanrı Amon’un sembolüydü). Mısırlıların gözü önünde bu hayvanları kesmek, kitle çatışmasına ve linç riskine yol açabilirdi.

Tam özgürlük talebi: Musa sadece ibadet izni değil, tam bir çıkış ve özgürlük istiyordu. “Çölde kurban kesmemiz gerek” diyerek, halkın Mısır’dan tamamen ayrılmasını şart koştu.

Tanrı’nın emri: Tanrı, “halkımı çölde bana ibadet etmeye götür” demişti. Mısır topraklarında kurban, bu emre aykırıydı.

Firavun’un pazarlığı: Firavun, “Peki, çölde kesin ama çok uzaklaşmayın” der. Bu da yalancı bir tavizdir; amacı hâlâ halkı kontrol altında tutmaktır. Musa bunu da reddeder. Sonunda bela kalkınca Firavun yine sözünden döner.

5. Hayvan Salgını

Tanrı, Mısır hayvanlarına ölümcül salgın gönderir. Atlar, eşekler, develer, sığırlar, koyunlar telef olur. İsrailoğulları’nın hayvanlarına bir şey olmaz. Firavun hâlâ direnir.

6. Çıban Belası

Musa ve Harun, ocak kurumunu göğe savurur. İnsanlarda ve hayvanlarda acılı çıbanlar çıkar. Mısırlı büyücüler de çıbandan mustariptir, Musa’nın karşısına çıkamaz. Firavun’un kalbi daha da katılaşır.

7. Dolu ve Fırtına

Tanrı, “Şimdiye kadar görülmemiş bir dolu yağdıracağım” diye uyarır. Dolu yağar, yıldırımlar düşer; insan, hayvan ve ekinleri vurur. Yalnızca buğday ve kavuzlu ekinler zarar görmez (henüz olgunlaşmamıştır). İsrailoğulları’nın bölgesine dolu düşmez. Firavun “Günah işledim” der, ama bela durunca yine inat eder.

8. Çekirge İstilası

Doğudan esen rüzgâr çekirgeleri Mısır'a getirir. Çekirge sürüleri gökyüzünü karartır, tüm yeşillikleri, ağaçları, ekinleri yerler. Firavun “Beni affet” diye yalvarır. Musa dua eder, batıdan şiddetli rüzgâr çekirgeleri Kamış Denizi’ne süpürür. Firavun yine sözünden cayar.

9. Üç Gün Süren Karanlık

Musa elini göğe uzatır, Mısır zifiri karanlığa bürünür. 3 gün boyunca kimse yerinden kıpırdayamaz.
İsrailoğulları’nın yaşadığı yerlerde ışık vardır. Firavun, “Hayvanlarınızı bırakın, gidin” der; Musa “Hepsini almalıyız” diye karşı çıkar. Firavun öfkelenir ve Musa’yı huzurundan kovar.

10. İlk Doğanların Ölümü

Son uyarı: “Gece yarısı Mısır’ı baştan başa geçeceğim, tüm ilk doğanlar ölecek.” şeklinde olurç  İsrailoğulları kapı sövelerine kuzu kanı sürerek korunur. Gece yarısı Tanrı’nın meleği ilk doğan insan ve hayvanları öldürür. Firavun’un oğlu da ölür. Mısır’ın her yerinden feryatlar yükselir.
Firavun sonunda pes eder: ve "Kalkın, gidin!” demek zorunda kalır...,

İsrailoğulları hemen toplanır. Mısırlılar, ölümlerden öyle korkmuştur ki onlara altın, gümüş, mücevher ve giysi verir (böylece İbraniler “Mısır’ın servetini soymuş” olur). Halk, hamur mayasız ekmekler pişirir (çünkü vakti yoktur). Bu, sonradan Fısıh (Hamursuz) Bayramı’nın kökeni olur. Firavun ve danışmanları: “Ne yaptık? İş gücümüzü kaybettik!” der. Pişman olur. Firavun ordusunu toplar, 600 seçme savaş arabası ve diğer askerlerle İsrailoğulları’nın peşine düşer. İsrailoğulları deniz kenarında (genelde Kızıldeniz veya Kamış Denizi olarak yorumlanır) sıkışır: önde deniz, arkada Mısır ordusu. Halk korkuya kapılır, Musa’ya sitem eder.  Tanrı Musa’ya: “Asanı denize uzat!” der. Musa asasını uzatınca, Tanrı güçlü bir doğu rüzgârı gönderir, sular ikiye yarılır, kuru bir geçit açılır. İsrailoğulları gece boyunca denizin ortasından yürüyerek karşıya geçer. Mısır ordusu peşlerinden girer. Tanrı, Mısırlılar’ın tekerleklerini çıkarır, ilerlemelerini zorlaştırır. Musa tekrar asasını uzatır, sular kapanır. Tüm Mısır ordusu (Firavun da dahil bazı yorumlarda) sulara gömülür. İsrailoğulları karşı kıyada kurtuluş şarkıları söyler (Musa’nın Ezgisi).

msitikalem.com

Yorumlar