Uzay

Yeni bir gök cismi keşfedildi: Galaksi olmayı başaramamış kozmik fosil

Yıldız içermeyen ve büyük ölçüde karanlık maddeden oluşan tamamen yeni bir gök cismi türünün varlıüı doğruladı. “Cloud-9” adı verilen bu yapı, erken evrenin galaksi oluşum sürecinden kalma kozmik bir fosil olarak tanımlanıyor.

Yeni bir gök cismi keşfedildi: Galaksi olmayı başaramamış kozmik fosil

BAŞARISIZ GALAKSİ

ilk olarak üç yıl önce Çin’deki FAST teleskobu tarafından algılanan bir cisim artık yeni bir gök cismi olarak literatüre girdi.  Hubble Uzay Teleskobu, astronomide uzun süredir yalnızca teorik olarak varlığı öne sürülen yeni kozmik nesnemin varlığımı kanıtlayan görüntüyü yakaladı.

Keşfi açıklayan bilimsel makale, The Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlandı ve Amerikan Astronomi Topluluğu’nun (AAS) 247. toplantısında düzenlenen basın konferansında kamuoyuna duyuruldu.

Yaklaşık 2 bin ışık yıl uzaklıkta bulunan yeni tür gök cismi Cloud-9 olarak adlandırıldı. NASA'NIN ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) ortak projesi Hubble Uzay Teleskobu tarafından keşfedilen yapı; yıldız barındırmayan, zengin gaz birikimine sahip, büyük ölçüde karanlık maddeden oluşan  bulutsu bir yapı. 

Gökbilimciler, Cloud-9’u, erken evrende galaksi oluşumunun tamamlanamadığı bir sürecin kalıntısı, yani “başarısız bir galaksi” olarak değerlendiriyor.

Araştırma ekibinin baş araştırmacısı Milano-Bicocca Üniversitesi’nden Alejandro Benítez-Llambay, keşfi “Bu, başarısız bir galaksinin hikâyesi. Bilimde çoğu zaman başarısızlıklardan daha fazla şey öğreniriz. Burada yıldızların olmaması, teorinin doğru olduğunu kanıtlıyor.” diyerek özetliyor. v

Reiyonizasyonla Sınırlı H I Bulutu: RELHIC

Cloud-9, bilimsel literatürde “Reiyonizasyonla Sınırlı H I Bulutu” (RELHIC) olarak adlandırılan nesnelerin ilk kesin örneği olarak kayda geçti. “H I” terimi, yapının büyük ölçüde nötr hidrojenden oluştuğunu ifade ediyor. RELHIC’ler, evrenin ilk dönemlerinde ortaya çıkan ancak yıldız oluşturmayı başaramamış ilksel hidrojen bulutları olarak tanımlanıyor.

ESA adına projede yer alan AURA/STScI araştırmacısı Andrew Fox, keşfin önemine dikkat çekerek, “Bu bulut karanlık evrene açılan bir pencere. Evrenin büyük kısmının karanlık maddeden oluştuğunu biliyoruz, ancak ışık yaymadığı için onu doğrudan gözlemek son derece zor” dedi.

Cloud-9, ilk olarak üç yıl önce Çin’deki FAST (Five-hundred-meter Aperture Spherical Telescope) radyo teleskobuyla yapılan bir taramada tespit edildi. Bulgular daha sonra ABD’deki Green Bank Teleskobu ve Very Large Array (VLA) ile doğrulandı. Ancak bulutun gerçekten yıldız içermediği, yalnızca Hubble’ın Gelişmiş Araştırma Kamerası (ACS) sayesinde kesin olarak kanıtlanabildi.

Çalışmanın baş yazarı Gagandeep Anand (STScI), “Hubble’dan önce bunun çok sönük bir cüce galaksi olabileceği iddia edilebilirdi. Ancak Hubble’ın derin gözlemleriyle orada gerçekten hiçbir yıldız olmadığını kesin olarak ortaya koyduk” ifadelerini kullandı.

Kompakt, küresel ve alışılmadık

Cloud-9, Samanyolu çevresinde daha önce gözlemlenen hidrojen bulutlarından belirgin biçimde ayrılıyor. Yaklaşık 4 bin 900 ışık yılı çapındaki çekirdeği son derece kompakt ve küresel bir yapıya sahip. İçerdiği hidrojen gazının kütlesi Güneş’in yaklaşık 1 milyon katı olsa da, gaz basıncı ile yerçekimi dengesi dikkate alındığında toplam kütlenin yaklaşık 5 milyar Güneş kütlesi olduğu ve bunun neredeyse tamamının karanlık maddeden oluştuğu hesaplanıyor.

Cloud-9, yakınındaki Messier 94 (M94) adlı sarmal galaksiyle fiziksel olarak ilişkili görünüyor. Yüksek çözünürlüklü radyo gözlemleri, iki yapı arasında olası bir etkileşime işaret eden hafif gaz bozulmalarını ortaya koyuyor.

Erken evrene dair yeni ipuçları

Araştırmacılara göre Cloud-9, evrende çok sayıda benzer “başarısız galaksi”nin var olabileceğine işaret ediyor. Bu tür nesneler, yıldız ışığına dayalı geleneksel gözlem yöntemleriyle tespit edilmesi zor olan karanlık evren bileşenlerini anlamada kritik bir rol oynuyor.

Yorumlar