Türkiye’nin biyolojik mirası bilimsel yollarla korunuyor
Türkiye'nin doğal mirasları arasında yer alan yaban hayatı, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), rehabilitasyon merkezlerinden gen bankasına uzanan kapsamlı koruma politikalarıyla bilimsel temelde korunmaya çalışılıyor.
Türkiye’nin zengin biyolojik çeşitliliği, ekosistem sağlığının temelini oluşturan ve gelecek nesillere aktarılması gereken doğal miras olarak değerlendiriliyor. Bu mirasın korunması; türlerin bilimsel yöntemlerle izlenmesi, genetik kaynakların güvence altına alınması ve elde edilen veriler doğrultusunda etkili koruma politikalarının geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
TÜBİTAK, DKMP ve AÜ Yaban Hayatı için el eele verdi
Bu kapsamda Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), Ankara Üniversitesi ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi arasında “Yaban Hayatı Araştırmaları ve Genetik Çalışmalarına İlişkin İş Birliği Protokolü” imzalandı. Protokol ile yaban hayatına ilişkin araştırmaların güçlendirilmesi, genetik çalışmaların kurumsal bir altyapıya kavuşturulması ve ulusal ölçekte veri üretimi hedefleniyor.
İş birliği çerçevesinde yaban hayvanlarına ait doku, DNA, RNA ve hücre örneklerini içeren Gen Bankası altyapısının korunması ve genişletilmesi, adli genetik uygulamaların yürütülmesi ve türlerin ulusal durumuna ilişkin bilimsel verilerin üretilmesi öngörülüyor. Elde edilecek çıktılar, hem tür koruma stratejilerinin geliştirilmesine hem de kaçak avcılıkla mücadeleye bilimsel destek sağlayacak.
14 yılda 84 bin yaban hayvanı tedavi edildi
DKMP, doğal afet, yaralanma, hastalık ve bitkin düşme gibi nedenlerle yaşam mücadelesi veren yaban hayvanlarını tedavi ederek yeniden doğal ortamlarına kazandırıyor. 2000’li yılların başında üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve belediyelerle yürütülen bu çalışmalar, bugün DKMP bünyesinde kurumsal bir yapıya kavuşmuş durumda.
Genel Müdürlük tarafından 11 ilde kurulan rehabilitasyon merkezlerinde; acil müdahale, görüntüleme ve cerrahi işlemler, yoğun bakım hizmetleri, türlere özgü davranış rehabilitasyonu
bilimsel protokoller çerçevesinde uygulanıyor. Salım öncesinde kapsamlı sağlık taramaları yapılırken, paraziter ve enfeksiyöz hastalık kontrolleri de gerçekleştiriliyor.
Bu çalışmalar sonucunda 2012–2024 yılları arasında yaklaşık 73 bin yaban hayvanı tedavi edilerek doğaya salındı. 2025 yılı içinde ise 11 bin yaban hayvanı rehabilitasyon sürecinin ardından doğal yaşamına döndü.
Salım sonrası süreçte hayvanların doğaya uyumu; halkalama, işaretleme ve elektronik vericiler aracılığıyla izlenerek, koruma politikalarına geri besleme sağlanıyor.
Üretilen Keklik ve sülünlerle ekosistem destekleniyor
DKMP’nin saha temelli koruma faaliyetleri yalnızca tedaviyle sınırlı değil. Kurum, ekosistemin dengesini desteklemek amacıyla keklik ve sülün üretim ve salım programları da yürütüyor.
Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Yozgat, Gaziantep ve Malatya’da keklik; Samsun, İstanbul ve Gümüşhane’de ise sülün üretim istasyonları bulunuyor. Bu merkezlerde üretilen kanatlı yaban hayvanları, doğal popülasyonları güçlendirmek ve ekosistem üzerindeki baskıları azaltmak amacıyla doğaya salınıyor.
Keklikler, kene popülasyonunun kontrolüne, Sülünler ise özellikle Karadeniz Bölgesi’nde kahverengi kokarcayla biyolojik mücadeleye katkı sunmak amacıyla kullanılıyor.
2014’ten bu yana 281 bin 942 keklik ve 246 bin 200 sülün doğaya salındı. Toplamda 1 milyon 28 bin kanatlı yaban hayvanı, DKMP’nin üretim ve salım programları kapsamında ekosisteme kazandırıldı. Salım yapılan bölgeler üç yıl süreyle ava kapatılarak türlerin tutunması ve korunması sağlanıyor.
Kaçak avcılıkla mücadele için vatandaşlara uyarı
DKMP, yasa dışı avcılığın yaban hayatı üzerindeki en büyük tehditlerden biri olduğuna dikkat çekerek, vatandaşları mevzuata aykırı avcılık faaliyetlerini ilgili birimlere bildirmeye çağırıyor.
Öte yandan, vatandaşların iyi niyetle yaptığı bazı müdahalelerin de yaban hayvanları açısından olumsuz sonuçlar doğurabildiği belirtiliyor. Özellikle yavru hayvanların “yalnız kaldığı” düşüncesiyle doğadan alınmasının, aslında doğal süreci bozabildiği vurgulanıyor. DKMP, bu tür durumlarda uzman ekiplerin değerlendirmesi olmadan müdahale edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor.







Yorumlar