Yunan Mitolojisinin hazin aşk öyküsü: Aneyas ve Elissa

01 Ocak 2018 Pazartesi

Kendisine Dido ve Didon da denen güzeller güzeli prenses Elissa; güney Akdeniz bölgesindeki Fenike kralının kızıydı… Kral ölünce sarayın etkin kişileri; Elissa’nın erkek kardeşi prens Pigmalyon’u, yaşının küçük olmasına karşın gene de kral olarak başa geçirdiler ve amcası Siserbas’ı da, kral yardımcısı olarak atadılar…

ELİSSA’YI AMCASIYLA EVLENDİRDİLER..

Bu arada güzel Elissa’yı da amcası Siserbas’la evlendirdiler. Yaşı biraz büyüyünce kral Pigmalyon; amcası Siserbas’ın gizli hazineleri olduğunu öğrendi. Bu yüzden de bir tuzak kurdurup kral yardımcısı amcasını boğdurup saraydan uzaklaştırdı!.. Pigmalyon tam hazinelere el koymak üzereyken Siserbas’ın karısı ve kızkardeşi Elissa da; kendisini seven etkin kişilerin yardımıyla, öldürülen kocasının hazinelerini torbalara doldurdu. Ayrıca dıştan bakıldığında altın torbalarına benzeyen kum torbaları da hazırlatıp bir gemiye yükletti ve hemen denize açıldı…

Elissa; kendisini izleyen kardeşi kral Pigmalyon’u yanıltmak için, kum torbalarını birer birer denize ataraktan yol almaya başladı. Böylece hazineleri denize attığını sanan kardeşinin kendisini izlemesine engel oldu!..

AYNEYAS’IN GEMİSİ KARTACA’YA SAVRULDU…

Uzun bir yolculuktan sonra Elissa ve adamları, Kuzey Afrika kıyılarındaki bir limandan karaya çıktılar. Oranın Kartacalılar denen yerli halkı; bu göçmenleri, Akdenizlilerin o içten konukseverliğiyle ülkelerine buyur etti… Bir süre sonra göçmenler; sürekli yerleşim için biraz toprak isteyince, şaka yollu, bir öküz derisi sundu Kartaca yöneticileri göçmenlere… Bu derinin kaplayabileceği genişlikte bir toprak parçasını, sürekli oturum için kullanabileceklerini söylediler!..

Ayneyas ve anası tanrıça Afrodit

Kurnaz Elissa da, bu postu ince ince kıydırıp kıl kalınlığından kırk kat daha ince ipliklere dönüştürdü! Sonra da onları ucu ucuna ekledi ve bu uzun şeridin çevrelediği topraklarda bir kent kurdurdu!..

Troya’dan kaçan Ayneyas’ın gemisini, azgın bir fırtına işte bu yeni kurulan Kartaca’ya sürükleyip getirdi. Henüz kentleşme çalışmalarını sürdüren ülkenin kraliçesi Elissa da; deniz kazasına uğrayan Troyalı Ayneyas ve yoldaşlarını, gerçekten de büyük bir konukseverlikle konağına buyur etti. Günlerce ağırladı. Ama bu geçen günler içinde de, yakışıklı ve tanrıça Afrodit’in kaçamak oğlu Ayneyas’a yavaş yavaş gönlü kaymaya başladı…  Ne var ki zaten kraliçe Elissa’nın güzelliğini ve bir ülke oluşturup yönetmedeki becerilerini kıskanan tanrıça Afrodit de; onun güzel oğlu Ayneyas’a olan duygularını büyük bir fırsat olarak değerlendirdi hemen…

ELİSSA DELİ DİVANE VURULDU AYNEYAS’A!

Ayneyas’a daha da delidivane vurulması için, yanından hiç ayırmadığı yaramaz Eros aracılığıyla, sürekli aşk okları saldı güzel Elissa’nın yüreğine! Aşk oklarıyla başı dönen Elissa da; kraliçeliğini ve töreleri hiçe sayarak, bu yabancı delikanlıya bütün benliğiyle, varıyla yoğuyla bağlandı. Artık iki âşık birlikte gezip tozdukları günlerin birinde, bir mağarada seviştiler. Tanrıça Afrodit’in buyruğuyla dedikodu tanrıçası Fama; bu aşk öyküsünü; bütün dünya ülkelerine duyurdu. Afrodit’in amacı; Elissa’nın başarılarını, becerilerini böylesi dedikodularla gölgelemekti. Ne var ki kraliçenin Ayneyas’a olan tutkusu gitgide daha da yalazlanıyordu. Hızını alamayan tanrıça Afrodit; bu kez Olimposlu tanrı ve tanrıçaları uyardı. Çünkü onlar Ayneyas’a, yıkılan ve yakılan Troya’nın yerine, İtalya’da yeni bir krallık kurmakla görevlendirmişlerdi… O yüzden tanrılar Ayneyas’a; amacının Kartaca’da Elissa’yla aşk yaşamak değil, ama biran önce bu yabancı ülkeden ayrılıp İtalya’ya gitmek ve orada Roma İmparatorluğu’nun çekirdeğini oluşturmak olduğunu sert bir dille anımsattılar…

Ayneyas da bu buyruğa boyun eğmek zorunda kaldı. O yüzden sevgilisi Elissa’dan ve ülkesi Kartaca’dan gizlice kaçmanın yollarını aramaya başladı. Zaten bir yandan da komşu ülkelerin kralları; Elissa’yı acımasızca kınıyorlardı!..

BİR DENİZ FENERİNE DÖNÜŞTÜ ELİSSA…

Bu arada Elissa da, sevgilisi Ayneyas’ın ülkesinden gizlice kaçma niyetinde olduğunu sezmekte fazla gecikmedi! Onunla uzun uzun bu konuyu konuştu. Tanrılara ve krallara meydan okuyaraktan giriştiği bütün çabalarına karşın, sevgilisi Ayneyas’ı ülkesinde tutamayacağını anladı.

Ama onun ayrılığına da dayanamayacağını duyumsadı bütün benliğiyle, içi acı acı yanaraktan…

Gene uykusuz kaldığı bir gecenin sabahında güzel ve mahzun Elissa, büyük bir odun yığını hazırlattı limanda. Sonra da sevgilisiyle paylaştığı ve bu sözde yasak aşkını anıştıran nesi var nesi yoksa; giysilerini takılarını, ortak yataklarını bu büyük odun yığınıyla harmanlattı. Ayneyas da bütün isteksizliğine karşın bir geceyarısı, yanındaki kürekçi yoldaşlarıyla birlikte, yeni bir ülke kurmak üzere, İtalya’ya doğru yelkenlerini açtı gizlice…

Limanda sevgilisinin deniz ötelerine çekip gidişini, bir süre gözyaşlarıyla izledi Elissa…

Sonra da karanlık denizde yitirdiği sevgilisine belki de son kez bir kılavuz feneri olabilmek için, kendini hançerlemeden önce verdiği buyruk üzerine yardımcıları; kraliçe Elissa’nın cansız bedenini ve anılarıyla harmanlanacak o büyük odun yığınını ateşe verdiler…