Aşırı sıcakların tehdit ettiği en riskli kentler

07 Temmuz 2026 Salı

Aşırı sıcaklarda en büyük risk sadece en sıcak olmak değil


Oxford Üniversitesi araştırmasına göre, aşırı sıcakların yol açtığı riskler yalnızca termometrede görülen değerlerle açıklanamıyor. Uluslararası araştırma, sosyal kırılganlık, ekonomik koşullar ve altyapı kapasitesinin, sıcak hava dalgalarının insanlar üzerindeki etkisini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını ortaya koyuyor. 

Araştırma, 21 Mayıs 2026 tarihinde Sustainable Cities and Society dergisinde yayımlandı. "Moving beyond exposure: a globally comparable framework for heat risk assessment in cities" başlıklı çalışmanın yazarları, Nethmi Jayaratne Kariyawasam, Jesus Lizana ve Radhika Khosla oldu. Çalışma, Oxford Üniversitesi bünyesindeki ZERO Institute ile Smith School of Enterprise and the Environment araştırmacıları tarafından yürütüldü.

Araştırma aşırı sıcaklarda en riskli şehri Basra olarak gösteriyor

Araştırmaya göre; Irak'taki Basra şehrini dünyanın en riskli şehir. Hindistan, Pakistan, Nijerya ve Gana, yüksek risk puanına sahip şehirlerin en çok olduğu ülkeler. En riskli şehirlerin %95'inden fazlası Güney ve Güneydoğu Asya ile Sahra Altı Afrika'da yer alıyor. Mısır'ın Kahire, Tayland'ın Bangkok, Vietnam'ın Hanoi  ve Hindiatan'ın Jaipur  gibi önemli turistik destinasyonları ve uluslararası iş merkezleri de riskin en fazla olduğu 50 kent arasında

Araştırmacılar, nüfusu 1 milyonun üzerindeki 205 kenti inceleyerek, bugüne kadar yaygın olarak kullanılan yalnızca sıcaklık temelli değerlendirmelerin yetersiz kaldığını belirtti. Bunun yerine sıcaklık tehlikesi, toplumsal kırılganlık ve kentlerin başa çıkma kapasitesini birlikte değerlendiren yeni bir küresel risk endeksi geliştirildi.

En riskli kentlerin yüzde 95'i iki bölgede

Araştırmaya göre en yüksek sıcaklık riski taşıyan kentlerin yüzde 95'inden fazlası Güney ve Güneydoğu Asya ile Sahra Altı Afrika'da bulunuyor.

Özellikle Hindistan, Pakistan, Nijerya ve Gana, risk endeksinde ilk sıralarda yer alan çok sayıda kente ev sahipliği yapıyor. Bulgular, bu bölgelerde yüksek sıcaklığın yanı sıra yoksulluk, düşük ekonomik kapasite, yetersiz altyapı ve sınırlı serinleme imkanlarının riski büyüttüğünü gösteriyor.

Çok sıcak olmak her zaman en riskli olmak anlamına gelmiyor
Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de yüksek sıcaklığın tek başına en büyük risk anlamına gelmemesi oldu.

Araştırmada Bangkok, Kuala Lumpur ve Cidde gibi kentlerin çok yüksek sıcaklık yüküne rağmen güçlü altyapı, daha yaygın yeşil alanlar ve daha yüksek başa çıkma kapasitesi sayesinde en riskli kentler arasında yer almadığı belirtildi.

Buna karşılık Karaçi, Faysalabad ve Kaduna gibi kentlerde sıcaklık düzeyi görece daha düşük olmasına rağmen sosyal kırılganlık ve altyapı eksiklikleri nedeniyle toplam riskin çok daha yüksek olduğu tespit edildi.

Yoksulluk ve altyapı eksikliği riski büyütüyor

Araştırmacılar, özellikle çocuk nüfusunun fazlalığı, yaşlı nüfus oranı, düşük kişi başına gelir, klima kullanımının sınırlı olması, yeşil alan eksikliği ve yüksek elektrik maliyetlerinin sıcak hava kaynaklı sağlık risklerini ciddi biçimde artırdığını belirtti.

Bu nedenle kentlerin yalnızca sıcaklıkla mücadele etmeye değil, aynı zamanda sosyal politikaları güçlendirmeye, yeşil alanları artırmaya ve sürdürülebilir serinleme altyapısına yatırım yapmaya odaklanması gerektiği vurgulandı.

Araştırmacılar, her kentin risk profilinin farklı olduğunu belirterek, bazı kentlerde önceliğin gölgelendirme ve yeşil alan artırımı, bazılarında ise erken uyarı sistemleri, halk sağlığı önlemleri ve uygun maliyetli serinleme çözümleri olması gerektiğini ifade etti.

Çalışmada geliştirilen yöntemin, gelecekte kentlerin iklim değişikliğine uyum planlarının hazırlanmasında kullanılabilecek küresel ölçekte karşılaştırılabilir ilk kapsamlı sıcaklık risk çerçevelerinden biri olduğu değerlendirildi.

Oxford Smith Girişimcilik ve Çevre Okulu'nda doktora araştırmacısı olan baş yazar Nethmi Jayaratne Kariyawasam konu hakkında 'Risk için önemli olan sadece yüksek sıcaklıklara maruz kalmak değil. Çalışmamız, kentsel ısı riskinin ortaya çıktığı çeşitli yolları ortaya koyan çok yönlü küresel ısı riski değerlendirmelerinin önemini vurguluyor. Özellikle Asya ve Afrika'daki birçok büyük şehirde, aşırı sıcaklık yüksek kırılganlık ve sınırlı başa çıkma kapasitesiyle örtüşüyor. Bu kombinasyon, ısı riskini önemli ölçüde artırabilir ve bazı durumlarda yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir.' Çalışma, nüfusu 1 milyondan fazla olan 205 şehri sıralıyor ve kentsel ısı riskini etkileyen tüm faktörlerin kapsamlı bir açıklamasını sunmak yerine, şehirler arası tutarlı karşılaştırmaya olanak tanıyan temel bir risk göstergeleri kümesi tanımlıyor. Ele alınan faktörler arasında, yaş ve mali imkanlar gibi ısıya bağlı hastalık ve ölüme yatkınlığı artıran demografik ve sosyoekonomik koşullar, klima gibi soğutma altyapısına erişim ve ağaç örtüsü gibi ekolojik tamponlar yer alıyor" diyor.

Araştırmanın eş danışmanlığını yapan Smith İşletme ve Çevre Okulu'nda Doçent olan Dr. Radhika Khosla  'Çalışmamız, ısı riski planlamasının sadece yüksek sıcaklıklara maruz kalmayı değil, aynı zamanda kırılganlığı ve başa çıkma kapasitesini de açıkça ele alması gerektiğini gösteriyor. Klima talebi dünya çapında artıyor, ancak birçok kişi bunu karşılayamıyor. Ve bu enerji yoğun soğutma yöntemine aşırı derecede güvenirsek, kısır bir döngü içinde küresel ısınmayı daha da artırma riskiyle karşı karşıya kalırız. Herkes için adaptasyonu ve termal konforu ölçeklendirmek için, insanların güvenliğini sağlamaya yönelik incelikli bir yaklaşımı göz önünde bulundurmalıyız; pasif soğutma ve fanlar ve soğutucular gibi düşük enerjili teknolojiler ilk adım olarak sıralanmalıdır.' sözleri ile araştırmayı yorumluyor.

Mühendislik Bilimi'nde Doçent ve araştırmanın eş danışmanlığını yapan Dr. Jesus Lizana araştırma ile ilgili şunları söyledi: 'Bu çalışma, dünya çapındaki şehirlerdeki kentsel ısı riskinin ilk küresel olarak uyumlu ve doğrudan karşılaştırılabilir değerlendirmesini sağlıyor.' Bu, uyum çabalarına en acil ihtiyaç duyulan yerleri belirlemek için güçlü bir araç sağlıyor ve gelecekte, veri kümeleri iyileşmeye devam ettikçe, bu çerçevenin gelecekteki versiyonları, küresel ölçekte iklim uyum ilerlemesinin ve kentsel ısı direncinin izlenmesini destekleyebilir.'Bu haber veya bu içeriğin yeniden yayınlanması hakkında daha fazla bilgi için lütfen news.office@admin.ox.ac.uk adresinden iletişime geçin.

Kaynak: Sustainable Cities and Society ve Oxford Üniverstiesi