Duayen Tiyatro Sanatçı Haldun Dormen vefat etti

21 Ocak 2026 Çarşamba

Türk tiyatrosu 21 Ocak 2026’da sahne ışıklarını kısarak Haldun Dormen’i uğurladı. Oysa Dormen için sahne, hiçbir zaman yalnızca bir meslek alanı değil; bir hayat biçimi, bir ahlak, bir disiplin ve her şeyden önce seyirciyle kurulan canlı bir bağdı. Güldürünün inceliğini vodvilin temposuyla birleştiren bu büyük tiyatro insanı, neredeyse bir asra yayılan yaşamı boyunca Türk sahne sanatlarının hem hafızası hem de kurucu iradesi oldu.

Türk Tiyatrosunun duayen sanatçılarından, oyuncu yönetmen, eğitmen ve oyun yazarı Haldun Dormen, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 97 yaşında dünya hayatına gözlerini yumdu. 

Ünlü Tiyatro Saanatçısı Haldun Dormen'in vefatını oğlu Ömer Dormen, sosyal medya hesabından "Sevgili babam Haldun Dormen'i ebediyete uğurlamanın tarifsiz üzüntüsü içindeyim. Onu tanıyan, seven ve hayatına dokunduğu herkese başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun." ifadeleriyle duyurdu.

Sanatçı, kısa süre önce geçirdiği enfeksiyon nedeniyle özel bir hastanede tedavi görüyordu.

Devlet sanatçısı Haldun Dormen, 1990'lı yıllarda Hacettepe Üniversitesi tarafından Onursal Bilim Doktoru ünvanıyla ödüllendirildi, birçok önemli festivalde onur ödülüne değer görülmüştü.

Aşağıdaki metni, verdiğiniz kapsamlı bilgileri ansiklopedik dilden çıkarıp, dergi–portre tadında, anlatı gücü yüksek ve saygı duruşu niteliğinde bir özel biyografi olarak kurguladım. Kronoloji korunuyor; ancak metin “madde madde hayat özeti” değil, bir tiyatro insanının sahneyle kurduğu uzun ilişkiyi anlatan bütünlüklü bir yaşam anlatısı şeklinde ilerliyor.

Haldun Dormen Kimdir?

5 Nisan 1928’de Mersin’de dünyaya gelen Ahmet Haldun Dormen, Kıbrıslı bir iş insanı olan Sait Ömer Bey ile İstanbullu bir paşa kızı Nimet Rüştü Hanım’ın oğluydu. Ailesinin seçtiği “Dormen” soyadı, anlamdan yoksun görünse de zamanla Türk tiyatrosunun en anlamlı imzalarından birine dönüştü. Henüz bir yaşına gelmeden İstanbul’a taşınan Dormen, çocukluğunu ve gençliğini Şişli’de, Atatürk Evi’nin karşısındaki Ömer Bey Apartmanı’nda geçirdi. Sekiz yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağında kalıcı bir sakatlık oluştu; fakat bu durum onun sahneye olan tutkusunu zayıflatmak yerine, iradesini daha da keskinleştirdi.

Sahneyle ilk karşılaşması, Galatasaray Lisesi’nde ortaokul öğrencisiyken oynadığı Demirbank adlı oyunda, yirmi beş kuruşluk küçük ama kader belirleyici bir rolle oldu. Lise eğitimini Robert Kolej’de tamamladıktan sonra rotasını Amerika Birleşik Devletleri’ne çevirdi. Yale Üniversitesi’nde aldığı tiyatro eğitimi, Dormen’in sanat anlayışını biçimlendiren en önemli dönemeçlerden biri oldu. Yüksek lisans derecesiyle mezun olduktan sonra ABD’de iki yıl boyunca çeşitli tiyatrolarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı; Hollywood’daki Pasadena Playhouse’da sahneye çıktı. Bu deneyim, onun disiplinli, tempolu ve seyirciyle doğrudan temas eden sahne anlayışının temelini oluşturdu.

Türkiye’ye döndüğünde, Muhsin Ertuğrul’un yönetimindeki Küçük Sahne’ye katıldı ve Cinayet Var adlı oyunda canlandırdığı dedektif rolüyle Türk seyircisinin karşısına çıktı. Ardından Beyoğlu Parmakkapı Sokak’ta, genç amatörlerle birlikte kurduğu 60 kişilik cep tiyatrosu, onun “tiyatro her yerde yapılır” anlayışının ilk somut örneği oldu.

22 Ağustos 1955 gecesi, Süreyya Sineması’nda sahnelenen ilk oyunla Dormen Tiyatrosu doğdu. Bu tiyatro, yalnızca bir sahne değil; Türk tiyatrosunun modernleşme sürecinde bir okul, bir laboratuvar ve bir yıldızlar geçidi hâline geldi. Papaz Kaçtı, Bit Yeniği, Şahane Züğürtler gibi oyunlarla seyirciyi güldürürken, sahne arkasında Erol Günaydın’dan Metin Serezli’ye, Nisa Serezli’den Altan Erbulak’a kadar pek çok sanatçıyı yetiştirdi. 1957–1972 yılları arasındaki dönem, Dormen Tiyatrosu’nun altın çağı olarak hafızalara kazındı.

1961 yılında sahnelediği Sokak Kızı İrma, Türkiye’de batılı tarzda sahnelenen ilk müzikal olarak tiyatro tarihine geçti. Bu yapım, hem türün yerleşmesinde hem de Gülriz Sururi gibi isimlerin yıldızlaşmasında belirleyici oldu. Dormen, müzikali yalnızca bir eğlence formu olarak değil, sahne disiplininin en zor ama en öğretici alanlarından biri olarak gördü.

Sinemaya da yönetmen olarak dokunan Dormen, Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin filmleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde önemli ödüller kazandı. Gişede beklenen karşılığı bulamayan bu filmler, buna rağmen Türk sinemasında tiyatro kökenli anlatının güçlü örnekleri arasında yer aldı.

1972’de artan borçlar nedeniyle tiyatrosunu kapatmak zorunda kalması, Dormen için bir geri çekilme değil; yön değiştirme oldu. Televizyon programları, köşe yazıları, konservatuvar dersleri ve akademik çalışmalarla sanat üretimini sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda verdiği derslerle, sahne bilgisini doğrudan genç kuşaklara aktardı.

1980’li yıllarda Egemen Bostancı ile başlayan iş birliği, Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Şen Sazın Bülbülleri gibi müzikallerle yeni bir sahne rüzgârı estirdi. 1985’te İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelediği Lüküs Hayat, neredeyse bir neslin tiyatroyla tanışma anına dönüştü ve onlarca yıl kapalı gişe oynadı.

Haldun Dormen, yalnızca oyunlar sahneleyen bir yönetmen değil; tiyatronun kurumsallaşması için çalışan bir kültür insanıydı. Afife Tiyatro Ödülleri’nin fikir babası olarak, sahne emekçilerinin görünürlüğünü artırdı. Yazdığı kitaplar ve oyunlarla, Cumhuriyet dönemi tiyatrosunun belleğini kayıt altına aldı.

2000’li yıllarda Dadı dizisindeki Uşak Pertev rolüyle geniş kitlelerce tanınsa da, o her zaman “önce tiyatrocu” olarak anılmayı tercih etti. Seksenli yaşlarında yeniden sahneye çıkması, onun için sahnenin bir yaş sınırı olmadığının en somut göstergesiydi.

İki yüz ellinin üzerinde ödül, fahri doktoralar, onur plaketleri… Ancak Haldun Dormen’in gerçek mirası, sahneden yetişen oyuncular, seyirciyle kurulan bağ ve “iyi yapılmış tiyatronun” ne olduğuna dair bıraktığı ölçüttü.