Depremzede öğrencilerin eğitime devamı nasl sağlanabilir?

20 Şubat 2023 Pazartesi

Büyük bir yıkım ve kayıpla mücadele etmeye çalışan çocukların, güven duygusunu yeniden kazanmaları için en önemli şeyin rutinlerine geri dönmek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Mustafa Öztürk, “Çocuklar bu süreçte kendilerini, afet öncesindeki olağan yaşantının, özellikle okulun gerektirdiği kurallar, rutinler ve beklentilerin, tamamen dışında hissedebilirler. Bunun farkında olarak, onları özlediğimizi ve okula döndükleri için ne kadar mutlu olduğunuzu tam olarak onlara hissettirmemiz gerekir. Eğer çocuk yepyeni bir okul ortamındaysa tabii ki onun için yeni rutinler ve beklentiler oluşturmak gerekecektir. Okuldan uzak kaldığı için ya da yaşadığı felaket nedeniyle okulu pek düşünme fırsatı bulamamış çocuklarla yeniden ilişki kurmak, yeni rutinler oluşturmak okula geri döndüklerinde yapılacak en önemli şeydir. Çocuklar gerçekten özlendiğini bilirse, okula yabancılaşmayacak ve okula aidiyet duygusu pekişecektir” dedi. 

 “Çocuklara sosyalleşme olanağı yaratılmalı”

Çocukların okulda sosyalleşme olanaklarını artırılmasını sağlamanın büyük bir önem taşıdığını belirten Öztürk, “Okuldan uzun süre ayrı kalan çocuğun, okula geri döndüğünde akranlarıyla yapacağı paylaşımlar, teneffüslere veya öğle yemeği saatlerine sığmayacak kadar birikmiş olacağından, öğretmenlerin günlük programı esneterek planlayacağı serbest etkinlikler bu noktada işlevsel olacaktır. Etkinliklerin daha oyun temelli ve eğlenceli oluşu da çocuklar için faydalı olacaktır. Bu adımın devamı niteliğinde programda veya ders planlarında yapılacak uyarlanmalar, içerik yoğunluğunun hafifletilmesi, ders ve konu akışın yavaşlatılması, ödev yükünün azaltılması gibi adımlar da odaklanma sorunu yaşayan çocukların öğrenme sürecinde ilerleme kaydetmesini sağlayacaktır” açıklamasında bulundu.

 “Yardım faaliyetlerine dahil etmek öğrencilere bir amaç kazandırır”

Bir diğer eylem türünün ise yardım faaliyetlerine dahil olmak olduğunu söyleyen Öztürk, “Bu toparlanma sürecinde çocuklarımızı yardım faaliyetlerine katılmaya teşvik etmek çok işlevsel bir adım olacaktır. Böylece çocukların umutsuz ve çaresiz hissettikleri dönemde onlara bir amaç kazandırılacak ve başarı duygusunu hissetmeleri sağlanacaktır. Onlara bu toplum için değerli birer fert olduklarını hissettirmek adına küçük ya da büyük her türlü gönüllü faaliyetlere katkıda bulunmaları için güdülemeyiz” ifadelerini kullandı. 

“Beklenti azaltılmalı”

Bu süreçte öğretmenlerin çocuklardan beklentisini azaltması gerektiğinin altını çizen Öztürk,  ”Çocukları eğitsel beklentilerle ve okul rutinleriyle meşgul edelim derken bu sürecin onlara bolca ödev vermek veya bolca soru çözdürmek şeklinde anlaşılmaması gerekiyor. Çocuklara çok fazla sorumluluk yüklemek, aşırı görev vermek onların stresini daha da artıracaktır” diye konuştu.

“Öğretmenler ruhsal sağlıklarına dikkat etmeli”

Öğretmenlerin de ruhsal sağlıklarına dikkat etmesi gerektiğine dikkat çeken Öztürk, ”Bir öğretmen olarak ilk önce öğrencilerimizi düşünmeyi ve onlar için endişelenmeye zaten hazırız. Bu mesleki içgüdü kriz durumlarında daha da güçlenip büyüyecektir. Öğrencilerin yardımına koşarken kendimizi de ihmal etmemeli, kendi ruh sağlığımıza da dikkat ettiğimizden emin olmalıyız. Kendi iyi olma halimizi sağladığımızda sınıflarımızdaki çocuklarımızın yardımına daha sağlıklı koşabiliriz. Unutulmamalıdır ki öğretmenler bir felaketle sakince ve güvenle başa çıktıklarında öğrencilere en iyi desteği sağlayabilirler” ifadelerini kullandı.