Goethe'nin Hz. Muhammed için yazdığı şiir

13 Eylül 2021 Pazartesi

  • Şiir: Johann Wolfgang von Goethe’den
  • Türkçeye çeviren: Prof. Dr. İbrahim Serhat Canbolat

Mahomet’s Gesang

Seht den Felsenquell,

Freudehell,

Wie ein Sternenblick;

Über Wolken

Nährten seine Jugend

Gute Geister

Zwischen Klippen im Gebüsch.

Jünglingsfrisch

Tanzt er aus der Wolke

Auf die Marmorfelsen nieder,

Jauchzet wieder

Nach dem Himmel.

Durch die Gipfelgänge

Jagt er bunten Kieseln nach,

Und mit frühem Führertritt

Reißt er seine Bruderquellen

Mit sich fort.

Drunten werden in dem Tal

Unter seinem Fußtritt Blumen,

Und die Wiese

Lebt von seinem Hauch.

Doch ihn hält kein Schattental,

Keine Blumen,

Die ihm seine Knie umschlingen,

Ihm mit Liebesaugen schmeicheln:

Nach der Ebne dringt sein Lauf

Schlangenwandelnd.

Bäche schmiegen

Sich gesellig an. Nun tritt er

In die Ebne silberprangend,

Und die Ebne prangt mit ihm,

Und die Flüsse von der Ebne

Und die Bäche von den Bergen

Jauchzen ihm und rufen: ‘Bruder!

Bruder, nimm die Brüder mit,

Mit zu deinem alten Vater,

Zu dem ewgen Ozean,

Der mit ausgespannten Armen

Unser wartet

Die sich, ach! vergebens öffnen,

Seine Sehnenden zu fassen;

Denn uns frißt in öder Wüste

Gierger Sand; die Sonne droben

Saugt an unserm Blut; ein Hügel

Hemmet uns zum Teiche! Bruder,

Nimm die Brüder von der Ebne,

Nimm die Brüder von den Bergen

Mit, zu deinem Vater mit!

Kommt ihr alle!

Und nun schwillt er

Herrlicher; ein ganz Geschlechte

Trägt den Fürsten hoch empor!

Und im rollenden Triumphe

Gibt er Ländern Namen, Städte

Werden unter seinem Fuß.

Unaufhaltsam rauscht er weiter,

Läßt der Türme Flammengipfel,

Marmorhäuser, eine Schöpfung

Seiner Fülle, hinter sich.

Zedernhäuser trägt der Atlas

Auf den Riesenschultern; sausend

Wehen über seinem Haupte

Tausend Flaggen durch die Lüfte,

Zeugen seiner Herrlichkeit.

Und so trägt er seine Brüder,

Seine Schätze, seine Kinder

Dem erwartenden Erzeuger

Freudebrausend an das Herz.

(Johann Wolfgang von Goethe)

MUHAMMED İÇİN ŞİİR

Kayadan süzülen pınara bak,

Sevinç aydınlığında,

Bir yıldız bakışı gibi;

Bulutlar ötesinde

Gençliğini beslerdi

İyi ruhlar

Çalılıkta kayalar arasında.

Gençlik tazeliğiyle

Sıçrıyor bulutlardan aşağıya

Mermer kayalar üstüne,

Ve coşkuyla tekrar

Yükseliyor gökyüzüne.

Yüksek tepe geçitlerinde

Önüne katarak rengârenk çakıl taşlarını

Sürüklüyor erken önderlik çıkışıyla

Bütün kardeş pınarları

Kendisiyle birlikte.

Aşağıda vadide

Ayak bastığı yerlerde çiçekler

Ve çimenler

Hayat bulurlar onun nefesiyle.

Ne gölgeli vadiler tutar onu

Ne de çiçekler

Sevecen gözlerle, gülücüklerle

Dizlerine dolanan, iştiyakla:

Düzlüğe doğrudur onun akışı

Kıvrım kıvrım, inatla.

Dereler kucaklaşıyorlar

Hoşnutlukla. O da ulaşıyor

Düzlüğe gümüş parlaklığında,

Ve parıldıyor düzlük onunla,

Ve düzlükteki ırmaklar

Ve dağlardan inen çaylar

Kıvanıp onunla sesleniyorlar: ‘‘Kardeş!

Kardeş, götür kardeşlerini beraber,

Beraber şu kadim hazineye,

Ebedi okyanusa,

Kollarını açmış

Bizi bekleyen,

Boşuna, ah!, boşuna açmış kollarını

Özleyenlerine sarılmak için;

Çünkü kemiriyor bizi ıssız çölde

İhtiraslı kum taneleri, yukarıda güneş

Emiyor iştahla kanımızı, bir de tepe

Havuza ulaşmamızı engelliyor! Kardeş,

Al kardeşlerini ovalardan,

Al kardeşlerini dağlardan

Kavuştur yüce iradeye!’’

Gelin sizler hepiniz!

Ve işte o yüceliyor

İhtişamla; bütün bir nesil

Genç önderi yükseklere taşıyor!

Ve gümbürdeyen zafer törenleriyle

İsimler veriyor ülkelere, şehirler

Onun ayakları altında kuruluyor.

Önü alınmaz biçimde çağıldıyor

Yalım yalım zirvelerde kuleleri,

Mermer evleri, bolluk bereket eserlerini

Ardında bırakıyor.

Sedir ağacından evler taşır Atlas

Dev omuzlarında; uğuldayarak

Dalgalanır başının üstünde

Rüzgâra açılan binlerce bayrak,

Tanık olarak onun yüceliğine.

İşte böyle taşır o kardeşlerini,

Hazinelerini, çocuklarını

Onları bekleyen Yaradan’a

Duyarak, sevinçten kalp atışını