Türkiye'nin hangi bölgeleri Koronavirüsten daha çok korktu

30 Nisan 2020 Perşembe

Koronavirüsün toplum psikolojisine yansımaları bakımından Türkiye’nin en geniş katılımlı araştırması, Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Araştırma, Küresel Covid-19 salgını ile ortaya çıkan davranış değişikliklerinin birey ve toplum psikolojisine etkisini gözler önüne serdi.

Türkiye genelinde 81 ilde geniş katılımla gerçekleştirilen, 6 bin 318 kişinin katıldığı, online anket üzerinden yapılan “Türkiye Koronafobi ve Salgınla İlişkili Duygu Çalışması” başlıklı araştırmanın sonuçları salgın kapsamında alınan önlemler doğrultusunda online düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Dört boyutta değerlendirme yapıldı

Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirilen araştırma, Covid-19 salgınının kişilerde oluşturduğu kaygı, korku, süreç yönetimi ile ilgili algı ve olgunlaşma olmak üzere dört boyutta değerlendirme yapılmasını hedefledi. Araştırmaya katılan 897 sağlık çalışanına ilişkin çarpıcı verilerin de ortaya çıktığı çalışmada, korku ve kaygılar açısından en çok etkilenen bölgelerden salgının hayatımıza etkilerine kadar ilginç veriler yer aldı.

En çok Doğu Anadolu ve Ege korkuyor

Araştırma sonuçlarına göre “Koronavirüsten çok korkuyorum” diyenlerin oranı %50 ile Doğu Anadolu Bölgesi ve % 49 oranı ile Ege Bölgesi oldu. Bu oranı %47 ile Akdeniz bölgesi izlerken; Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bu oran %43 oldu. Karadeniz bölgesi ise %41 ile en az korkan bölge oldu.

Koronavirüsten hiç korkmadığını söyleyenlerin oranı ise Karadeniz bölgesinde %15, Güneydoğu Anadolu bölgesinde %14, İç Anadolu bölgesinde %13, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde %12, Marmara’da %11 ve Akdeniz’de %10 olarak belirlendi.

Akdeniz bölgesi Koronavirüs haberlerini izlerken gergin ve endişeli

“Koronavirüsle ilgili haberleri izlerken gergin ve endişeli oluyorum” diyenlerin oranı %56 ile Akdeniz bölgesi olurken; Akdeniz bölgesini %55 ile Doğu Anadolu, %54 ile Ege bölgesi takip etti. Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgesindebu oran %50 olurken; Karadeniz bölgesinde bu oran %45 ile en düşük oran oldu.

“Koronavirüs hakkında düşünmek beni çok rahatsız ediyor” diyenlerin oranı da %51 ile en yüksek Doğu Anadolu bölgesinde oldu. Koronavirüs düşüncesi, %50 ile Akdeniz, %49 ile Ege ve Güneydoğu Anadolu, %47 İç Anadolu bölgesini çok rahatsız ederken; Marmara ve Karadeniz bölgelerinde bu oran %45 oldu.

Koronavirüs nedeniyle ölmekten çok korkuyorum

“Koronavirüs nedeniyle hayatımı kaybetmekten çok korkuyorum” diyenlerin oranı Ege bölgesinde %43 ile en yüksek olurken; Doğu Anadolu’da %40 oldu. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu görüşte olanların oranı %39 iken; Akdeniz bölgesinde %38, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde ise %37 oldu.

“Ne zaman Koronavirüsü düşünsem ellerim titriyor” diyenlerin oranı %11 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde ölçüldü. Bunu %9 ile Doğu Anadolu bölgesi izlerken; Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde %8 oldu. İç Anadolu bölgesi ise %7 ile geride kaldı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da uykular kaçıyor

“Koronavirüs kapmaktan endişeli olduğum için uykum kaçıyor” diyenlerin oranı ise %15 ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri oldu. Akdeniz bölgesinde %12 olan bu oran Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde %11 oldu. Karadeniz’de bu oran %10 olarak belirlendi.

Koronavirüs düşüncesi, kalp çarpıntısına yol açıyor

“Ne zaman Koronavirüs kapmakla ilgili düşünsem kalp çarpıntım oluyor” diyenlerin oranı ise ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde oldu. Akdeniz’de %17 olan bu oran, Ege ve Doğu Anadolu’da %15 olan bu oran, Marmara ve İç Anadolu’da %14, Karadeniz bölgesinde ise %13 oldu.

Kadınlar erkeklere göre daha çok korkuyor

Araştırma cinsiyete, çocuk sahibi olma durumuna, yerleşim yerine, Covid-19 testi pozitif bir birey tanımaya, Covid-19 nedeniyle hastanede yatan birini tanımaya, Covid-19 nedeniyle vefat eden bir birey tanımaya göre korkuların oranlarının değiştiğini gözler önüne serdi. Buna göre, kadınların korku, endişe, Covid hakkında düşününce rahatsız olma ve Covid nedeniyle hayatını kaybetmekten çok korkma oranları erkeklere göre daha yüksek. Büyükşehir ve metropollerde yaşayanların haber ve sosyal medya izlerken endişe duyma oranları %52 iken ilçe ve kasabada yaşayanlarda bu oran %47 çıktı.

Salgın sürecinin belirsizliği kaygılandırıyor

Araştırmada salgın ilişkili farklı kaygı konuları dikkat çekti. Buna göre katılımcıların %49.6’sı salgın sürecinin belirsizliği nedeniyle kaygı yaşıyor.

Ceza İnfaz Yasasındaki düzenleme sonuçları kaygı veriyor

Salgın nedeniyle gerçekleştirilen Ceza İnfaz Yasası’ndakidüzenleme sonuçlarını kaygı verici bulanların oranı ise %45.6 oldu.

Sosyal ilişkilerden uzak kalmak %40.9, kişinin ölümü halinde aile bireylerinin geleceği ile ilgili kaygısı %35.3, yeterli sağlık hizmeti alamama endişesi %31.3, koruyucu ekipmana ulaşamama endişesi %31.1, ekonomik sorunlar yaşama kaygısı %30.8, kendi ya da çocuğunun eğitiminin aksaması %24.8, evden dilediği zaman çıkamamak %27.8, aile bireylerinin ruhsal durumları %27.6, fiziksel güvenliği sağlayamama kaygısı %26.6, toplumda silahlanma yaşanması kaygısı %23.4, etkinlik/ibadet/hobileri sürdürememek %23.1, gerekli durumda il dışına çıkamamak %22.0, işsiz kalma kaygısı %21.3 olarak belirlendi.

Sağlık çalışanlarında kaygılar

Araştırma, Koronavirüsle mücadelede en önde savaşan sağlık çalışanlarının kaygılarına ilişkin verileri de ortaya koydu. Çalışmaya katılan 897 sağlık çalışanı, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili %55 oranında kaygı taşıyor. Sürecin belirsizliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %50, İnfaz düzenlemesi değişikliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %49 oldu. Sağlık çalışanları yeterli koruyucu ekipmana ulaşamamak konusunda %44, ölümü halinde aile bireylerinin gelecekleri konusunda %43 oranında kaygı duyuyor.

Tıbbi-bilimsel süreci %58 başarılı buldu

Araştırmada katılımcıların süreç yönetimine ilişkin algılarıyla ilgili oranlar da ortaya çıktı. Süreçle ilgili kamu otoritelerinin çalışmalarını yeterli ve tatmin edici buluyorum” diyenlerin oranı %46 oldu. Katılımcıların %58’i “Covid-19 ile tıbbi mücadele konusunda dünyadaki gelişmiş ülkelere göre ülkemi daha başarılı görüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık çalışanlarına yönelik düşünceler olumlu yönde gelişti

“Covid-19 sürecinde sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerim olumlu yönde gelişti” diyenlerin oranı %82 oldu.

Kadınların %49‘u, erkeklerin %35’i hayatlarını etkileyecek biçimde korkuyor

Salgın sürecinin olgunlaşmaya etkilerinin de ölçüldüğü araştırmada katılımcıların %74’ü “Elimdekilerin kıymetini daha iyi anladım”, %59’u “Yaşamda önem verdiğim şeylerin öncelik sırası değişti” dedi. “Zorlukları göğüsleyebileceğimi anladım” ve “Olayları olduğu gibi kabulleniyorum” diyenlerin oranı %56 olurken; “Manevi konulara ilgim arttı” diyenlerin oranı %49 oldu. Katılımcıların %48’i de “İlişkilerime daha çok emek sarf etmeye başladım” dedi.

Salgın sürecinde kadınlar, erkeklere oranla daha fazla oranda psikolojik olgunlaşma bildirdi. Sonuçlara göre kadınlar önceliklerinin değişmesi açısından %61 oranında etkilenirken erkeklerde bu oran %50 oldu. Kadınlarda maneviyat %53 oranında artarken erkeklerde bu oran %38 oldu. İlişkilere emek kadınlarda %51, erkeklerde ise %40 olarak belirlendi.

Araştırma sonuçları altı başlıkta toplandı

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçları “süreç yönetimi”, “geleceğe yönelik kaygılar”, “korkular”, sağlık çalışanları”, “olgunlaşma” ve “cinsiyet farklılıkları” olmak üzere altı başlıkta toplandı.

Süreç yönetimi: Sağlık çalışanları çok büyük oranda daha pozitif algılanıyor. (%82) Katılımcıların yarıdan fazlasıtıbbi ve bilimsel süreçlerin yönetimini gelişmiş ülkelerden daha iyi buluyor. (%58)

Geleceğe yönelik kaygılar: Sürecin belirsizliği (%50), ceza infaz yasası düzenlemesinin sonuçlarına dair endişe (%46), sosyal ilişkilerden uzak kalmak (%41), sağlık hizmetine ulaşamama kaygısı (%31) genel toplumda en yüksek kaygılar.

Korkular: Taranan toplumda kadınların %49‘u, erkeklerin %35’i hayatlarını etkileyecek biçimde korkuyor. Haberler ve sosyal medya takip ederken yaşanan endişeler yüksek (%51)

Sağlık çalışanları: Korkuları daha düşük olmakla birlikte kaygıları toplum genelinden daha farklı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artması endişesi (%55), koruyucu ekipman bulamama korkusu (%44)ve kendi ölümleri halinde aile bireylerinin refahları ile ilgili endişe (%43) duyuyorlar.

Olgunlaşma: Tüm bu korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı psikolojik olgunlaşma bildirmekte. En yüksek oran, sahip olduklarının kıymetini bilme konusunda (%74).

Cinsiyet farklılıkları: Kadın katılımcıların korku ve kaygıları daha fazla, erkek katılımcıların ise psikolojik olgunlaşma süreçleri daha zayıf.

Türkiye olgunlaşıyor

Araştırmanın sonuç bölümünde önerilere de yer verildi:

  • Türkiye olgunlaşıyor
  • Belirsizliklerin olabildiğince azaltılması
  • Sağlık çalışanlarının kaygıları
  • Sağlık çalışanlarını pozitif algılama
  • Covid-19 kaynaklı ölümlerde yakınlara psikolojik destek

Krizin pozitif boyu

  • Kadın erkek farkları
  • Ceza İnfaz düzenlemeleri konusundaki kaygının ele alınması
  • Sağlıkta Şiddet Yasası zamanlaması
  • Sağlık çalışanlarının ölümleri halinde çocuklarının gelecekleri ile ilgili endişeleri

Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar: “7 bölgeden 6 bin 318 kişi katıldı”

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, araştırma ile ilgili genel bilgilendirme yaptı.Sayar, 17-25 Nisan 2020 tarihleri arasında internet üzerinden doldurulan formlarla yürütülen araştırmaya Marmara’dan 3 bin 121, Ege’den 567, Akdeniz’den 483, İç Anadolu’dan 892, Karadeniz’den 569, Doğu Anadolu’dan 240, Güneydoğu Anadolu’dan 292 olmak üzere toplam 6 bin 318 kişinin katıldığını söyledi.

Araştırmaya 18-79 yaşları arasında katılan erkeklerin yaş ortalamasının 33.6 olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, 19-97 yaş aralığındaki kadın katılımcıların yaş ortalamasının 34.3 olduğunu ifade etti. Sayar, araştırmaya katılanların 3 bin 728 kişinin büyükşehir (%59), bin 77 kişinin il merkezi (%17.1) ve bin 513 kişinin ise ilçe ve altı yerleşim yerinde (%23.9) yaşadığını kaydetti.

Araştırmaya katılan kişilerden 3 bin 103 kişinin bekar (%49.1), 3 bin 50 kişinin evli (%48.3) olduğunu kaydeden Sayar, 388 kişinin ortaokul ve altı (%6.2), bin 168 kişinin lise (%18.5), 3 bin 152 kişinin önlisans ve lisans (%49.8) ve bin 610 kişinin yüksek lisans ve doktora (%25.5) mezunu olduğunu söyledi.

897 sağlık çalışanı çalışmaya katıldı

Araştırmaya bin 391 öğrenci (%22), 897 sağlık çalışanı (%14.2), 883 akademisyen (%14), 610 ev hanımı (%9.7), 528 hukuk/kamu çalışanı (%8.4), 404 işsiz (%6.4) ve 1605 diğer meslek gruplarından (%25.3) kişi katıldı.

Araştırmaya katılanların çalışma durumuna bakıldığında 754 ofis-ev dönüşümlü (%11.9), bin 327 evde (%21), 1040 kişi Covid öncesi çalışırken şimdi çalışmıyor (%16.5). 841 kişi sürekli iş yerinde çalışırken (%13.3), 2 bin 356 kişi Covid öncesi çalışmıyordu, şimdi de çalışmıyor. (%37.3)

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yaşamı etkileyecek düzeydeki korku ve kaygı düzeylerinin belirlenmesi amaçlandı”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, selamlama konuşmasında küresel salgından etkilenen ülkemizde toplumun salgınla ilgili yaşamı etkileyecek düzeydeki korkuların, içinde bulunulan sürece ve geleceğe yönelik kaygıların, süreç yönetimi ile ilgili algıların ve psikolojik olgunlaşma düzeylerinin belirlenmesinin amaçlandığını söyledi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bugünkü durumu tespit edersek daha sağlıklı kararlar alırız”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaklaşık 1.5 aydır ciddi bir kriz yaşadığımızı belirterek “Bütün krizlerin iki boyutu vardır. Biri tehlike boyutu diğeri de fırsat boyutu. Sürekli tehlike boyutu üzerinde enfeksiyon hastalıkları uzmanları ya da mikrobiyoloji uzmanlarının yönlendirmesiyle büyük çoğunlukta hepimiz tehlike boyutunu fazla ön plana çıkarıyoruz. Bu gerekli elbette. Sosyal mesafenin tartışılması doğru değil. Bir taraftan da olumsuz etkilenme durumu söz konusu. Ortaya çıkan pandemi anksiyetesi gibi kavram var. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda Mısır, Fransa, Kanada ve İngiltere’de yapılan çalışmalarda toplumda kaygı duyanların oranı %70 civarında olduğu tespit edilmiş.O nedenle biz bu etkilenmeyi gördük. Özellikle Nisan ayının ortalarına doğru böyle bir araştırma yapmaya karar verdik. Bu araştırmanın sosyal değerlendirmeye katkı sağlamasını istedik. Bugünkü durumu tespit edersek sonraki kararların daha sağlıklı alınacağını düşünüyoruz.Heyecan verici sonuçlar ortaya çıktı” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ceza adaleti sistemi kurulmalı”

Araştırmada ortaya çıkan “geleceğe yönelik belirsizlik kaygısı” ve “ceza infaz yasasındaki değişikliklerin sonucuna ilişkin kaygıya” dikkat çeken Tarhan, “17 - 25 Nisan arasında yapılan bu çalışmamızda belirsizlik kaygısı yüksekti ama 25 Nisan’dan sonra bu belirsizliğin düştüğünü söyleyebiliriz. Sürece güven daha da artmış olabilir. Geleceğe yönelik belirsizlik kaygısının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Ceza infaz yasasındaki değişiklikteki endişe için ortaya çıkan %46’lık oran bizi biraz şaşırttı. Demek ki toplumda bunun tam karşılığı yok. Ya da topluma tam anlatılması gerekiyor. Dışarı çıkan insanların yeniden suç işleyeceğine dair, tekrar döneceklerine dair, ıslah olmadan çıktıklarına dair bir algı var. O nedenle Adalet Bakanlığının bu veriyi değerlendirmesi ve yasa değişikliği ile dışarı çıkanlar için bir takip sistemini oluşturması ve bu konuyu politika belirlemede ayrı bir başlık olarak değerlendirmesinde fayda var. Ceza adaleti sistemi çok önemli. Türkiye’de şu anda ceza adaleti sisteminin kurulmasının gerektiğini gösteren bir durum bu” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ülkemizde güven duygusu daha yüksek”

Kadınların %49’unun, erkeklerin %35’inin hayatlarını etkileyecek biçimde korktuğunun anlaşıldığını, literatürdeki çalışmalarda dünyada bu oranın %70 civarında olduğunu belirten Tarhan, “Türkiye’de gelecekle ilgili sürecin yönetimi ile ilgili insanların korkusunun daha az olması bu anlamda güven duygusunun daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sağlık çalışanları açısından bizi en çok şaşırtan şey Sağlık Çalışanları koronavirüs’ten daha fazla oranda kendilerine şiddet uygulanmasından, maruz kalmaktan korkuyorlar. Sağlık çalışanları şu anda cephedeki asker gibi. Çocuğunu evini bırakmış otelde kalanlar var. Covid pozitif olmuş iyileşip dönüp tekrar çalışanlar var. Bu korkunun politika belirleyenlerin göz önüne almasında fayda var” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde”

Olgunlaşma süreci verilerinin ayrı bir önemi olduğunu belirten Tarhan, “Tüm korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı ümitsiz, karamsar değil. Psikolojik olgunlaşma süreci bulunuyor. Burada en yüksek oran olarak ‘Sahip olduklarımın kıymetini bilme’ %74 oranında çıktığını görüyoruz. Önem verdiğimiz öncelik sırası değişti, zorlukları göğüslemeyi öğrendim, olayları olduğu gibi kabulleniyorum oranları da dikkat çekiyor. Manevi konulara ilgim arttı %49, ilişkilerimde daha çok emek sarf ediyorum diyenler yüksek oranda çıktı. Burada toplumda daha çok güven oluşturacak bilgilendirmelere ihtiyaç var. Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde. İnsanlarda şu anda zihinsel dönüşüm etkisi var. Daha az bencil, çıkarcı olacak, daha fazla empati yapabilecek, insani değerlerin farkına varacak. Haz ve hız peşinde koşan bir sosyal algılama vardı bunun sorgulandığını görüyoruz. Bu aslında krizin bizim için geliştiren travma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Bunun da orta ve uzun vadede insanlığa bir kazanım olacağını düşünüyoruz. Covid 19 salgını doğaya, çevreye insani değerlere daha saygılı olmamız konusunda bir farkındalığa sebep oldu diyebiliriz” diye konuştu.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yalnız kalma döneminde ruh sağlığını korumaya odaklanılmalı”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlığın şu andan itibaren daha yalnızlaşmaya alışması gerekiyor. Yalnızlık birkaç sene kaderimiz olacak. İnsanlar bu yalnız olma döneminde ruh sağlığımı nasıl korurum kısmına odaklanmalı. Yalnızlığını gidererek mutlu olmaya alışmış kişiler için çok zor. Ciddi bir davranış değişikliği gerektirir” dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol, araştırma sonuçlarını açıkladı

Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol ise araştırma bulguları hakkında yaptığı sunumunda, araştırma sonuçlarının korkular, salgın ilişkili kaygılar, süreç yönetimi algısı ve olgunlaşma başlıkları altında değerlendirildiğini söyledi.