Yılmaz Erdoğan: Mutluluk hırstan uzaklaştığınızda başlıyor

İstanbul’u terk edip Muğla Köyceğiz’e yerleşen Yılmaz Erdoğan, 12 yıl sonra gelen tiyatro yapma fırsatını kaçırmadı ve tek kişilik gösterisiyle hayranlarıyla hasret giderdi.

Yılmaz Erdoğan: Mutluluk hırstan uzaklaştığınızda başlıyor
İlginizi çekebilir

Türkiye'nin önde gelen komedyenlerinden Yılmaz Erdoğan, geride bıraktığımız günlerde düzenlenen Komedi Festivali'nde sahneye çıktı. ‘Münaşaka' adını verdiği oyunla 12 yıl sonra seyircisinin karşısına yeniden çıkan Yılmaz Erdoğan ile heyecanını ve özel hayatına dair detayları konuştuk.

– ‘Münaşaka'ya kadar neden bu kadar uzun süre ara verdiniz tiyatroya?
Evet, 12 yıl aradan sonra ilk oyunum… Ben film yapıyorum. Hakikaten hesap edemiyorsun ki… Sinema çok zaman alan bir şey. Sinema tam gaz gidiyor. O yüzden bu kadar zaman geçti.

– ‘Münaşaka' oyununuzdan bahseder misiniz?
Oyun aslında iki kişilik ama iki karakteri de ben oynuyorum. ‘Cebimde Kelimeler' oyununda kendimi ve dünyayı nasıl algıladığımı anlatıyordum, bu oyun da yine aynı. Ama çağ değişti. Merak edilen bir sürü konu var ya hakkımda; “Çiftliğe mi gitti, organik pazara mı gitti?” Hepsini anlatan, 12 yıl boyunca neler olduğunu anlatan bir oyun.

Köyceğiz'de oğlum üç ay toprakla iç içe…

– Çiftlik fikri nereden çıktı?
Çiftlik, 10 yıldan fazladır üstüne düşündüğüm bir şey. Film trafiği bitsin, 2017'den sonra orada okul çalışması da yapacağız. Amatör oyuncular için okul kuracağım. Profesyoneller için de workshop'lar yapacağız. İnzivaya çekildiğim düşünüldü ama öyle bir niyetim yok. Köyceğiz'e hem plato kurmaya hem yaşamaya gittim.

– Kaç dönüm araziniz var?
100 dönüm. Herkes organik besleniyor. Bahçedeki ürünlerden besleniyoruz. Oğlum Rodin üç ay boyunca toprakla iç içe. Bu da beni mutlu ediyor.

– Çocukluğunuzu çok mu özlüyorsunuz?
Özlemiyorum ama çok düşünüyorum. Geçmişle ilgili hiçbir şey bilmiyoruz. Oysa bugünü anlamak için dünü iyi bilmemiz gerekiyor. Tarih, artık sinema üzerinden yazılıyor.

– Peki, kurucularından olduğunuz Beşiktaş Kültür Merkezi-BKM işleriniz nasıl yürüyor?
Teknolojinin nimetleriyle. Hiçbir toplantıya katılmak zorunda olmadan iş görebiliyorum.

Güç savaşı EN BÜYÜK sorun

– Son filminiz ‘Ekşi Elmalar' hakkında neler dersiniz?
Anlatmak istediğim şeyi istediğim derinlikte anlattığımı düşünüyorum. “Son filmim” dediğinde, teknik, tecrübe olarak, görsellikle sözü birleştirdiğin noktanın hakkını vermelisin.

Seyirci görünce anlayacaktır, filmin çekiminden sonraki post prodüksiyon aşamasında şaşırtıcı sonuçlar elde ettik. O yüzden sinemada yeni bir sayfa açıldığını düşünüyorum.

– Bu sektörün en büyük sorunu ne olabilir?
Sadece sektör üzerinden bakmayalım, insanoğlunun en büyük sorunu güç savaşı. Güçlü-zengin olmak mutlu olmaya yol açmıyor. İnsanoğlu hırstan uzaklaşarak, yalnızca mutluluğu ararsa, onun peşinden koşarsa dünya yaşanılası bir yer olacak.

Baba olduğumu unuturlarsa hatırlatırım

– Hem kız hem erkek çocuk babasısınız. Kız mı yoksa erkek babası olmak mı zor?
Erkek babası olmak daha zor. Çok daha hareketli kız çocuğuna göre.

– Baba-kız ilişkiniz nasıl?
Hani çok değişik bir arkadaşlık… ‘Babarkadaş' gibi bir şey. Birleştirilebilir ikisi. Baba olduğumu kızım Berfin'le hatırlıyorum: “Saçların ıslak çıkma sokağa!” Arkadaşlık yapmak babanın çocuğa verdiği bir şey değil, çocuğun anne-babaya verdiği bir kavram ve bunu da neden herkes yapmaz anlamıyorum. Çocuklarımla arkadaşlık etmekten çok mutluyum ama şartlarım da var: “Baba olduğumu hatırlatacak bir şey yapmazsanız, arkadaşlığımız çok nefis devam eder. Ama unutursanız, ben hatırlatırım.”

Edda Sönmez - Sözcü

Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ