Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

Yaşamın Amacı…

Bu hafta “korku” konusunda birşeyler yazmak istiyordum ama gelen bir yazı zihnimi başka bir yöne kaydırdı. ,  “Olumlu Karamsarlık. Bazen mutluluk herşey değildir.” şimdi bile yazarken o herşey ne merak ediyorum…

Aslında hakkını vermem gerek, oldukça ilginç bir noktayı vurgulamış, son 10 yılda artan kişisel gelişim ve olumlu düşünme teknikleri bizi nereye götürüyor? Birkaç araştırmadan örnek vermiş… Amerika’da bu son derece popüler bir konu olmasına rağmen toplum daha derin bir mutsuzluğa yelken açmış durumda. Neden?…

Sonra başka bir yazı geldi aklıma, geçen gün gazetede okuduğum:  kişisel gelişim üzerine kitap yazmış bir şahsın -yine Amerika’da- verdiği bir eğitim ya da çalışma esnasında 12 kişilik çadırın içine giren 64 (!) kişiden ikisi aşırı sıcak nedeniyle hayatını kaybetmiş, bir bölümü hastaneye kaldırılmış, adamı da mahkemeye vereceklermiş…. Eğitimin kişi başı ücretini yazmiyim, kafa hesabından değil 64, 164 kişi soksa yeridir. Girenlere sormak istiyorum: Neden?

Bu konulara meraklı biri olarak son 10 yıldır oldukça çok kaynakçadan bilgi aldım, gerek kitap, gerek eğitim gerekse sohbetler olsun. Tam da yazarın popüler olmaya başladığı dönem dediği yıllara denk geliyor benim ilgi alanıma girişi. Evet, bu sürede kaynakçalarda yaşanan inanılmaz artışı da net olarak gözlemledim, eskiden kitapçılarda yeni ne var diye baktığımda bazen elim boş dönerdim şimdi seçiyorum. Neden?

Bütün bu nedenleri ve belki diğerlerini yanyana koyduğumda diyorum ki bizler düşünebilen yaratıklarız öyleyse düşünelim ve kendimize soralım. Eğer kendinizi tanımadan ve hayattan ne istediğinizi bilmeden bazı arayışlar içine girdiyseniz size ne verildiğini ölçecek bazınız da olmaz. Bunu istiyor muyum yoksa istemiyor muyum? Hele bir de başkalarını suçlamaya ve kendinizi kurban pozisyonunda görmeye alıştıysanız. [56504599]

Yazıda diyor ki: “olumlama yaptıkça durum daha vahimleşiyor… sorunlarımızı görmezden gelmeye alışmak için harcadığımız çaba ve başarısızlıklardan dolayı kendimizi suçlamamız bizi eşitsizlik, yeteneksizlik ve aptallık karşısında körleştiriyor… koşullar kötüyken olumluluğun sürekli teşviki, son derece yersiz olmasının yanında tehlikeli şekilde dikkat dağıtıcı da…” hatta finali iddialı bir cümleyle yapmış: “en ilham verici insanlar kendi mutluluklarına en az takıntılı olanlardır, özellikle de yaratmak, değişimi harekete geçirmek ya da hayattan istediklerini söküp almak için emin adımlarla dünyayı arşınlayanlardır!”… Onlara sordu mu acaba????

Yazarın seçtiği kelimeleri tekrar okuyorum ve zihnimde canlandırıyorum …. sorunlar, görmezden gelmek, kötüleşen durumlar, başarısızlıklar, suçlamalar, takıntılar, tehlike, söküp almak… benim için bu tabloda bir ışık yok! Hayata nasıl bakarsanız onu görürsünüz…

Eğer kendinizi tanımadan birileri yapıyor diye, popüler oldu diye bazı akımları takip ediyorsanız, küçücük bir çadırın içinde artan sıcaklığa rağmen dışarı çıkmayı düşünmüyorsanız, papağan gibi düşünmeden sadece isteğiniz diye bazı kelimeleri arka arkaya sıralıyorsanız bir yerlere gitmeme ihtimaliniz çok yüksek. Amerika işin küçük bir noktasını gözden kaçırmış; hayal etme.

Ben, koçlukla ilgili bana en heyecan veren yanı kısaca vizyon tasarımı diye tanımlamıştım. Bunun yanında her bireyin tam ve yetkin olduğuna inanması duruyor. Vizyon tasarımı bugün çoğu bireyin, hatta bunu yapması gereken ekipleri olan firma ve kuruluşların bile tam olarak yapmadığı bir şey. Önce kendinizi tanıyın değerleriniz bilin, sonra hayatınızı vizyonunuzu tanımlayın, sonra da irade gösterin…

[200520038-001] Kendimizi tanımadan, yama usullerle yapılan tüm çalışmalar bizi yukarıya değil aşağıya çeker. Bu ister artan bir depresyon ister anlamadan yapılan uygulamaların ağır bedelleri olsun sonuç aynı. Bu noktada bir yol ayrımı var; hadi hepsini kötüleyerek olduğumuz gibi kalalım ya da düşünelim: Olumlu düşünmek nedir?

Düşünce bir imgede yansır, siz sağır ya da dilsiz bile olsanız düşünebilirsiniz. Olumlama bir tekerleme değildir, zihninizde canlandıracağınız bir görüntüdür. Çinliler kadın hamile kalınca sadece güzel şeylere baksın, güzel ortamlarda bulunsun derler ki bebek güzel bir insan olsun. Zihninize ekeceğiniz tohum güzel olsun ki büyüyecek ağaç da güzel meyveler versin, güzel çiçekler açsın. Bugün Amerikan toplumunun ne düşündüğünü ben film endüstrisinden takip edebiliyorum; korku, şiddet ve güç, kontrol isteği… Yazıda bir de İtalyanlar örnek verilmiş, mutlu insanlar olarak; güldüm… keyifli, eğlenceli İtalyan filmleri, kocaman kahkahalı İtalyan yemekleri geldi aklıma -İtalyan mafyası mı dediniz!?!:)…

1999 yılında okuduğum bir kitap (Holografik Evren) dünyanın geleceğine ait vizyon çalışması yapan bir gruptan bahsediyordu, ortak bir bilinçle güzel bir gelecek hayal ediyorlardı, bu gelecek için ekilen bir tohum ve bizler kendi yaşamlarımızla buna dahil olabiliriz. Hem de çok kolayca, sadece düşünerek! Yine yazarın gözden kaçırdığı bir noktanın altını çizeyim, düşünmek bir başlangıç ve sondur ama arada bir yol vardır. [Resim1]

Düşüncenizin gerçekleşmesi için yapacaklarınız olacak, düşünün ve oturduğunuz yerden kalkmadan herşey sizin olacak demiyorum -olursa ne ala!- eylem yol için gereklidir ki değişim gerçekleşsin. Eylem amacınıza uygun, vizyonunuza yönelik ve iyi olmalıdır -iyi tanımı da size göre-. Ve her eylemden sonra kendinizi kutlayın, başardığınız en küçük şey için yüzünüzde bir gülümseme olsun, bu benliğinize vereceğiniz en büyük motivasyon. Gerçekleştirdiğiniz her şeyin keyfini çıkarmayı unutmayın, içinizdeki küçük çocuğa kahkaha attırmayı başardıysanız doğru yoldasınız.

Bana göre hayatın tek amacı mutluluktur ve bizler kendi mutluluğumuzu yaratacak güce sahibiz. Yaratmıyorsak eğer, tek sebebi seçmemiş olmamızdır…

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ