Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

… Ve Sonsuza Kadar Mutlu Yaşadılar!

Herkesin bir çocukluk masalı vardır, hani büyürken dinlediğimiz… hatta birden çok masal.

Masalların, dinlemesi ve anlatması keyifli hikayelerinin içinde kısa ama keskin öğretiler vardır, zihinlerimizde kendine göre yerler tutmuş.

Sonra büyürken başka bir masal dinleriz, kendi ailemizin masalını, yine keskin öğretilerle… Onlarca yıl bir özete sığdırılır ve kulaktan kulağa en önemli anlarıyla, bu anların getirileri -çoğunlukla da götürüleri- anlatılır.

Ne acılar vardır, ne üzüntüler… nice zorluklara katlanılmış ve bugünlere gelinmiştir. Ne bedeller ödenmiştir sırf bir sonraki kuşak, çocuklar rahat etsin, onlar bunları yaşamasın diye nelere katlanılmıştır.

Şimdi o çocuklar, kendi aile masallarını dinleyip kendilerine öğretiler, belki de dersler çıkarıyorlardır.

Mutluluk yok mu, peki? Olmaz mı! Bunca acının içinde güzel anlar vardır elbet, hatta bazı ailelerin masalları sanki sadece “mutluluk ülkesi”nden çıkmış, hiç acı görmemiş gibidir.

Acaba kimin gözlerinden süzülüp dudaklarından döküldü bu hikayeler?

Bir de şahitler var; fotoğraflar… tek tük fotoğraflara bakıp hikayeleri tamamlamaya çalışırız. Evet, evet, o gözlerde bende hüzünü gördüm, fotoğrafın arkasında bir de tarih var, en zor dönem bu olmalı. Ya da en mutlu an! Baksanıza nasıl da keyifle gülümsüyorlar.

O karenin yakalandığı an… öncesi… ve sonrası…

Öncesi ve sonrası… sek sek oynayarak anlatılan yaşam öykülerinin boşlukları.

Geçen gün bir arkadaşımla sohbet ederken “… ama onlar da bizim gibi yaşadılar, belki dertleri ve üzüntüleri vardı
yine de arkadaşlarıyla sohbet ettiler, arada keyiflenip güldüler, belki güzel bir yemeğin tadını çıkardılar ve yarına baktılar.” dedim.

Şimdi, kendinizi düşünün… yıllar sonra anlatılacak bir masalın baş kahramanı! Acıların çocuğu mu, mutluluklar ülkesinin prensesi mi? Siz kendi hayatınızı anlatırken kendinizi hangi masal kahramanı yapıyorsunuz?

O fotoğrafın öncesinde ve sonrasında neler oluyor?

Sizin zihniniz üzüntüleri mi toplamaya programlı yoksa sevinçleri mi? Hergün biriken hikayenizde neler çöpe atılıyor ve yaşanmamış sayılıyor?

Ah, içinizde minik bir öfke canavarı var “toz pembe gözlükler” takmış olan periye alevlerini mi kusuyor? Ya da “mutluluk ülkesi”nin labirentinde kaybolan küçük çocuk siz misiniz?

Yaşam, hiçbir zaman sürekli aynı noktada seyretmez, kendi içinde değişimi ve dengesi vardır. Ve denge kendini eşitlediğinde mutlu anlar kadar mutsuz anlar, üzüntüler kadar sevinçler, öfkeler kadar sevgiler, korkular kadar cesaret vardır… Ne kadar görmek istemeseniz de vardır. Doğanın kuralı herşeyin zıddını diğerini tamamlaması için devreye sokar. Dramaların oyuncusu olarak büyük dalga boylarıyla tüm bunları doruk noktasında yaşayabilir, ya da sakin sularda gezinir gibi küçük dalga boylarını seçebilirsiniz, size kalmış.

Bugün yeni bir sayfa açın ve aile albümünü elinize alın, tekrar bakın o resimlere ve sek sek oyunundaki boşlukları bir de bu gözle doldurun.

Sonra kendi yaşamınıza dönün, yazın öykünüzü bugüne kadar ve burda, şu anda bir durun, kaleminizi bir sonraki kelimeye geçirmeden düşünün, ne olmasını isterdiniz o kelimenin?…

Bu masalın “öykücü“sü sizsiniz. Seçim sizin.

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ