Özge Genlik tüm yazıları

Uzman Psikolog

UYANIŞ

Doğa ana yeşil renginden kahverengiye dönüşürken; yeniden doğmak için hazırlık sürecine girerken, bizlerin ruhsal durumu da bir dönüşüm sürecinde olabilir….

Depresyon; Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerine göre bir duygu durum bozukluğudur. 2020 yılı itibari ile Dünya genelinde yaygınlığı kalp ve damar hastalıklarının ardından gelecekolan 2. Hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Amerikan Psikitayri Derneği, Ruhsal Bozuklukları Tanısal ve Sayımsal Elkitabının beşinci baskısında (DSM-5) depresyon; yıkıcı duygudurumu düzenleyememe bozukluğu-yeğin(major) depresyon bozukluğu, süregiden depresyon bozukluğu(distimi), aybaşı öncesi(premenstrüel) disfori bozukluğu, maddenin/ilacın yol açtığı depresyon bozukluğu, başka bir sağlık durumuna bağlı depresyon bozukluğu olarak sınıflandırılmıştır.

Ana kriter olarak; çökkün-bunaltılı-sıkıntılı ruh halinin sürekliliğine eşlik eden kişinin daha önceden isteyerek zevk/haz alarak yaptığı eylemlerden kendisini soyutlaması ve uyku, iştah rutinindeki (artma ya da azalma) değişimlerin 2 hafta boyunca seyir etmesi “depresyon bozukluğu” tanısını tanımlamaktadır. Ve genellikle kişi anti-depresan türü ilaçlar ile tedavi edilmeye yönlendirilmektedir.

  • Depresyon bozukluğu sadece bir “duygu durum bozukluğu” mudur?

Depresyon bozukluğu; benliğin uyanış sürecidir. Ruh ile bedenin uyumlu olmadığının beyin ve omurga tarafından ifade ediliş biçimidir. Kendi öz-benliğimizden ayrıştıkça diğer bir deyim ile canımızın istediklerini eyleme geçirmek yerine, “elalem ne der?” kaygısı  ve “olması gereken” gibi zihinsel sınırlandırmalar ile eylemler gerçekleştirirken, Dünya gezegenindeki varoluş amacımızın aksi yönünde eylemlerde bulunmamız yaşamdan bizi soyutlayan “an”ı çalan depresyon bozukluğuna zemin hazırlamaktadır.

Depresyon bozukluğu, dünya ile ve kendimiz ile ilişkimizi yeniden yapılandırmamız için büyük bir fırsattır. Eğer “depresyon bozukluğu” tanısı almış bir insan varlığı iseniz şu an çok şanslı bir süreç içerisinde olduğunuzu bilin. Depresyon bozukluğu süreci boyunca; zihninizi, bedeninizi ve ruhunuzu derinlemesine keşfedebilir ve nihai yaşam amacınız ile buluşabilirsiniz.

  • Depresyon Bozukluğuna Ne Sebep Olmaktadır?
  1. Sinir sisteminin stres uyarıcıya olan tepkisi :

Günümüz insanın en büyük problemi sürekli olarak “problematik” halde bir yaşam sürmesi ve herşeyde “aşırılık” sergilemesidir. Düşüncede, duyguda, eylemde “aşırılık” olması halinde sürekli çalışan zihin ve beden; canın/ruhun/özün gerçekleştirmesi gerekenleri yapamayınca var olan sisteme uyum sağlayamadığı için sinir sistemi sürekli alarm halinde çalışmaktadır. Sıklıkla salgılanan kortizol hormonu hem fiziksel hem de ruhsal yaşlanma belirtilerini beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda bağışıklık sistemi zayıflamakta böylece beden güçsüzleşmektedir. Strese olan dayanıklılığımızı azaltmalıyız. Stresli bir olay deneyimlediğimizde hemen o anda şunu aklımıza getirmeliyiz: “neyi bırakmam gerekiyor? Stres, zihnin bedene bir uyarısıdır. Yaşamımızda bize zarar veren birtakım unsurlar olduğunun göstergesidir. Hemen fark ederek zararı faydaya şifaya dönüştürmek bizim elimizdedir.

2.Para-sempatik sinir sisteminin işlevsel olmayışı:  Vücudu dinginleştiren sakinleştiren sistem zihin sürekli tehdit algısı oluşturduğu için devre dışı kalmaktadır. Dolayısı ile beyindeki serotonin-dopamin-norepinefrin nörotransmiterleri olağan halinden daha az salgılanmaya başlar. Bunun sonucunda bitkin, hüzünlü, isteksiz hisseder, uyku ve iştah düzeyimizde belirgin değişimler deneyimleriz. Depresyon bozukluğu ciddi boyutta insani bir ızdıraptır.

  • Depresyon Bozukluğu Sürecinde İYİLEŞME

Öncelikle depresyon bozukluğunun bir hastalık olmadığını kabul etmemiz gerekir. Depresyon bozuklukları kesinlikle hastalık değildir. Organizmanın var olan sisteme verdiği tepkisi ve benliğin uyanış sürecidir.

Anti-depresan ilaçlar ile belirli semptomları tedavi etmeye çalışmak sonuç vermemektedir. Çünkü; sağlık: fiziksel-ruhsal-sosyal açıdan iyi olma halidir. Sadece fiziksel bir semptomu ortadan kaldırmak “tedavi” eder, “iyileşme” sağlamaz.

İyileşme için; ağacın dallarını budamak yerine ağacın köküne inerek ne olduğuna bakmamız gerekir.

Depresyon bozukluğunun bize vermek istediği mesaj nedir?

Bugüne değin fark etmediğimiz neyin/nelerin farkına varmamızı istiyor?

Bu soruların yanıtlarını keşif için psiko-terapi sürecine yöneliriz ancak sadece zihinsel süreçlere odaklı bir psiko-terapi süreci asla sonuç vermeyecek ve “iyileşme” sağlamayacaktır. Zihin zekidir ve oyun oynamayı sever; sadece sözcüklerin gücüne dayanan bir psiko-terapi sürecinde depresyon bozukluğu tanısı almış kişi, anlattıkça anlatacak zihin yeni hikayeler üretmeye devam edecektir. Psiko-terapi bütüncül ve somatik olmalıdır. Zihine, bedene, ruha dokunan ve yaşamlar boyu süregelen izleri anlamlandıran aynı zamanda şifalandıran bir dönüşüm süreci depresyon bozukluğunu iyileştirir.

Depresyon Bozukluğunu anlamak için öncelikle YAVAŞLAYIN ve ruhsal-duygusal-fizyolojik olarak beslenme sisteminizi “öz”ünüzün sesinin rehberliğinde yeniden yapılandırın

Ruhsal Beslenmenize özen gösterin:

Olanı olduğu gibi kabul edin:  geçmişi değiştiremezsiniz sadece geçmişe yönelik bakış açınızı dönüştürebilirsiniz. Herşeyin olması gerektiği gibi olduğuna inanın ve güvenin. Yaşamınızda gerçekleşmesini istedikleriniz için olumlu cümleler ile niyetlerinizi sözlü olarak yüksek ses ile, yazı aracılığı ile veya renkleri kullanarak yaratıcı resimler ile belirtin.

Meditasyon yapın:  meditasyon beyindeki serotonin salınımını düzenler, para-sempatik sinir sistemini işlevsel hale getirir.. Dinginleşen zihniniz sayesinde bir süre sonra eskisinden daha fazla üretimi çok kısa zamanda gerçekleştirdiğinizi fark edeceksiniz. Meditasyon uygulaması için omurganın kuyruk sokumundan başın tepesine değin dik, esnek ve rahat bir oturuş pozisyonunda olması, gözlerin kapatılması yeterlidir. İlk meditasyon uygulamalarında sessiz ve sakin bir ortam seçmek yerinde bir karar olacaktır. Sonrasında tüm konsantrasyonunuzu sadece nefesinize yöneltin. İlk başta ne kadar çok düşündüğünüzü düşünebilirsiniz, düşüncelere takılıp onlar ile gitmeden sadece nefese odaklanmayı sürdürün birkaç gün sonra düzenli uygulama neticesinde düşünce akımlarınız düzene girecek ve zihniniz dinginleşecek böylece bedeniniz daha rahat ve gevşemiş hissederken zihin alternatif, yaratıcı fikirler üretecektir.

Mudra Uygulayın: her birimizin elleri birer şifa kaynağıdır. Ellerimizin her bir noktası, bedenin ve beynin belli bir kısmına karşılık olan bir tepki bölgesine sahiptir. El parmaklarımızı kullanrak oluşturduğumuz formlara "mudra" ya da "el mühürleri" denilmektedir. Omurganız kuyruk sokumundan başın tepesine değin dik, esnek ve rahat olacak bir biçimde oturun. Her iki kolunuzu dirsekten bükün ve ellerinizin sırtını birbirine değdirerek kalp hizasına getirin. Baş parmaklarınız yeryüzünü işaret ediyor olsun. Gözlerinizi kapatın ve 11 dakika boyunca ellerinizin duruşu sabit bir şekilde sadece nefesinizi gözlemleyin gözünüzün önünde yeşil, mavi ya da lacivert renkler imgeleyebilirsiniz. 1 HAFTA BOYUNCA HER GÜN 11 DAKİKA UYGULAMAYI YAPIN, ÇÖKKÜN RUH HALİNİZ, ÇOŞKULU , YAŞAMDAN KEYİF ALAN HALE DÖNÜŞECEKTİR.

Kendiniz ile konuşun: insan varlığı öncelikle kendi sesine inanır. Kendiniz ile sık sık konuşun. Kendiniz ile dialoglarınızı yazıya dökmek de iyi bir seçenektir.

Hedefiniz olsun: her yeni gün ile şekillenen kısa zamanda ulaşılabilir hedefler belirleyin. Böylece beyindeki dopamin kimyasal salınımı düzenlenir , odaklanma ve hafıza becerilerimiz gelişir.

* Bedensel Beslenmenize özen gösterin:

Düzenli olarak spor yapın, spor yapmak yaşamsal rutininizin içerisinde yer alsın. Hergün en az 20 dakika belirli bir tempoda yürümek en iyi şifa kaynaklarından biridir.

Hatırlayın; esnek omurga = esnek zihin demektir.

Omurganızda omurlar arası disklerde yer açıldıkça sizin yaşama yönelik tutumlarınız da esneyecek ve boşluklar oluşacak.

Omurganızı keşfetmek için yoga yapın. Hem zihinsel hem bedensel hem de ruhsal kadim bir şifa bilimi yogayı deneyin.

Yoga vücudumuzdaki tüm sistemleri düzenler en önemlisi sinir sistemini yeniden yapılandırır. Bu nedenle depresyon bozukluğunun iyileşme sürecinde yoga etkin bir şifa kaynağıdır.

Örneğin, fotoğrafta gördüğünüz “sasangasana” –tavşan pozu; beyindeki “alfa” dalgaları arttırarak sakinlik sağlar. Odaklanmaya yardımcı olur, uykuyu düzenler. Eğitmen eşliğinde uygulama yapınız.

 

Her gün bedeninizin bilge sesine kulak vermek için; “yapmamayı yapmayı” tercih edin diğer bir deyim ile “sessizlik” alanları oluşturun ve hiçbirşey yapmayın sadece dinlemeyi tercih edin. Sessizlik alanınızı oluştururken; sırtüstü kollarınız bedeninizin iki yanında paralel uzanırken avuç içleriniz gökyüzünü işaret ediyor ve açık olsun. Ayaklarınız kalça mesafesinde genişlikte açık ve ayaklar rahat ve gevşek olsun. Bu beden duruşunu her gün düzenli olarak 5 dakika boyunca uygulayın. Uygulama sırasında bedeninizin yeryüzü ile temas halinde olan uzuvlarının farkında olun. Nefesiniz kendi özgün ritminde özgürce akmaya devam etsin. Bedeninizin herhangi bir yerinde ağrı, sızı, rahatsızlık hissederseniz nefesinizi bu bölgeye yönlendirin. Bu beden duruşundan kalkarken önce sağ yan üstü uzanın sağ kol dirsekten bükülü sağ avu içi başınızı destekliyor olsun, ardından bacaklarınızı verdiğiniz nefes eşliğinde karnınıza doğru bükün ve bir cenin pozisyonu alın. Birkaç saniye sonra sol avuç içinizi yeryüzü ile temas ettirek ardından sağ kolunuzun da yardımı ile yavaşça oturur pozisyona gelin. 

 

 

 

 

 

Nefes Uygulamaları Yapın:

Nefes; beden-zihin arasındaki köprüdür. Nasıl nefes alıp veriyorsanız, o düzeyde bir yaşam deneyimi deneyimlersiniz. Nefesiniz sığ ise yaşam doyumsuz ve renksiz, sıradandır. Nefesiniz derinleştikçe yaşamsal bağınızı hisseder her an çoşku ve dinginlik deneyimlersiniz.

Bir süre sadece nefesinizi gözlemleyin. Nefesinizin sesine kulak verin.

Nefesinizin sesi endişeli, huzursuz, hızlı ise:

Kendi nefes ritminiz ile bir tur  nefes alıp-verin. Ardından nefes alırken, odağınız nefes verişinizde olsun; içinizden sayın 1 sayıda nefes alın, 2 sayıda nefes verin.  3-5 dakika uygulamayı sürdürün. Her gün düzenli uygulayın. Omurga daima dik ve esnek olurken nefesler daima burundan alınıp verilmelidir.

 

Nefesinizin sesi sığ, sıkıntılı, umutsuz, durgun ise:

Kendi nefes ritminiz ile bir tur nefes alıp-verin. Ardından nefes alırken boyun kaslarınıza içsel odağınızı yönelterek “sss” sesi çıkararak nefes alın, nefes verirken boyun kaslarınızı çok hafif kasarak “hhh” sesi çıkararak nefesinizi özgür bırakın. Boğaz bölgenizde serinleme hissederken zihniniz dingileşecek. 3-5 dakika uygulamayı sürdürün. Her gün düzenli uygulayın. Omurga daima dik ve esnek olurken nefesler daima burundan alınıp verilmelidir.

Sofranız yeşil renginden zengin olsun: yeşil yapraklı sebzeler; fasulye-ıspanak-brokoli tüketimine ağırlık verin. Kuruyemiş tüketirken yanında papatya ve melisa çayı içmek dinginlik sağlayacaktır.

Duygusal Beslenmenize özen gösterin:

Duygularınızı paylaşın. Çevrenizdeki insalara yönelik her gün birşey sunmaya özen gösterin. Bu ufak bir tebessüm olabilir.

Duygularınızı ifade etmenin ve paylaşmanın birçok yolu var; duygularınızı sözcüklerin gücü ile ifade edebilir, yazı yolu ile zihinsel toksinlerinizden arınabilir, resim çizebilir veya zihinsel pilates yaparak “mandala” tekniği ile gerçekleştirebilirsiniz.

Sosyal ağınızı genişletin, sizin düşünce yapınızdan farklı gruplar içerisinde bulunmaya özen gösterin.

Duygularınız daima alkali olsun. Beslenmemizdeki asidik ve alkali besinler gibi; öfke-kıskançlık, ümitsizlik gibi duygular asidik; huzur, mutluluk, iyimserlik gibi duygular alkalidir.

Sevgi Dünya tezahüründeki en büyük güçtür. Kendinizi sevmeye başlayın. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve her an “tam” ve “yeterli” olduğunuzu bilin.

 

*İnsan varlığı çok güçlü bir varlıktır. Kendi kendimizi iyileştirme gücüne sahibiz şimdi ve daima bunun için yüreğimizden fısıldayan bilgenin sesini dinlememiz gerekiyor. Dinlemek için biraz yavaşlamak … Bu bağlamda depresyon bozuklukları yavaşlamak yeniden kendimizi keşfetmemiz için büyük açılım fırsatları sunuyor. Hatırlayın; duygusal iyileşme olmadan fiziksel iyileşme olmaz. 

Uzman Psikolog Özge Genlik-  mistikalem.com

info@vestaakademi.com

 
 
Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ