Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

Tek nefsin çiftleşmesi; kadın ve erkek

Herşeyin kolay olduğu bir dünya güzel olurdu. Zorluk olmadığında ise gelişemiyoruz.

Arada bir hatırlıyoruz, “Sadeleşmek” diyoruz “Evet, sadeleşmek gerekli!”… Yalınlık. Öze geri dönmek.

Bunları söylüyoruz da tam anlamıyla yapabiliyormuyuz orası şüpheli. Dilde kalıyor çoğunlukla…

Sadeleşmek ve yalın olabilmek için soyunmak gerek. O kadar çok sıfat var ki ismi çoktan kaybettik. Sıfatları çıkarıp bir kenara koymak hatta belki sıfatlarla birlikte bize giydirttikleri giysileri de çıkartmak gerek.

Herşeyi çıkarıp aynada kendimize bir bakmak. Taa, en başa dönmek…

“Ben kimim?” sorusunun içinde varlık olarak kendi anlamını aramanın yanı sıra bu varlığın sahip olduğu araçları keşfetmek de var. İnsanın bedensel potansiyelini görmesi.

Sporcular, sanatçılar, zannatkarlar hepsi kendi yapabileceklerini görmek için bir çaba içerisindeler. Beden, zihin neye müsade veriyor? Daha ilerisinde ne olabilir?

Dünya rekorları kırılır ve bu rekor hep ileriye taşınır. Sanat şaheserleri yaratılır. El işçiliğinin mükemmelliği sergilenir. Aklın ortaya çıkardığı çözümler irdelenir… Hepsi insandan gelir. Tüm bunlar insanın kendini keşif araçları ya da bulduğu yöntemlerdir.

Bedensel potansiyel farklı veçhelere sahiptir, bazen performans bazen de yaratıcılık olur. Kullanılan uzuvlara, devreye sokulan düşünce ve duygulara göre onlarca çeşitte kendini gösterir. Bu potansiyeli görmek için insan bir uzvunu seçer, kuvvetlendirir ve odak noktası yapar ya da bir uzvun eksikliği ile bu keşif yön bulur…

Kurumsal iş dünyasında çoğunlukla el becerilerimiz yerine aklımızı kullanıyoruz, bedenin unutulan diğer yanları oyuna katılmak için bekliyorlar biz hatırlayana kadar. Ya da tutkuyla bir işi seviyoruz sadece ellerimiz konuşuyor o zaman, bedenimizdeki tüm kaslar eşlik ediyor keşfimize…

Bedenin veçhelerinden bir tanesi de kadın ve erkek yapısıdır. Öyle ya insan denilen varlık iki farklı cinsiyettedir. İki cinsiyetin hayvanlar alemindeki amacı üremektir. Çiftleşirler ve yeni bir canlı doğururlar. Bu sayede tür yaşamını sürdürür. İnsan ise farklı cinsiyetlere bunun dışında anlamlar yüklemiştir.

Öyküleri seviyorum. Kadın ve erkek üzerine sayısız öykü duymuşuzdur.

İlki ve en bilineni “Adem ile Havva”nın öyküsü.

Yaradılış ile başlayan ve tarih boyunca, hem zamansal hem de yaşamsal değişimleri içine alarak kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi anlatan öyküler…

Çoğunluğu aşka dair. Kadın ve erkek denilince aklımıza ilk aşk geliyor. Ötesinde ne var?

Bir adım geri çekilip “kadın olmak” ve “erkek olmak” dediğimizde ne biliyoruz?

Belki de en başa gitmek gerekli…

Yaradılıştan önce hiçlik vardır, bu sonsuz potansiyeldir. Sonra birlik olur, Çin Kozmolojisi’nde bu taiji’dir. Ve sonra da zıtlık ya da çiftleşme, buna da yin yang denir. Yin yang’ın çoğalmasıyla milyarlarca varlık oluşur.

Böylece, yaradılışta hiçlikten sonra insan var olur ve sonra bu tek nefs çiftleşerek kadın ve erkeği var eder. Kadın ve erkek çoğalarak insanoğlunu var ederler.

Bu anlatımın içinde, öze indiğinizde kadın ve erkek zıt kutupların birleşerek bütünleşmesi, çoğalma ve yaşam demektir.

Bilimsel başka bir anlatımda “çift yaradılma gerçeği” vardır. Bu Parite Teorisi’dir. Parite latince bir kelime, çift demek. Bu teori, “her varlık benzer veya zıt ikizi ile birlikte aynı anda doğar” der. Tıpkı yin yang gibi, bu zıt ikizler, artı ve eksi kutuplar, proton ve anti proton, atom ve elektronlar, güneş ile ay, gece ile gündüz gibi çift olarak yaşamlarını sürdürüler.

Çift olarak birbirini bütünleyerek yaşamı sürdürmek.

Kulağa hoş geliyor, kadın ve erkek deyince biraz romantik bile olabilir.

Ancak, bu birleşme ve bütünlük sadece her iki zıt çiftin gerçek doğası ortaya çıktığında sağlanıyor. Oysa biz bu gerçek doğayı bir süredir unuttuk. Hatırlamak için taa en başa dönmek gerekli…

“Kadın” demek ne demek?

Fiziksel farklılıklarını kolayca sayabiliriz. Bunun dışında kadına atfettiklerimiz doğurganlığı, vericiliği ve tahammül gücü olur. Kadın kolayca dayanıklı ve fedakar olur, ana kimliğine bürünür.

“Erkek” demek ne demek?

Güç ve cesaret, korumak atfedilir erkeğe. Kolayca savaşçı olur, baba ve hükümran kimliğine bürünür.

Kadın ve erkeğin yin yang doğası bu zıtlığı çok güzel anlatır…

Kadın “yin”dir.

Yeryüzünde su gibidir.

Gökyüzüne çıktığında ay olur.

İçine alır ve büyütür. Yaşam verir.

Besler, gözetir.

Gizemlidir ve kapalı.

Sessizliktir.

Sevgidir…

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ