Yaşar İliksiz tüm yazıları

Yaşar İliksiz

Sorular cehennemi

İçinde yaşadığımız tarih dilimine hangi adın verilebileceği şahsıma sorulsa; hiç düşünmeden, "Soruya duyarlı insan çağı" adını önerirdim. Ancak 'soruya duyarlılık' tırnak içinde olurdu çünkü soruların mahiyetine değil söz konusu duyarlılık, sorunun kendisine!

Ne çok soru sorar olduk.. Önüm, arkam, sağım, solum soru... Gerekli gereksiz her şeyi soruyoruz... Hatta soru olmayan cümleleri bile sorulaştırmayı ihmal etmiyoruz.  Sorular pek çok sorunun cevabı pratikte hiç bir işimize yaramadığı halde bıkıp usanmadan soruyoruz...

Dört yaşını bitirmeye hazırlanan "soru sorma canavarı" İsmailciğimin bile cevabını merak etmediği soruları 40 yaşımdaki akranlarımdan duyunca dumur oluyorum...

Olayın daha acı verici yönü pek çok sorunun cevabını almak için sorulmuyor oluşu.  Soru soranın asıl maksadı merak uyandırıp, kendi propagandasını yapabilmek!

İşin uzmanının bile soru sorduğu memlekette vatandaş ne yapsın?  Pavlov'un köpekleri gibi nerede soru işareti görse, dönüp aval aval oraya bakmaya zorlanır hale getirildi toplum!

Önceleri yargıcıların hışmından kurtulmak için soru sormaya mecburdu basın mensupları. Çünkü politikacılar = bürokratlar söyledikleri hiç bir sözün arkasında durmazlar ve hakim karşısına çıktıklarında söylediklerini reddedip, 'gemisini kurtaran kaptan' taktiği uygularlardı. Politikacılar = bürokratlar, hiç değişmedi ama şimdi en azından teknoloji sayesinde basın mensupları kendilerinin masum olduğunu ispatlayabiliyorlar... Bazıları ciddiyeti abartıp işi 'ortam dinlemesine' götürecek kadar 'çok kazanıyor' görünse de gelinen nokta budur...  Artık basın mensupları okurları avlamak için soru soruyorlar haber başlıklarında... Çünkü okur soru sorulmayan başlığa duyarsızlaştı!

Ömrümü insanların soru sorabilmesini sağlamaya adamış biri için "sorular cehenneminde" yaşamak ne kadar büyük azap tahmin edemezsiniz....

Ara nağme: Yazıyı noktalamak için tasarladığım cümlenin bile soru içeriyor olması başlı başına trajedi...

Bilinçli, cevap arayan sorular soran samimi okurlarımla önemli sırrımı paylaşayım: Sorduğunuz soruya en anlamlı yanıtı verecek insan malesef sizsiniz. Çünkü uzman sandıklarınız bile meseleye sizin kadar doğru soru soracak kadar vakıf olamadılar... Cevabı bulmanın birinci şartı olguyu merak etmektir. Adamlar olgunun farkında değil ki merak dürtüleri harekete geçebilsin...

Ey okur, ilgi ile bilgi arasındaki bağın üstünde yürüyen sensin. Bağın üstünde senden önce yürümeyi başaran varsa (ki illa ki vardır) onu arayıp bulursan (bulmak zorunda da değilsin); soruna cevap verebilecek doğru kişi odur. Ama sakın ola "itinayla cevap verilir?" tezgahı açan uzmanlara itibar etme. Ortaokul bilgileriyle kendini alim diye pazarlayanları mürşit edinme...   

Gün gelir de sorular cehenneminden çıkış kapısını ararsanız, adresi buraya yazıyorum:  Neden soru soruyoruz?

Yaşar İliksiz - Mistikalem.com

yasar@yasariliksiz.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ