Yaşar İliksiz tüm yazıları

Yaşar İliksiz

Son Umut'un İstanbul manzaraları

Batı dünyası İslam alemine genelde oryantalist kalıplarla bakar. Türkçe adı ‘’Son Umut’’ olarak uygun görülmüş The Water Diviner filminde de bu bakış açısının kökenleri 1001 gece masallarının uçan halı motifi ile veriliyor...

Öte yandan Hollywood sinemasının genel yargılarının aksine The Water Diviner filmini şekenler, Türkiye’ye oryantalist açıdan değil, kendi içinden bakmak için büyük çaba sarf etmiş... Film ekibini bu nedenle kutlamak gerekiyor....

Tabi, İndiana Jones filmlerinin Mısır sahnelerinden esinlenmiş, İstanbul çekimleri ile bunu ne kadar başardıkları tartışılır... Lakin böylesine zor bir senaryoda çok kısıtlı sahnelere sığdırılan İstanbul manzaralarının gerek seçimi, gerekse geçmişe uyarlanması takdire şayan.

Hollywood’un Oscar ödüllü oyuncusu Russell Crowe'un hem yönetip hem  başrolünü oynadığı filmde, oryantalist bakış açısından hayli uzak bir İstanbul görmek sevindiriciydi. İslami hayat tarzının, batı kültürü ile entegre yaşandığı yıllarda; İstanbul’un görkemli silüetinin yanı sıra, ezan, cami, minare, kahve, sünnet geleği ve hamam kültürü gibi unsurların yansıtılış şekli Russell Crowe ve ekibine teşekkür etmek için yeterliydi.  Film tekniğini bilmeden, mekanların birebir coğrafi konumuna uyumunu arayan acemi eleştirmenler gibi ama ‘’o sokak aslına şurada, o iskele aslında burada’’ bakış açısını es geçerek filminİstanbul sahnelerinin çağrışımlarını aktarmayı sürdürelim.

Avustralyalı ‘Joshua Connor’un vapurdan İstanbul topraklarına indiği rıhtımda; seyyar satıcıların, hamalların, tezgahtarların, koyunların, ayak işçilerinin, askerlerin yerleşim planı o kadar ustaca yapılmıştı ki gözlerim Mehmet Akif Ersoy’un Zenci Musa’sını aradı....  

Joshua Connor’un çantasını kurtarmak için yaptığı koşu esnasındaki ‘‘Eski İstanbul sokakları’’ şöleni her ne kadar Kamçılı Adam filminin Mısır sahnelerini anımsatsa da oldukça keyif vericiydi...

Filmin başında Kilise’nin pragmatist tavırlarından dolayı Tanrı inancı sekteye uğramış bir insanın otel odasında duyduğu ezan sesiyle yaşadığı şaşkınlık ve mistik atmosferin ona sunduğu özel çağrı gözden kaçırılmamalı...

Sultanahmet Camii manzaraları ise cami kültürünün İslam medeniyetindeki gerçek işlevinin Osmanlı’da nasıl yaşatıldığını göstermesi açısından ilginçti...  

Otelde gördüğü rüyada Mevlevi kültürü ile uyandığında duyduğu ezan sesindeki uhrevi titreşimlerin de hakkını vermek gerekir...

Topkapı, Haydarpaşa, Karaköy, Balat, Eminönü, Karaköy çağrışımlarının hissediğlidiği filmin İstanbul imgeleri ile ilgili son olarak otel odasından kaçarak koştuğu şehir surlarının ve topkapı sarayı çatısının kullanımını hatırlatalım...
Hülasa zordur, bu kadar kısa zamanda İstanbul’u, asıl odak noktası Gelibolu olan bir filme sığdırmak. Ama The Water Diviner ekibi bunu başarmıştır....

Filmin bunu ne kadar iyi başardığını daha iyi anlamak isteyenler için 1800 yılında Henry Aston Baker’in çizdiği (ki şahsi tahminim işgal öncesi bugün uydu kameralarının gördüğü vazifeyi icra etmek için çizdirilmiş olmalı)  Galata Kulesinden İstanbul Panoraması adlı 8 parçadan oluşan muazzam İstanbul çizimini görmelerini öneririm.

Filmdeki zaman diliminde İngilizlere duyulan öfke ne denli bariz yansıtılmışsa, İngiliz Sanat tarihçilerine göre bu panoramada İstanbul o kadar bariz yansıtılmıştır...

Filmdeki Gelibolu sahnelerinin gerçekle örtüşümünün daha iyi anlaşılması açısından da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.  yayınlarından Çanakkale 1915 adlı Vatikan Gizli Arşiv belgeleri Işığında Frank Coffe Vakası adlı kitabın el altında bulundurulmasında yarar vardır... 

Yaşar İliksiz - Mistikalem.com

yasar@yasariliksiz.com

@yasariliksiz

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ