Özge Genlik tüm yazıları

Uzman Psikolog

Şimdi okullu olduk :)

Yeni eğitim-öğretim döneminin sevgili öğrencilerimiz, değerli ebeveynlerimiz ve saygıdeğer öğreticilerimiz için verimli ve çoşkulu olmasını temenni ederiz.

İlk okul gününüzü anımsar mısınız? Annenizin veya babanızın ya da her ikisinin​ birden elini tutarken minik elleriniz, kalbiniz nasıl atıyordu? Avuç içleriniz terlemiş miydi, minik bacaklarınız titriyor muydu? Acaba şimdi ne olacak? Kimlerle arkadaş olacağım, öğretmenim nasıl biri, neler öğreneceğim, gibi düşünce rüzgarları eser miydi, zihinlerinizde?

Her zaman anlamlı ve güzeldir, okulun ilk günü. İlk; her zaman heyecan vericidir. Bilinmeze doğru yürürken cesaret vericidir aynı zamanda. Bilinmeyene doğru yol alırken hissettiklerimiz, zihnimizden geçenler muhteşem anılara dönüşürler zihinlerimizde ve bedensel hafıza kayıtlarımızda en özel yerde muhafaza edilirler.

Hatırlamamız gereken; okul, yeni birşeyler öğrendiğimiz bir zemin değildir. Zaten varoluşumuzda var olan potansiyelimizin açılımını sağlayacak, mevcut dünya düzeneğine uyumumuzu kolaylaştıracak  becerilerimizi geliştirmemize vesile olan en yaratıcı keşif zeminidir. Okul kavramını bu açıdan değerlendirdiğimizde, her birimiz her an okul sıralarında değil miyiz? Her an yeni bir özelliğimizi keşfederek, “öz”e yolculuğumuzda yol almaktayız. Her an yeni keşfettiğimiz niteliğimizi kullanıyor muyuz diye sınanıyor ve sınav oluyoruz…

Yaşamın ta kendisi muazzam bir keşif okulu iken, şu an sınıflarında heyecanla, merakla dinlemeyi-görmeyi-hissetmeyi yeniden hatırlama yönünde çaba sarf eden minik bireylere “en başarılı sen olmalısın”, “şimdi derslerini iyi dinle ki sınavdan yüksek not al”, “her gün eve döndüğünde derslerini tekrar et ki başarılı ol” “en başarılı yılın bu yıl olsun” vb. cümleler ile çocuklarımızın zihinlerine 

“çok çalışmak= başarı gibi bir imaj yerleştirmiş oluyoruz.

 

  • Halbuki nedir başarılı olmak? Başarı nedir sizce, kendi “başarı” tanımınızı hiç düşünüyor musunuz?

 

Başarı; insanın kendi niteliklerini keşfetmesi ardından bu nitelikleri nerede, ne zaman, nasıl kullanırsa, nasıl paylaşırsa ailesine (Dünya insanlık ailesi) en verimli katkıyı sağlayabileceğini düşünerek cesaretle eylemde olma halidir. “Başarı” elde edilebilecek birşey değildir, eğer “başarı”yı elde edilebilecek, varılacak bir nokta-zirve olarak görürsek bir yanılsamaya düşeriz çünkü hiçbir şey sonsuza değin sürmez her an herşey bir devinim halindedir. Bu bağlamda başarının büyüğü-küçüğü olmaz, her nefeste başarı mevcuttur, her eylem seni sana yaklaştırıyorsa bu bir başarıdır, geriye kalan herşey zhinsel önyargılarınız sonucu oluşmuş toplumsal kalıp değerlerdir.

 

Çocuklarımıza bu yeni dönemde hatırlamalarına vesile olacağımız ilk şey; zihinlerini kontrol edebilme becerisi olsun, her insan zihinsel düşünce akımlarını kontrol altına alabilir böylece daha doygun, farkında, verimli bir hayat deneyimler.

Zihin sustuğunda, kalbin şarkısı daha belirginleşir, böylece zamansız ve mekansız bir zihinde gerçek başarı tohumları yeşerebilir. 

Çocuklarımızın, kendilerini ifade etme becerilerini destekleyelim bunun için ebeveynlerin ve öğreticilerin çok iyi birer gözlemci olması gerekir. Kendini nasıl ifade ettiğinde bütünüyle o anda oluyor? Resim yaparken mi? Şiir söylerken mi? Bir enstrüman çalarken mi? Oyun üretip, oynarken mi? Yazı yazarken mi?...

Çocuklarınızın sadece “kendileri” olmaları için destekleyelim,  mükemmeliyetçiliğin kökünde korku çarkıfeleği yer alır. Mükemmeliyetçi her insanın mutlaka korktuğu birşey vardır. Mükemmeliyetçilik kendini sınırlamaktır. Bu daha “iyi” dediğinizde zihninizde bir sınır oluşturursunuz, halbuki ne “iyi” vardır, ne “kötü”, bunlar zihnin oyunlarıdır. Sadece “ol”ması gereken vardır.

Çocuklarımıza “zengin ol”mayı öğretelim.  Zenginlik, iç dünyanızın yoğunluğu ve verimlilğidir. Yaşamdan bir bütün olarak haz alan, yaşamla alış-veriş dengesini kuran birey zengindir. Her an alternetif düşünme becerisi geliştirebilen ve her durum içerisinde birden fazla çözüm üretebilen. fikirlerini özgürce paylaşabilen, eleştiren ve eleştiriye açık olan, kendini bilen ve seven, sevgisini tüm varlıklarla paylaşmaya açık olan birey, zengindir.

Çocuklarımıza “düşleme sanatını” öğretelim. Hayal kurmak geliştirilmesi en önemli becerilerimizdendir. Herşey bir hayal ile başlar, inanç ile sulanır, güvenin umudun ışınları ile çiçek verir ve yolculuk boyunca azim ve sebat en iyi besi suyudur. Hayal ettiğimiz sürece var olduğumuzu hatırlayalım.

 

Çocuklarımıza, yaşamlarının biçimlendirmenin gücünün kendi iradeleri zemininde köklendiğini hatırlatalım. Her birimizin özünde eşsiz bir cevher var; keşfedilmeyi, hatırlanmayı bekleyen. Hiç bir insan varlığı ne diğerinden üstündür ne de diğerinden aşağıdadır. Sadece her birimiz eşsiz ve biricik varlıklarız.  Yaratıcılık her birimizin özünde var, bu varoluş potansiyelini uyandırmak için çocuklarınızı çeşitli spontan aktivitelere, farklı sanat kurslarına, hobi öğretilerine yönlendirmeliyiz.

Değerli ebeveynler her zaman hatırlayın ki; çocuklarınız sizlerin çocukları değil, onlar yaşamın çocuklarıdır. Sizin sorumluluğunuz; çocuklarınızın eşsiz “öz”ünü keşfedebilmesi için yaratıcı potansiyellerini uyandırıcı güvenli zemini oluşturmaktır.

Saygıdeğer öğretmenlerimiz, çocuklarımıza öncelikle kendilerini sevmeyi hatırlatalım, sevgi bir duygudan öte Dünyanın ve Yaradan’ın özüdür. Öz sevgiyi uyandıran birey bütünüyle bir insan varlığı  olduğunu idrak eder.

Herşeyi ve herkesi olduğu gibi kabul zemininize taşıdığınız sevginin kökleri ile yeşeren nice verimli eğitim-öğretim yıllarına…

Uzman Psikolog Özge Genlik-  mistikalem.com

info@vestaakademi.com

 
Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ