Yaşar İliksiz tüm yazıları

Yaşar İliksiz

Sevgi yetecek!

Bugünlerde dillerden düşmeyen şarkılar arasında: Sevgi yetmiyor! 

"Maddeleşir mânâ bile
Unutulur ana bile
“Can” dediğin cana bile
Sevgi yetmiyor, yetmiyor...." mısralarının yaratıcısı rahmetli Abdurrahim Karakoç, aslında hiciv şairiydi. Şair aslında sevginin yetmemesini idealize etmiyor, sevginin yetmeme nedenlerini eleştirmeye çağırıyordu.

Aynı şiirinde şu mısralar da yer alır:

"Eğlence, düğün, toy gerek
Maddeden yüklü pay gerek
Daha bir sürü şey gerek
Sevgi yetmiyor, yetmiyor."

"Sevgi yetmiyor" diyerek, şartlara teslim olup,  "aşk girişimleri"ni "aşk"a çeviremeyen insan sayısı hızla artıyor.

Artışı engellenemeyen ayrılıkların "maddeşelen mânâ" ve "mânâlaşan madde" formlarını göremeyen psikolog ve yaşam koçlarını, "maddeden yüklü pay gerektiren" koşullarda çalıştıklarından hoş görmek gerekiyor.  

Başarısız aşk girişimlerinin artmasının temel nedenlerinden ilki maddesel arzulara gem vurulamaması, diğeri seviye farkıdır. 

Aşk; ister insani boyutta kalsın, ister rahmani boyuta çıksın, sevginin üst türevidir.

Alt seviyelerde sınanmamış ya da sınamalarda başarısız kalmış sevgilerin "aşk" boyutunda denenmesi "matematiksel olanaksızlığa" meydan okumaktır. (Ara not: Fiziksel olanaksızlıklarda istisna kabul edilebildiği için matematiksel olanaksızlık)

Aşk, insan makamına ulaşmadan tadılabilecek sevgi seviyesi değildir. İnsan makamına ulaşmak ise, maddesel arzuları dizginlemekle mümkündür.

Sevgiyi tatmadan sevişmeye soyunmak en büyük hata! Sevgi ise sevmeyi becermeden tadılabilecek nimet değil.

Sevgili Dostum Filozof Yazar Ali Rıza Bayzan, "Sevgi her şeyi halledermiş, sevgi her şeyin üstesinden gelirmiş... İyi ama bu dünyada lânet olası insanımsı yaratıklar var; böyle bir dünyada sadece sevgiyle yaşayabileceğini düşünmek en azından saftirikliktir" diyerek önemli noktaya parmak bastı.

Çok önemli nokta. Allah'ın Kahhar sıfatının da olduğunu hatırdan çıkartmamak gerektiği kadar, bu korkunç sıfatın sadece düşmanı değil bizi de tehdit ettiğini unutmamak gerekiyor.  Lakin işi gerekmedikçe bu korkunç seviyeye çıkartmayacak kadar çözüm sağlayacak sıfatları da var Yaratıcı'nın. 

(Ara Nağme: Aynı yazıda yer alan; "Bilmem hangi mistik ya da spirirüalist öğreti Yüce Yaradan'ın salt sevgi olduğunu söyleyebilir; ama Tasavvuf adına kimse bunu söylemesin" şeklinde meydan okuyan cümlesi ise farkı boyutta tartışılmaya değer. "Ben Ali'yi Zülfikarsız da sevdim" mısrasının sahibi olarak, "küffara Zülfikar kuşanan Ali"nin kahramanlığı ile "Zülfikarsız hali ile Ali" arasındaki farkı, - ki Hz. İsa'ya isnad eylenen "tokat atana öbür yüzünü çevir" öğretisi ile asgari seviyede dahi kıyaslanamaz- düşünmeye davet ediyorum kendisini. Allah'ın Kahhar sıfatına müracaatın çıkılması gereken korkunç seviye olduğuna dikkat çekerek, Zulfikarsızlık Ali'lik makamının o seviyeye müracaatı da geçerek elde edilebileceğini bilmekte yarar var. Yaratıcı'nın "mutlak anlamda" tarifini; Allah'ın Kur'an'daki minumum zekaların anlayabileceği maksimum anlaşılabilirlik tarifine rağmen, yapmaya soyunacak kadar iddialı pehlivan değiliz. Görüntünün, körüntümüzle seçilemeyecek kadar yüksek çözünürlük kalitesi içerdiğinin farkındayız. Lakin sıfatların bileşkesinden hareketle işaret edilen noktaya bakacak kadar görlük potansiyelimiz var çok şükür)

Ortak dostumuz psikolog Dilek Kıcaoğlu ise; "İyi bir insanı, kötüler, kötü bir insan haline getirebiliyorsa, iyi insanlar kötüleri iyilestiremez mi veya kötülüğe mani olamazlar mı? Sorun "iyi" olmanın pasifize bir durum olduğunu zannetmekte." diyerek önemli teşhis koydu yaraya.…

Teşhisle yetinmeden reçeteyi de yazıverdi: "Zihinlerde humanist düşünceler, ağızlarda afilli cümleler. Sokaktaki adama dokunmadığın, kurduğun ortamların dışına çıkmadığın sürece hepsi boş!" (Bu konuda çizer dostumuz Kemal Yargıcı'nın Like Dökümü çizgisini görmenizde yarar var)

Sevginin hakkını vermemiz lazım. Sevgiyi mana seviyesinden madde seviyesine indirgemeden bunu başaramayız. Hakkı verildiği takdirde çiçekleri sevmek ile insanları sevmek arasında fark yoktur.

Ekranlarda seçilmiş körüntülerdeki imgelere ağlayıp sızlamak yerine, sokaktaki rastgele görüntülerdeki gerçeklere el uzatmakla başlar sevgi macerası. Sağ elin verdiğini sol ele göstermeden yardımlaşmayı öğrenecek insanlaşmaya ve beline Zülfikar yakışan kahramanlığa kadar uzar... 

Sevgi deyip geçeceksin. Geçeceksin ki alt seviyede sevgi sınavlarını başara başara aşka çıkacaksın. Sevişmeye sonra sıra gelecek!

İşte o zaman sevgi yetecek!

Yaşar İliksiz - Mistikalem.com

yasar@yasariliksiz.com

@yasariliksiz

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ