Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

Sevgi ve Yaratıcılık

“O benim kalbimdir, gezgini yuvasına döndürebilen. Yuvadadır gerçek birliktelik; yuvadadır hayatın neşesi. Neden yuvamı terk edip dolanayım ki ormanlarda? Eğer Brahma yardımcı olacaksa hakikatin farkına varmama, gerçekten esareti ve kurtuluşu bulacağım yuvamda.

O benim kalbimdir, Tanrı’nın derinliklerine dalacak güce sahip, derin düşüncelerinde aklı kendini bir çırpıda kaybeden.

O benim kalbimdir, Tanrı’yı bilen ve meditasyonda üstün hakikatine dalabilen; sevgiyi ve vazgeçişi birleştirerek hayatta sonsuzluğun melodisini çalabilen.

Der ki Kabir: Yuvadır baki olan yer; yuvadır gerçeklik; gerçek olana ulaşmana yardımcıdır yuva. O yüzden olduğun yerde kal ve her şey gelecek sana zamanla.

Ey Sadhu! En iyisidir yalın birliktelik. Tanrımla tanıştığım günden bu yana, sonu olmadı sevgimizin. Gözlerimi kapatmam, kulaklarımı kapatmam, bedenimi incitmem; gözlerim açık, yüzümde bir tebessümle görürüm… ve onun güzelliği her yerdedir. Onun adını mırıldanırım ve gördüğüm her yerde, o bana onu hatırlatır; yaptığım her şeyde bu onun ibadeti olur.

Güneşin doğuşu ve batışı birdir bana; tüm tezatlar çözülür. Nereye gidersem gideyim, onun etrafında olurum. Tek başardığım onun hizmetidir: Uzandığım zaman onun ayaklarına kapanırım. Benim için tek tapılasıdır o; yoktur bir başkası.

Dilim söylemez kirli sözler, gece gündüz onun görkemini söyler; kalksam da otursam da unutmam onu, çünkü müziğinin ritmi gitmez kulaklarımdan.

Der ki Kabir: Kalbim çılgınlar gibi, saklarım ruhumda saklı olanı. Kapılırım tüm haz ve acıları aşan o yüce mutluluğa.”

Hakikat taklit edilemez. Bir taklit gibi yaşayarak hakiki olamazsın. Hakikat orijinaldir ve ona ulaşmak için senin de orijinal olman gerekir.

Hakikate bir başkasını takip ederek ulaşamazsın; hakikate yaşamını anlayarak ulaşabilirsin. Hakikat hiçbir öğretide yer almaz, hiçbir argümanda bulunmaz; hakikat benliğinin en derinliklerindedir, tıpkı sevgi gibi. Hakikat bir mantık değildir, bir kıyas değildir, bir sevgi patlamasıdır…

Biz yalnızca bilineni ararız. Ama yalnızca bilineni ararsan Tanrı’yı asla bilemezsin -çünkü Tanrı’yı bilmezsin. Bilineni ararsan bir çemberin içinde döner durursun. Mekanikleşirsin. Bilinmezi ara, çünkü bilinmezi arayarak çemberin içinden çıkarsın, kendi kendini tekrarlayan mekanik yaşamdan sıyrılırsın. Bilineni bırak, bilinene tutunma ve bilinmezi bekle. Bilinene tutunmazsan, bilineni bir kenara koyarsan bilinmez kendiliğinden gelir…

Akıl bilinmezi arayamaz, bu yüzden akıl bilinmezin önündeki engeldir. Akıl bilineni tekrar tekrar arar. Akıl kendini tekrarlar. Meditasyon da budur zaten: nereye gittiğini bilmeden bilinmeze bakabilmen için aklı, birkaç dakikalığına bile olsa bırakma sanatı. Ama nereye gittiğini bilmediğin, kim olduğunu bilmediğin, yönü ve hedefi bilmediğin, bilginin olmadığı anlar en güzel anlardır.

Bilginin olmadığı yerde sevgi vardır. Bilgi sevgiye karşıdır. Sevgi seni bilge yapar ama asla bilgili değil. Bilgi seni kurnaz ve akıllı yapar ama asla sevgi dolu değil. Bilinen akıldır, bilinmeyen ise Tanrı. Sevgi, bilinmez sayesinde, bilinmezle, bilinmezin bir parçası olarak gelir. Bilinmeze geçmek için insanın cesarte, müthiş bir cesarete ihtiyacı vardır. Bilinene tutunmak için cesarete gerek yoktur -her korkak yapabilir bunu, hatta yalnızca korkaklar yapar bunu…

Kabir der ki: Ben vazgeçmek için gelmedim. Tanrı dünyayı yaratmışsa dünya güzeldir. Dünya Tanrı’dan gelmişse güzeldir: Bir ceza olamaz, bir ödüldür. Dünya bir kutlamadır. Hayat topluluktur. Hayat bir birlikteliktir. Çünkü zenginlik birlikteliktedir. İlişki yaşamdır ve ilişki güzeldir. Ve dua, bir ritüel değil, bir histir; kafayla yapılmaz. Kalp hissettiğinde dilinden akmasına izin ver. Bazen sessiz olabilirsin, hiçbir şey gelmez -sonra sessizlik gelir. Sessizlik diğer her şey kadar güçlüdür, sözcüklerden daha güçlü. Ve spontane kaldığın taktirde, zaman içinde her şeyin kaybolduğu o içsel alanlara, o müthiş boşluklara, hiçbir şeyin kalmadığı boşluğa ulaşırsın. Sadece o boşlukta doyuma ulaşırsın. Bu, spontane coşkudur…”

YARATICI

“Ey sadhu! En basit yoldan arındır bedenini.
Nasıl tohum içindeyse banyan ağacının ve tohumdaysa çiçekler, meyveler ve gölge; bakteri de içindedir bedenin ve o bakteri içindedir beden.
Ateş, hava, su, toprak ve eter; onsuz sahip olamazsın bütün bunlara.
Ey kazi, ey rahip, düşünsene: Ne vardır ruhta var olmayan?
Su dolu sürahi suyun üzerine konar, içinde ve dışında su vardır.
Buna isim verilmemeli, en azından ikiliğin hatasına düşülmemeli.
Kabir der ki: sözcüğü, hakikati, özün olan hakikati dinle. O, sözü kendine söyler ve o, kendisi yaratıcıdır.

Tuhaf bir ağaç vardır, kökleri olmadan yükselen ve çiçek açmadan meyveler veren; dalları yoktur, yaprakları yoktur, lotustur baştan aşağı.
Orada iki kuş şarkı söyler; biri gurudur, diğeri öğrenci.
Öğrenci hayatın verdiği çeşitli meyveleri seçer ve onları tadar ve guru ona neşeyle bakar.
Kabir’in ne söylediğini anlamak zordur: Kuş arayışın ötesindedir ama net bir şekilde görünür. Tüm suretlerin ortasında suretsizdir.
Ben suretlerin görkemine şarkılar söylerim.”

 

Tanrı kendini pek çok biçime bölmüştür ve oyun oynamaya devam eder, Leela. Bir yerde gurudur ve öğrencidir. Bir yerde maddedir ve bir yerde zihindir. Ve bir yerde sestir ve bir yerde sessizliktir; bir yerde yaşam olur ve bir yerde ölüm… ama aynı kutupluk. Öğrenci ve guru, yin yang’dır, erkek dişidir. Ve her ikisi de içindedir. Usta senin en içsel çekirdeğin, tanığındır. Öğrenci senin dış kenarın, dünyandır, samsara’dır.

Ve usta senin içindedir, merkez senin içindedir, seni neşeyle izler, tüm oyunlarını neşeyle izler. Bazen kendini ustanın yerine koy ve izle nasıl oyunlar oynadığını: aşk oyunu, hırs oyunu, öfke oyunu, nefret… bunların hepsi oyundur. Ama kendini çok kaptırırsan öğrenci olursun; çok farkında olursan usta olursun.

Tek değişim budur, gereken tek dönüşüm, tek simya budur. İzle. Kabir “Oyun oynamayı bırak” demez. “Ustanın bakış açısından bak” der.

Usta senin içindedir, merkezindir; ve kenar senin öğrencindir. Merkezin yükseldiğinde, o zaman dışarıdaki usta sadece bir yansımadır. O zaman dışarıdaki o ustaya minnettar olursun, çünkü sana içini işaret etmiştir.

Merkez arayışın ötesindedir. Onu arayamazsın, çünkü halihazırda oradadır; arayamazsın, sadece keşfedebilirsin. İçsel kuş, ebedi kuş, oradadır.

Etrafındaki güzel kozmosun görkemine şarkılar söyle; ağaçtaki yeni yaprağın görkemine şarkılar söyle; çimlerdeki yeni çiy damlalarının görkemine şarkılar söyle; yıldızların ve göğün, insan sevgisinin görkemine şarkılar söyle. Şiir yarat, heykel yarat, şarkılar yarat -yaratıcı ol, çünkü kendini yaratıcının huzuruna sunmanın tek yolu budur.

Kabir der ki: Sadece yaratıcı olduğunda yaradana yaklaşabilirsin.”

Alıntı: Osho, Sevginin Yolu, Ermiş Kabir’in Sözleri Üzerine Konuşmalar

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ