Ali Rıza Bayzan tüm yazıları

Eğitimci Yazar

Nedir içimizdeki düşman?

Küçücük bir tohumu düşünün, içinde koca bir ağacın genetik şifrelerini taşıyan. Birbirinin benzeri milyonlarca tohum varken hangisi ağaç olma şansını yakalar dersiniz. Elbette toprağın altına girip içindeki filizle kabuğunu çatlatan tohum ağaç olma yoluna girer. Yalnız bu kadar değil elbet; üstündeki toprağı da çatlatacak, güneşe, fırtınaya direnecek.

İnsan da öyle değil mi? Her insan, hiç abartısız bir yetenekler definesi. Allah vergisi yetenekler içimizde gizli. İçimizdeki defineye ulaşmak hem zor hem kolay. Kolay; çünkü define yerin yedi kat altında ya da yıldızlarda değil kendi içimizde. Zor; çünkü define gibi düşman da içimizde.

Nedir içimizdeki düşman? Verimli ve üretken bir biçimde çalışmamıza engel olan her türlü alışkanlık, zamanı boşa harcama, keyfine aşırı düşkünlük…

Tolstoy’un çok haklı bir sözü var: “İnsanlar dünyayı değiştirmeye kalkıyor da kendisini geliştirmeye yanaşmıyor.” Halbuki dünyayı değiştiren insanlar da kendini geliştirenlerden çıkmıyor mu?

***

Koca evrenin bir anlam içermediğini ileri sürer Kozmoloji'de egemen olan depresif görüş.

Bu Yuri Gagarin'in çelişkisine benziyor. Uzaya ilk çıkan kozmonottu Gagarin, rivayete göre "uzayda Tanrı manrı yoktu" anlamına gelen sözler sarfetmişti dönüşünde.

İyi de Gagarin, sana uzaya çıktığında Tanrı'yı göreceksin diyen mi oldu.

Mikroskopla yıldızları, teleskopla mikropları gözleyemeyeceğimiz gibi kafa gözüyle göremeyiz Yüce Yaradan'ı.

Bu durum yaşamın anlamı için de geçerlidir. Anlam dediğimiz şey duyularımızın ve aklımızın ötesinde kalbimizle kavramamız gereken bir şeydir. Tabi bunun için önce kalbimizi aktif hale getirmemiz gerekiyor.

Aşk gibi yani. Duyularımızın ve aklımızın katkısı olsa da aşk esas olarak kalbimizin işidir.

Ezcümle epsitemolojiye duyuların ve aklın yanı sıra kalbi de dahil etmek gerek evrenin ve yaşamın anlamını bulmak için.

***

Sûfi Sözleri Yanlış Anlaşılmaya Müsaittir.

Sûfilerin çoğu sözü belirli makamlarla ve belirli hallerle ilgilidir. Bu makamları ve halleri hesaba katmayınca sûfi sözleri yanlış anlaşılabilir.

Örneğin büyük sûfi Bayezid Bistami'nin "üstadı olmayanın üstadı şeytandır." sözü.

Söz nefs-i emmare'deki insana dairdir.

Nefs-i emmaredeki insan iman sahibi olsa bile kibir gibi, riya gibi, haset gibi kalbî hastalıklardan muzdariptir, her türlü kötülüğü ısrarla emreden bir nefse sahiptir.

Nefs dediğimiz şey ise içimizdeki şeytandır, hadi psikoloji diliyle buna "narsist benliğimizdir" de diyebiliriz.

Bu bağlamda psikoterapiyle karşılaştırma yapmak ilginç olacaktır. Bunun için şu paylaşımımıza göz atabilirsiniz:

Bilişsel terapinin öncü isimlerinden Ellis ve Alper şu soruyu cevaplıyor: Kendi kendini tedavi ile nereye kadar gidebilirsiniz?

Ali Rıza Bayzan - Mistikalem.com

bayzan@gmail.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ