Özge Genlik tüm yazıları

Uzman Psikolog

Ne yapacağım şimdi?

"Yeni bir gün başlıyor, şimdi ne yapacağım?”

Kendinizi yorgun, mutsuz, halsiz, moralsiz mi hissediyorsunuz?

Gün ışığından faydalanma zamanımızın artması ile birlikte vücudumuzun hormonal sistemimide yeni bir denge arayışında. Denge halini buluncaya kadar biraz isteksiz, halsiz, öfkeli, kaygılı hissetmemiz gayet normal.

Kendimizi birazcık moralsiz ve ümitsiz hissederken bulduğumuzda hemen “depresyon” a girdim, etiketini üzerimize yapıştımayı pek seviyoruz doğrusu. Peki gerçekte nedir “depresyon” dedikleri?

Depresyon nedir?

Depresyon; yaygın anksiyete bozuklukları, takıntı bozuklukları, uyku bozuklukları, beslenme-yeme bozuklukları, travma sonrası stress bozukluğu, cinsel işlev bozuklukları, bağımlılık bozuklukları ve kişilik bozuklukları, anemi (kansızlık), kronik böbrek yetmezliği, tiroid bozuklukları süreçlerinde deneyimlenebilen bir sendromdur. Sendrom; belirli bulgu ve belirtilerin oluşturduğu bir tablo olarak düşünülebilir.

Depresyon sendromunda; ruhsal çökkünlük hali ile beraber kişinin günlük normal rutin yaşamında daha önceden zevk ve ilgi ile gerçekleştirdiği eylemlerinde  zevk alma halinin azalması söz konusudur. Bununla birlikte; kilo kaybı ya da artışı, uyku sürecindeki düzensizlikler, iç huzursuzluk, enerjisiz hissetme hali, değersizlik-suçluluk hissiyatları, konsantrasyon sağlamada güçlük çekme, ölüm olgusu hakkında duyarlılığın artması, hayatın anlamı hakkında derin düşünsel süreçler, kendisi, çevresi ve gelecek hakkında umutsuz düşünce süreçleri vb. bulguların biri ya da birden fazlası gözlemlenmektedir.

Depresif bozukluk; depresyon sendromundaki belirti ve bulguların kendine özgü bir süreçte, şiddette gerçekleşmesi halidir. Günlük olaylar, durumlar, olgular neticesinde hissettiğimiz; üzüntü, keder, umutsuzluk, enerji kaybı gibi duygu halleri hayatın cilveleridir. Depresif bozukluk; ciddi boyutta insani bir ızdıraptır.  Ancak ızdıraplardan arınmak mümkündür.

Izdıraplardan arınmak için; “olanı olduğu gibi kabul” edin, kedninizi “sev” meyi öğrenin ve en önemlisi “bedeninizin dili”ni dinleyin.

 

“4” Adımda “Öz” ünüz ile Temasa Geçin

 

1. HAREKET EDİN, KENDİ DÖNÜŞÜMÜNÜZÜ GERÇEKLEŞTİRİN

Her hareket ettiğimizde bedenin tamamını kapsayan bağ doku (fasya) şifalanmaktadır. Yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz tüm olayların izleri beden hafızamıza kaydolur. Zaman ile “unuttum, iyileştim” desek de “beden” şifalanmadan zihnin, ve ruhun şifalanması mümkün değildir. Sağlıklı olma hali; beden-zihin-ruh halinin bir bütün olarak o “an”ın gerçekliğine uygun eylemde olmasıdır.

Depresif bozukluk deneyim sürecimizde; sağlıklı bir insan beyninde salgılanan serotonin, norepinefrin ve dopamin nörotransmitterlerin salınımında dengesizlikler tespit edilir. Bu nedenle, kendimizi oldukça yorgun, halsiz, veyahut aşırı enerji yüklü; çok uykulu veya uykuya dalmakta güçlük çektiğimiz;  iştahsız veya aşırı yemek yeme hali; vb. davranışları sergilerken bulabiliriz. Bu süreçte beynimizin serotonin, norepinefrin ve dopamine nörotransmitterlerinin salınımını arttırmak ve bedenin dokularını şifalandırmak için “Hareket et” memiz gerkeir. Havada bahar yelleri eserken doğa ile bütünleşmek için kendinize şans verin. Her gün en az 30 dakikanızı toprak ve yeşilin harikulade tonları ile buluşmak için ayırın.

2. DOKUNUN

Her sabah uyandığınızda henüz sıcacık yatağınızdan ayrışmadan önce hemen kendinize sarılın ve öpün. Dokunmak; kendinizi daha “dingin” hissetmenizi sağlar. Ayrıca beyinde “endorfin” üretimini arttırarak, kortizol seviyesini düşürür, bu nedenle “dokunmaken masum stres savardır.

3. OLUMLU DÜŞÜN”MENİN GÜCÜ ADINA

Son yapılan araştırmalar göstermekte ki; sağlıklı, dingin, uzun bir ömrün sırrı “olumlu düşünce”nin gücünde gizli. Mevlanın dediği gibi; “Gül düşünürsen güllük, diken düşünürsen dikenlik olursun.”  Her akşam uyumadan önce kendinizi “iyi” ve “mutlu” hissettiren olayları, durumları, anıları zihninizde tekrarlayın. Her sabah uyandığınızda ise güne kendinize “özel” ve kendinizi “iyi” hissettirecek bir cümle ile güne “merhaba” deyin.

Olumlu Düşünce Gücünün en önemli destekçisi “meditasyon” dur. Hergün en az 20 dakikanızı “meditasyon” uygulamak için ayırmayı seçin. Böylece; bedendeki kortizol seviyesi azalırken, bağışıklık sisteminiz güçlenir ve yorgunluğunuz ortadan kalkar. Daha yaratıcı ve canlı hissedersiniz.

           4. DUYGULARI İFADE EDİN, RUHSAL TOKSİNLERDEN ARININ

İçinizdeki sürekli dönüşüm halinde olan duyguları ister resimle, ister dans ederek veya sözcüklerin gücünden yaralanarak dile getirin. Duygusal bedeninizde toksin üretmek istemiyorsanız mutlaka “olumlu” & “olumsuz” duygularınızı paylaşın ve hafifleyin. Böylece beyninizin limbik sistem bölgesini aktif hale getirecek ve hafızanızı güçlendirirken aynı zamanda sevgi yi alma ve sevgi yi verme kapasiteniz iyileşcek, empati beceriniz artacaktır. 

Uzman Psikolog Özge Genlik-  mistikalem.com

info@vestaakademi.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ