Yaşar İliksiz tüm yazıları

Yaşar İliksiz

Kuyu

“Bilim bir noktaydı cahiller onu çoğalttılar” demiş Bilim Şehrinin Kapısı. “Bilim değil ilimdir o cahil” diyenlerin sayısı da çoğalıyor gün geçtikçe, her ne hikmetse...

İlim kelimesinin ledün ilimden mürekkep olduğu zannına kendini inandıranlara, kelimenin Türkçe’de bilim dışında mecazi bir anlamının daha olduğunu anlatmaya çalışmak ve o anlama takılanlara laf anlatmanın deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu idrak ettirmek mümkün mü?
 
Ama biz hazır hendek demişken, gelin, biraz daha derin olanına dalalım. Yani bir kuyu kazalım kendimize, ne dersiniz?

Hayır, Hz. Yusuf’tan söz etmeyeceğim. O kuyusunu hazır bulmuştu. Ben gireceği kuyuyu kendi kazandan söz edeceğim, bugün size…

Kuyu; sadece hayatın temeli suyun kaynağı olduğu için ya da Yusuf'u soy sop olarak kendisine en yakın olanların hırsından kurtardığı için değil, ana damarının kurutulmasına ramak kala gemi azıya alan fitnenin doğurduğu kaos ortamında Bilim Şehrinin Kapısına sığınak olduğu için de son derece değerlidir…

Bilim Şehrinin Kapısının sığındığı kuyunun başına çöküp ona dert yanan Ebuzer, saadetin altın çağında bile, soy sop faslının, iman ve ahlaka galebe çalabildiğini gözler önüne sererken; kuyudaki su, ne kadar arttı, ne kadar tuzlandı tahmin edebilir misiniz?

Gariptir ki Türkçe’de kuyu kelimesinin bir anlamı da “içinden çıkılmayan durum ve yer”dir… Bugün kime sorsam kendini içinden çıkılmaz, çok bilinmeyenli denklemlerin ortasında sanıyor. Gerçekten öyle mi?

Bilim Şehrinin Kapısının yaşadığı çağda dünya çoğu tek bilinmeyenli bir yığın denklemle uğraşıyordu. Oysa Müslüman matematikçiler sadece onları değil çağlarının çok bilinmeyenli denklemlerini tek tek çözerek İslam Medeniyetini 1453’e taşıdılar.

Ve maalesef İslam Dünyası sadece 28 yıl sonra yani 1481 yılında en önemli damarını kestirdi. Ama asırlarca bunun farkına varan bile olmadı. Çünkü zahiri emellerle kazanılan zaferlerle kan dökerek toprak zaptetmekle, gönüllere taht kurarak şehirlere Fatih olarak girmek arasındaki denklemin bilinmezini gözden kaçıracak kadar cahildiler artık..

“Leylak kokularıyla gittiğimiz seferlerden, kolonya şişeleriyle döndüğümüz için mağlup olduğumuz hiç anlaşılmadı” diyor ya şair işte öylesine bir mağlubiyet… Hâlâ da anlaşılabildiğini sanmıyorum…
 
Çağımızda bilinmeyenli denklem bile kalmadı. Artık çok bilinenli denklemler ortasındayız. O kadar çok şey biliyor ve o kadar çok gerçeği harmanlıyoruz ki çok bilinmeyenli denklemlerden söz etmek büyük haksızlık olur. Üstelik her denklemin birden fazla çözümü de mevcut. Nokta ne kadar parçalanıp evreni kapsasa da hâlâ nokta, farkında değiliz!

Bugünlerde kuyular beni eskisinden daha çok çekiyor… Kazma küreğimi kalemimden çok özlüyorum...… Biraz da o yüzden açılıyor yazılarımızın aralığı…...

Yaşar İliksiz - Mistikalem.com

yasar@yasariliksiz.com

@yasariliksiz

Not: Yazı ilk olarak 18.02.2009 tarihinde haber7.com'da yayınlanmıştır. 

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ