Ali Rıza Bayzan tüm yazıları

Eğitimci Yazar

İslam sadece ilahiyatçılara bırakılamayacak kadar hayatîdir

Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde ilk iktisat dersimizde hocamız o zaman şaşırtıcı gelen bir bir söz söylemişti: "Ekonomi bizim okuttuğumuz gibi olaydı Sabancı'nın yerinde biz bizim yerimizde Sabancı olurdu."

Sonra öğrendik ki hoca hakkaten haklı; bilim/uzmanlık ile hayat arasında çoğu zaman derin bir uçurum vardır. Bu sadece iktisat için değil diğer bilimler için de geçerli.

İktisatta bir kural vardır, iki faktör arasındaki ilişki ele alınırken "ceteris paribus" denir; yani diğer faktörler sabitken denir. Örneğin "Malın fiyatı düştükçe, ceteris paribus, talep edilen miktarı artar."

Ama hayatta iki tane değil değil milyon tane faktör vardır ve üstelik tüm faktörler az çok değişken haldedir. Örneğin tuzun fiyatı düştü diye kaç tane tüketici daha fazla tuz talep eder. Ya da ucuz mal vardır bir kusuru der pek çok tüketici. Ya da o anda bir kriz olasılığı vardır tüketici harcama yerine tasarrufa gitmek ister....

"Ceteris paribus" yani diğer faktörler sabit ilkesi sadece iktisatta değil diğer bilimlerde de kullanılan bir akıl yürütme biçimidir. Akıl yürütme açısından işlevseldir ama hayatın karmaşıklığında çoğu zaman zayıf kalır.

Uzmanlar geliştirdikleri bilimsel tezleri hayatın karmaşıklığı içinde yeniden yorumlamadıkça fildişi kulelerine mahkum olacaklardır.

İnsan şükrediyor İslam Peygamberi, ilahiyatçı değildi. Ve İslam sadece ilahiyatçılara bırakılamayacak kadar hayatîdir insanlar için.

Buraya nerden geldik demeyin dönüp yeni başta okuyun yazıyı...

MEDYADAKİ DİNÎ TARTIŞMALAR ÜZERİNE

İlahiyatçıların medyadaki tartışmaları pek çok insanın zihnini karıştırıyor. İslam'da tek doğru yok mu, birbirinin zıttı bunca yorumdan hangisi doğru diye sorular geliyor insanların aklına.

Allah isteseydi matematiksel bir din gönderirdi, böylece farklı yorum pek mümkün olmazdı. Ama o zaman bizim özgür iradeli insanlar değil bilgisayar mantığı ile düşünen robotlar olmamız daha uygun olurdu, rüya göremez, aşık olamazdık.

Allah insanlara din gönderdiği gibi insanlara istinbat/yorum görevi de yüklüyor. Bunun için Hz Allah Kur'an'da insanları araştırmaya ve düşünmeye çağırıyor; aklını ve kalbini kullanmasını istiyor.

İslam'ın yorum gerektirmeyen açık ve kesin ilkeler de vardır (Bunlar hem subûtu kati, hem delaleti kati olup din adına konuşulanların çok sınırlı bir kısmıdır.) Bu ilkelere uygun olduktan sonra farklı yorumlar pekala mümkündür. Yorumlarda eksik ve yanlışların olması da kaçınılmazdır; çünkü bu yorumlar insanîdir. Bu bakımdan bütün yorumlar eleştiriye açıktır.

Bu bağlamda İslam'ın sadece tek bir yorumunun olacağını düşünmek yanlıştır.  Ayrıca herhangi bir yorumu İslam'ın tek geçerli yorumu saymak da yanlıştır. Bu bağlamda sorun farklı yorumlar değil, bu yorumlar üzerinden kavga ve çatışma çıkarmaktır.

Bunun için Din'de açık ve kesin ilkeler dışındaki konulara dair farklı yorumlara saygı duymak şarttır. Bu konuda insanî ve medenî bir tavır takınmazsak, toplumsal barış ve uzlaşmada rol alması gereken dinî yorumlar ayrıştırıcı ve çatıştırıcı birer enstrümana dönüştürülmüş olur.
 

Ali Rıza Bayzan - Mistikalem.com

bayzan@gmail.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ