Mehtap Kayaoğlu tüm yazıları

Psikolojik Danışman&Psikoterapist

İnsanlar neden öfkelenir?

Öfkeyle ilgili öyle çok soru soruyorsunuz ki. Hep söylediğim gibi; öfke bizim ülkemizin en sık yaşadığı duygu. Her yerde kullandığı, kullandıktan sonra pişmanlık yaşayıp üzüldüğü bir duygu.

Nesil yayınlarından çıkan "Öfke Kontrolü" kitabımı tavsiye ederek bu konudaki sorularınıza cevap veren bir yazı yazayım istedim bugün.

Öfke; “engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık” anlamına gelir.
Aslında normal ve sağlıklı bir duygudur. Heyecan gibi, mutluluk, endişe, korku gibi normal ve sağlıklı bir duygu.
Her insanda olması gereken, olmadığı zamanlarda endişelendiğimiz duygular gibi. Duygular insanı insan yapar.

Hatta ağır ruhsal hastalıklar, duyguların kaybolmaya başladığı yerde ortaya çıkar. Örneğin şizofreni rahatsızlığı, kişinin duygulanım sorunu yaşaması, duygulanım bozukluğu ve gerçekle hayalin birbirine karışması anlamına gelir. Gülecekken gülemez, ağlaması gerekirken ağlayamaz. Veya çarpıcı şekilde duygular yer değiştirir. Annesi öldüğünde kahkahalara boğulur veya karınca ezdiğinde kendisini acımasız katil algılar. Adeta duygular karmakarışık olur.

Duygularımız bizi insan yapar. Olmazsa olmazlarımızdır. Kan damarlarından arındırılmış bir insan düşünülemeyeceği gibi, duygularından uzaklaştırılmış bir insan da düşünülemez.

Öfkeye bu gözle bakmalıyız. Normal ve sağlıklı duygularımızdan birisi gözüyle. Çünkü öfkenin vesile olduğu faydalardan istifade ederiz, etmeliyiz de. Öfke, farkında olunan, günlük hayatımızı kolaylaştıran sistem olarak kaldığı müddetçe sorun yok sevgili olurlar. Emin olabilirsiniz.

Ama…!

Ama kontrolden çıkıp yıkıcı hale dönüştüğünde, günlük hayatı zorlaştırır, kişisel ilişkilerinizde sorunlara yol açar.
İnsanlar öfkeli olarak dünyaya gelmezler. Anne karnında geçirilen zaman, aile içi ilişki biçimleri, yakın çevre ve sosyal çevreden öğrenilenler insanı öfkeli hale getirir. Anlaşılacağı üzere öfke öğrenilen bir süreçtir.

Öfkenin tarihi, insanlığın tarihi kadar eskidir. İlk insandan günümüze, günümüzden kıyamete kadar yaşayacak normal ve sağlıklı bir duygudur. Öfke sağlıklıdır diyorum, çünkü heyecan gibi, sevinç gibi, hüzün gibi insani yanımızın önemli bir parçasıdır. Öfkede ana sıkıntı, kontrol edilmemesi ve iç dünyamızda öfkeyi işleyememekten kaynaklanan saldırganlığa/şiddete dönüşmesi halidir.

Öfke gerçek veya hayali bir zarar görme endişesinden ortaya çıkabilir. Kişi gerçek veya hayali olarak zarar göreceğini düşündüğü duruma karşı intikam ve cezalandırma duygusuna kapılır. Göreceği zarardan memnun değildir. Dolayısıyla öfke ile bu durumu kendisinden uzaklaştırmak isteyecektir.

Birçok kereler hayatta istemediğimiz mutsuzluklar, hak etmediğimizi düşündüğümüz olaylar karşısında öfkeleniriz. Yaşamın zorluklarına karşı tahammülümüzü yitirmemiz, tölerans düzeyimizin azalması, bilinçdışımıza attığımız zorluklar, kişilik sorunlarımızın bizde derin sıkıntılar oluşturması gibi nedenlerle öfkeli bir insan haline gelebiliriz. Öyle veya böyle, içimizden veya dışımızdan gelen, gerçek veya gerçekdışı herhangi bir sebepten dolayı sinirlenebiliriz.

İnsanlar genel olarak bakıldığında öyle çok şeye öfkelenir ki. Yağmura, çamura, havaya, suya, aklınıza gelecek/gelmeyecek her duruma.

Oysa hiç kimse öfkeli olmak için doğmamıştır.

Bazen ani bir hayal kırıklığı bizi incitebilirken, bazen de yaşadığımız bir olayın bize geçmişi hatırlatması öfkeli olmamıza neden olabilir.

Son yıllarda yapılan birçok çalışma öfkenin, öğrenilmiş bir sosyal davranış olduğunu söylüyor.
Öfkeli insanların çoğu, çocukluk yıllarından itibaren dünyanın kötü ve çoğu zaman acımasız bir yer olduğu ve hiç kimseye tamamen güvenilmeyeceği fikriyle büyütülmüştür. Bu düşünce biçimi otomatik savunmaların gelişmesine, dolayısıyla kişinin kendisini tehdit altında hissederek öfke davranışını sergilemesine neden olmaktadır.

Öfkenin nedenlerini araştıran, öfke ile baş etme yöntemleri geliştiren bizler, öfke davranışını gösteren kişilerin bilinçdışında benzer düşünce kalıplarının olduğunu görüyoruz. Şöyle ki;

1.Bana haksızlık yapılıyor.
2. Karşımdaki insanlara haklılığımı ispatlamalıyım.
3. Yapılan incitilmelere dayanacak gücüm kalmadı.
4. Tehdit altındayım. Kendimi savunmalıyım.
5. Saygı duyduğum değerlere saldırıyorlar.
6. Kaderim niye böyle ezilme üzerine kurulmuş?
7. Değerli değil miyim? Niye kimse bana değer vermiyor?
8. Ben de varım. Ama kimse farkımda değil.
9. Beni aşağılıyorlar.
10. Ben haklıyım.
11. Gücümü göstereyim, benden korksunlar. Hep ben korkacak değilim ya!
12. Karşımdakini sindirirsem bana bir şey yapamaz.
13. Buraların kabadayısı benim! Buralarda benim sözüm geçer!
14. Üzerime gelmeyin.

Yukarıdaki maddeleri incelediğinizde fark edersiniz hemen, genelde hangi durumlarda öfke yaşandığını.

Demek ki bu duyguları ortaya çıkaran bazı şeyler var. İnsanlar o zamanlarda daha fazla öfkeli oluyor. Kalıcı olması için hangi zamanlarda öfkelenildiğini de sıralayayım size:

1. Bize karşı saldırıya geçildiğini düşündüğümüz zaman,
2. Kışkırtıldığımız zaman
3. Değer görmediğimizi düşündüğümüz zaman,
4. Tehdit altında olduğumuzu hissettiğimiz zaman
5. Hayal kırıklığına uğradığımız zaman,
6. Stres altında olduğumuz zaman,
7. Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz zaman,
8. Kendimizi ifade edemediğimiz zaman,
9. Yorgun, savunmasız olduğumuz zaman
10. Fazla uykusuz kaldığımız zaman
11. Üst üste olumsuz, cansıkıcı olaylar yaşadığımız zaman
12. İnsanlar bizi anlamadığı zaman
13. Engellenme duygusunu fazlaca yaşadığımız zaman
14. Beklentilerimize karşılık bulamadığımız zaman
15. Alaya alındığımızı düşündüğümüz zaman

Öfkenin nedenleri saymakla bitmez. İnsan yeter ki öfkelenmeye görsün!

Önemli olan öfkeyi kontrol etmeyi öğrenmeniz ve bu duyguları günlük hayatınızda kontrol altına almayı başarabilmenizdir.

Öfke uzun bir konu. Yazmaya devam edeceğim merak etmeyin.

Mehtap Kayaoğlu - Mistikalem.com

Psikolojik Danışman&Psikoterapist

0212 583 00 22
mehtap.kayaoglu@yuzlesme.tv

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ