Ferda Ercan Uyulan tüm yazıları

Okültizm Uzmanı

İksirlerle sonsuz bir soluk!

Ezoterik bilgiye dayalı bir ''İç Simya'' yı mı , yoksa  ''Sonsuz Yaşam İksiri'' ni mi  tercih edersiniz?

İnsanı hastalıktan, yaşlanmaktan hatta ölümden uzak tutabilecek bir maddenin var olmasının mümkün olup olmadığı bilimsel bir düşünüşle hala araştırılmaya devam ediliyor. Bu hayal, 26 Ekim 2010’da basında yer alan haberlerde; 'ölümü geciktirebilen yaşam iksiri keşfetme yolunda yeni bir adım' şeklinde aktarılmış

Madde ile ruh, tek bir organik bağla bütünleştirilip, İKSİR gibi bir tutkalla sonsuza değin bütün kalabilir miydi? Böyle düşündüler ve…

Yenileyen, hayat verip, yaşamı uzatan, hastalıkları yok eden, gençlik veren 'iksir' adlı maddeyi; simyada, mitolojide, dinler tarihinde, masallarda, halk hikayelerinde adı geçen özel bir sıvı olarak biliriz. Bazen bir pınardan, bir ağaçtaki meyveden, bir ottan veya deniz diplerinde bir yosundan ibarettir, bazen de simyacının imbiğinde veya cadının kazanında aranır. Dönen yıldızlı gök altında tek ve gizli bir yaşam ağacı olduğuna da inanılır, bu ağaç nerede gizlidir bilinmez, göksel tesirin tüm alemlerle irtibatını kuran bir çiy verir, kuşlar bu çiyden içerek, ölümsüzlüğe kanat çırparlar.

Bir derede, avladığı ölü kuşu yıkamak isterken onun havalanıp uçtuğunu gören avcı ve sırrı ortaya çıkınca bin parçaya bölünüp dağılan su, sonsuz yaşam otunu deniz dibinde bulan Uruk kenti kralından bir deniz yılanı tarafından çalınan yosun gibi, bir türlü ele geçemeyen ölümsüzlük iksiri; sonsuz yaşamı arayan insanların tanrılara özenmesidir.

Yunan mitolojisindeki ambrosia’ da, bir tür elixir olarak, tanrıların ortak içkisidir. İran mitolojisinde, yaşam iksiri 4 varlığın kanlarından bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Bunlar, deniz diplerinde şah-ı galsam, yer altında şahmaran, göklerde zümrüd-ü anka, ateş ve volkanlar içinde imperan’dır.

Yaşam, her şeyin özünü taşıyan hayatın kaynağı olan sudan çıkarken, çeşitli sıvı, bitki, hayvan, mineral ve metaller kullanarak iksirler hazırlamak Yaşam Gücü’nün sonsuz soluğunu aramaktır bir bakıma.

Bu sonsuz soluğu kimi zaman altında arayanlar; altın tozunu yiyip içmişler. Diğer yandan, Doğu ve Batı’da simya ustaları, gerek kendilerine, gerek kralların ölümsüzlük siparişlerine uygun iksirler keşfetmeye çalışmışlardır. 'Ab-ı Hayat' iksirini deneyen antik Çin İmparatorları'nın çoğu, içtikleri iksirlerin içerdiği ağır metal zehirlenmesi nedeni ile hayatlarını kaybetmişti. Çin’de civa, sülfür, arsenik veya özel formülle elde edilen ve içilebilir altın eklenen iksirlerin içilmesi, yeşim taşının toz haline getirilerek yenilmesi olağandı.

Tüm bu arayış, belli bir yaşam iksiri formülünün eldesi içindi. Belki de; madde ile ruh, tek bir organik bağla bütünleştirilip, 'İKSİR' adlı tutkalla sonsuz nefese ulaşabilirdi.

Hindistan’ın Vedik geleneğinde yer alan Soma ve İran Fars kültürlerindeki Haoma ritüeli, iksir kullanımı alanında bizi eskilere götürür. Rig Veda’da ‘’Soma’’adı ile, Avesta’da ise ‘’Haoma’’ adı ile kayıtlı bulunan iksirler, dini törenlerde, öldürücü bir zehir barındıran, ancak su ile inceltildiğinde kullanılan karışımlardır. Bunlar, kutsal ölümsüzlük mantarı içerirler. Genellikle ölümsüzlüğe dair vizyonlar oluşturan içkiler olarak bilinirler. Rigveda (8.48.3, tr.Griffith) de yer alan dizelerde, Soma içip ölümsüzleşen ve tanrıların ışığına erişenlerin, tüm şerliklere karşı korunduğu belirtilir.

Şamanik gelenekte iksirlerin kullanımı, halüsinojen maddelerin yarattığı vizyonları ölümsüzlük arayışı ile ilişkilendirmekte önem kazanır. Psikotik, narkotik veya psikoaktif türde materyallerin, bazen tanrılaştırılıp tapınılan iksir özleri olarak görüldüğü olmuştur.

Dokunulabilen, yenilip içilebilen tanrılaştırılmış materyallerin ardında yatan inanç; ilahi gücün özümsenebileceğidir. Hıristiyanlıkta yer bulan bir ayinin anlamı, Yuhanna İncili’ne göre (6:51) ekmek ve şarabın Hz. İsa'nın bedeni ve kanı olarak betimlenişidir, böylece onu sindiren kişiye sonsuz yaşamı vaad eder. Bunu aslında, içsel bir hakikat arayışı olarak görmemiz yerinde olur. 

Bengi su, içene ölümsüzlük kazandıran su olarak Hızır ve İlyas peygamberler tarafından içilmiştir. Oysa Ab-ı Hayat, tasavvufi anlamda bir semboldür. Ledün ilmidir. İlmin özümlenmesi, batini manada kalbin aşkla Hakikat’e ve Hakk’a yönelmesidir ki; payını alanlar, sonsuz yaşamda diriliğe kavuşacaklardır. Bu tıpkı, elit simyacıların spiritüel 'aydınlanma'yı ifade eden 'büyük eser'i gibidir.

İnsanı hastalıktan, yaşlanmaktan hatta ölümden uzak tutabilecek bir maddenin var olmasının mümkün olup olmadığı bilimsel bir düşünüşle hala araştırılmaya devam ediliyor.

Bu hayal, 26 Ekim 2010’da basında yer alan haberlerde; 'ölümü geciktirebilen yaşam iksiri keşfetme yolunda yeni bir adım' şeklinde aktarılmış. Proteinlerin yapı taşı amino asitlerden üretilen kokteyl, bir farenin ömrünü yüzde 12 arttırmış, farenin kas koordinasyonu gelişmiş, daha fazla mitokondri üretmiş, uzun yaşam geni aktivitesi hızlanmış ve serbest radikallere karşı savunma geliştirdiği tespit edilmiş.

Başka bir araştırmanın bulgularını veren, 18 Şubat 2011 tarihli Science Daily haberinde ise; uzun yaşam iksirinin musluğumuzdan aktığına vurgu yapılarak, lityum elementinin düzenli alındığında yaşamı iyileştirip, uzattığının söylenmesi ilginç. Bilim dergisi, Lityum’un en besleyici izelementlerden biri olup, sebze ve içme suyundan karşılandığını, insanda, yaşam uzamasının biyoelement lityum tarafından tetiklendiğini, düşük dozda lityumun, potansiyel besin takviyesi olarak kullanılması gerektiğini iletmişti.

İster eski okült bir sanatla, ister yepyeni bilimsel verilerle olsun, elde edilecek hiçbir formül; ezoterik bilgiye dayalı bir iç simyayı gerçekleştirmekten daha değerli bir 'sonsuz yaşam iksiri' sunar görünmemektedir.

Esenlik, farkındalık, başarı dolu günlere mutlulukla uyanmanız dileği ile...

Ferda Ercan Uyulan - Mistikalem.com

www.facebook.com/okultizmveenerji

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ