Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

İkigai

Bayram zamanlarında seyrettiğimiz kent reklamlarını hatırlar mısınız? Yayına girdiği ilk sene tüm memleketi ağlatmıştı. Hep birlikte kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi, ailemizin önemi hatırlamış duygulanmıştık.

Sonra unuttuk.

Günlük hayat bizi o kadar çabuk kendi girdabına çekiyor ki, yaşam o kadar hızla akıyor ki, unutuyoruz.

Yıllar önce bir akşam ekranda dönen bir reklam tekrar hatırlattı bana. Kadrajda yemek masasının etrafında oturmuş bir aile, baş köşedeki yaşlı dedenin doğum günü için bir kutlama yapıyorlar, sevgiyle pastanın üzerindeki mumları üflüyorlar….

Bu o temsili ailenin  yarattığı bir şans mı yoksa biz de bu şansa sahip miyiz?

Beraber sevgiyle yaşayan bir aile…

Geçen gün Bilkent Üniversitesi’nde “kişisel gelişim günleri” dahilinde, yaşam koçu olarak bir konuşma yaptım. Konu: yaşam için vizyon tasarımı. Ağzımdan arada şöyle cümleler döküldü “bizim zamanımızda…” “siz gençler…”. Bu yetmezmiş gibi, dün katıldığım bir araştırma konferansında da 35-40 arasına orta yaş diyorlardı! Ben kendimi hala genç, hatta bazen çocuk görmem rağmen aslında “orta” yaştayım yani “orta”dayım; yeni kuşak ve eski kuşak arasında bir köprüde… Eğer etrafınızda çocuklar varsa bu ortada olma durumu daha netleşiyor, bir yanda anne babalarımız, bir yanda biz ve çocuklarımız.

Bizlerse, bazen kendimizle meşgul ya da hayatla meşgul, bunun ne demek olduğunu fark etmiyoruz . Üniversitedeki gençlere “bugününüz yarını inşa eder” derken belki ben bile tekrar fark ettim bu cümlenin anlamını. Bizler, ailenin parçaları olarak bugün ne ekiyorsak yarın onu büyüteceğiz… Eğer sevgi ekersek yarın bahçemizde büyüyecek ağaçlar sevgi dolu olacak.

Yine o cümlelerden birini edeceğim “ben gençken pek bi öfkelenirdim anneme babama, bazen de dünyaya!!!” Eğer öfke ekmeye devam etseydim bugün herhalde bahçem pek de oturulası bir yer olmazdı.

Neyseki sevgi dolu bir annem var! Ve saf yürekli bir babam var!

Anne babalarımıza belki kızdık, belki de onlardan korktuk ya da suçladık, beğenmedik… belki sesimizi öfkeyle yükselttik belki de içimize kapandık ve sustuk… her ne olduysa bugüne geldik… Şimdi diyorum ki “eğer daha iyisini bilselerdi onlar da o şekilde davranırlardı, hani hep karma derler ya, işte düz bir karma akışı, onlar ne gördülerse bize de o gözlerle baktılar, onlarında anne babaları, onların anne babalarının da anne babaları vardı, hepsi ellerinden gelenin en iyisini yaptılar, belki de bizimle beraber öğrendiler ya da öğrenemediler ama bildiklerinin en iyisini yaptılar”.

Bizler şanslıyız, bunu üniversiteki gençlere de dedim “sizler bizden şanslısınız” çünkü fark etme şansına sahibiz, fark edersek değiştirebiliriz. Yazının sonunda bir video var –linke klikleyip mutlaka izleyin-, arkadaşlığın ve ailenin insan yaşamına kattığı kaliteyi anlatıyor, aslında bir tek bunu değil pek çok şey anlatıyor… Bir japon bölgesinden bahsediyor, kullandıkları bir kelime var “ikigai” bunu “her sabah kalkmak için nedenin” olarak çevirmişler, “iyi olma hali” imiş aslı. Gösterdikleri örnekler ya yüz yaşında ya da daha fazla. Hangi yaşta olursak olalım her sabah bir iyiliğe kalmak ne güzel bir yaşam öyküsü yaratır!

Bugün hangi yaşta olursak olalım yarın bizler bugün anne babalarımızın yaşına geleceğiz, o günlerin nasıl olmasını isterdiniz?..  Ben, aile ve arkadaşlarla dolu olmasını isterim ve sevgi ile. Yıllar önce bir arkadaşım “kalbinin tavan arasında sadece sevgi biriktir” demişti… Şimdi ben de kalbimizin her odasında sadece sevgi ve güzellik biriktirelim diyorum, bizi dünyaya getirenlere ve bizim dünyaya getirdiklerimize sevgi verelim bu dünyada yolumuza çıkanlara, yanımızda duranlara sevgi verelim yarın hepimiz için güzel olsun…

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ