Hz. Muhammed'i beklerken

İlahiyatçı yazar Mikail Çolak, yazdığı romanda Peygamberimiz Hz. Muhammed'in doğumundan önceki 70 yıllık dönemde, yeryüzünün farklı coğrafyalarındaki peygamber gelmesiyle ilgili beklentiyi anlattı.

 Hz. Muhammed'i beklerken
İlginizi çekebilir

Asr-ı Saadet öncesi dünyanın romanı

İlahiyatçı ve yazar Mikail Çolak, Hz. Muhammed'in (sav) hayatıyla ilgili sayısız kitap yazıldığını hatırlatarak, "Biz, bugüne kadar yazılmış sağlam kaynaklardan yola çıkarak, Hz. Peygamber Efendimiz'in dünyaya gelişinden önceki 70 yıllık dönemde yeryüzünün farklı coğrafyalarındaki peygamber gelmesiyle ilgili beklentiyi anlattık" dedi.

Siyer Yayınları tarafından yayımlanan "Son Peygamber'in Tarihi Romanı: Ahmed" isimli kitabı hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Çolak, "Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatıyla ilgili yazılan çok sayıda kitap, genellikle sadece Mekke ve yakın çevresinin Veladet'ten hemen önceki durumunu anlatır. Cahiliye Arapları arasında Hz. İbrahim'in dini olan Hanifliğe bağlı olanlar vardı. Biz, romanda, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in doğumundan önceki 70 yıllık dönemde yeryüzünde bir peygamberin gelmesini bekleyenleri anlattık" diye konuştu.

- "Kendini yeni bir peygamberin gelişine odaklayan inanmış kitleler vardı"

Çolak, Hz. İsa'nın yeryüzünden çekilmesiyle çok uzun zaman bir peygamber gelmediğini belirterek, şöyle devam etti:

"Hiç bu kadar uzun bir kesinti dönemi olmamış peygamberlik hayatında ve yoğun bir beklenti var. Neyin beklentisi? Adaletsizlik almış başını gitmiş. Dünyada ciddi bir erkler savaşı var. Ticari kaygılar dolayısıyla sürekli savaşlar var. Her türlü haksızlık var. Kendini yeni bir peygamberin gelişine odaklayan inanmış kitleler vardı. Mekke'deki Haniflerin dışında, Hristiyan grupların içerisinde de tek Tanrı inancını takip eden yani tahrif edilmemiş Hristiyan nüshalarını kullanıp o nüshaların öğretilerini hala devam ettiren özel, küçük küçük gruplar vardı."

Romanın, fazla dile getirilmeyen bir iddiası bulunduğunu ifade eden Çolak, şunları söyledi:

"İznik Konsili'ni bilirsiniz. İznik Konsili'nde bine yakın nüsha getirildi, konsile konuldu. Dördü kabul edildi. Bu kabul edilenler dışında yok edilen nüshalar içerisinde gerçek manada Hz. İsa Aleyhisselam'a vahyedilen öğretiyi, Cenab-ı Hakk'ın gönderdiği mesajı içeren İncil'lerin olup olmadığını kim söyleyebilir?"

- "Kur'an-ı Kerim, öncekilerin kitaplarında ismi 'Ahmed' olarak gelecek bir peygamberden bahsediyor"

Mikail Çolak, İncil'in, Hz. İsa'ya Aramice indirildiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Süryanileri hepimiz biliriz. Süryaniler, bu toprağın insanı olması hasebiyle çok önem arz ediyor. Yaşadıkları dönem içerisinde yazılı ne kadar kitap varsa tamamını Süryaniceye çevirmişler. Eski Yunan'ı çevirmişler, Sasani kitapları, bütün her şeyi çevirmişler Süryaniceye. Muhtemeldir ki, o nüshaların tamamı, yani yok edilen, seçilmeyen nüshaların tamamının Süryanice orijinalleri de vardı. Aramice gelmiş bir nüshayı Süryanilerin çevirmemesi mümkün değil zaten. Ancak ne oldu? Çok yakın bir karakol zihniyetiyle Hristiyan resmi ideolojisi, kıta kıta kendi toprakları içerisindeki resmi ideolojisine aykırı düşünen tüm grupların peşine düştü. Yani bu muhtemeldir ki, bu süreç içerisinde tek Tanrı inancına yakın olabilecek kişiler, kurumlar, kiliseler veya kitapların birçoğu yok edildi, tarihten silindi. Nereden anlıyoruz? Çünkü Kur'an-ı Kerim'de malum ismi bu Ahmed denilen ifadenin geçmiş olduğu kadim kitap, bir İncil nüshasıdır. Yani Kur'an-ı Kerim'den önce yer aldığına göre. O, nerede? Barnaba'da öyle bir ifade yok ama Kur'an-ı Kerim, öncekilerin kitaplarında ismi Ahmed olarak gelecek bir peygamberden bahsediyor. Bundan hangi kitapta bahsetti Cenab-ı Hakk. Bunun gibi çok şeyler var, küçük de olsa şifreler var."

- "Bir peygamberin geleceğiyle ilgili bütün beklentiler, had safhaya çıkmış"

Yahudi gruplar içerisinde çok az da olsa yeni bir peygamber beklentisi içinde olanların bulunduğunu anlatan Çolak, Asr-ı Saadet öncesi dünyanın manzarasını şöyle anlattı:

"İşte Orta Asya'ya gittiğimizde oradaki Göktürk inancının, Akhunlar'ın ve daha önceki dinler içerisinde de bizimle çok benzeşen inançların olmasının özel sebepleri var. Peki bu kadar benzeşmeyi nasıl sağlamış bu dinler? Her dinde böylesine birbirine benzeyen şeyler var. O dönemde çok yoğun bir ticari etkileşim var. Tabir yerindeyse, tüccarlar, ticaret kervanları, şehir şehir sadece mal götürmemişler, kültür götürmüşler, haber götürmüşler, malzeme götürmüşler. Bir yerde konuşulan bir şeyi başka yere taşımışlar. Bunlar hanlarda, hamamlarda, meclislerde söz konusu edilmiş. Asyalı bir tüccar, pek tabii olarak Mekke'ye gelmiş, Mekkeli bir tüccar pek tabii olarak Konstantinopolis'e gelmiş, Habeşistan'a gitmiş, Tizpon'a gitmiş. Dolayısıyla bir yerde bir haber olduğunda tüccarlar yoluyla veya şairler, edipler, yazarlar yoluyla nasıl aktarılmış ise insanlar böyle bir beklenti içerisine girmiş. Yeni bir peygamberin geleceği inancını sadece Yahudiler dile getirmemişler. Yahudilerin beklentisi ne olmuş, 'Bizim topraklarımızdan çıkacak, bizim inancımızdan çıkacak' diye. Böyle bir peygamberin geleceğiyle ilgili bütün beklentiler, had safhaya çıkmış. Hristiyanlar da beklemiş. Bu topraklarda, Anadolu topraklarında beklemiş, bütün kiliselerde yani, tek Tanrı inancını taşıyanlar. Orta Asya da aynı şekilde mesela. Roman, bunları anlatıyor."

Mikail Çolak, romanın 3 cilt olarak yayınlanacağını sözlerine ekledi.

Ekrem Kaftan - AA

Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ