Özge Genlik tüm yazıları

Uzman Psikolog

Hergün 20 dakika saç taramanın ruh sağlığına iyi geldiğini biliyor musunuz?

Yaşam ile İlişkileriniz Nasıl?

*Sabahları nasıl uyanırsınız?  Neye “niyet” edersiniz?

*Sıcacık yatağınızda gözlerinizi açtığınızda bugünü de görebildiğiniz için şükreder misiniz?

*Bir süre kalbinizi dinlemek için kendinize zaman yaratmayı seçer misiniz?

*Güne başlarken “ilk sözcüğünüz” ne olur?

* Yatağınızdan ayrıldıktan sonra ilk eyleminiz ne olur?

*Herşeyi “hızlıca. çabuk çabuk sadece olması gerektiği için mi yaparsınız? Yoksa her bir eylemi zerresine kadar hissederek, duyumsayarak mı harekete geçmeyi tercih edersiniz?

*Saçlarınızı tararken her bir saç telinizi hisseder misiniz? Şimdi bu mümkün olamaz ki; dediğinizi duyar gibiyim. Yeterince SAKİN ve ODAKLI “OL” ma halinde iseniz vücudunuzdaki her bir dokuyu hissedersiniz.

 Yaşam; adını verdiğimiz “ölüm-doğum/ doğum-ölüm” döngüsü dışarıda bir yerde değil, sizin içinizde meydana geliyor “her an” farkında mısınız?

Şimdi tüm bunların ruh sağlığı ile ne ilgisi var diyebilirsiniz. Çok mühim tesirleri var. Siz kendinize nasıl davranıyorsanız, Dünya da size, Dünya üzerindeki tüm canlı-cansız varlıklar da sizlere o şekilde davranır. Bunu bumerang etkisi gibi düşünebilirsiniz. Her ne verirseniz, onu alırsınız…

DÖNÜŞÜM & DEĞİŞİM

2012 yılından itibaren Dünya hızlı bir “DÖNÜŞÜM” sürecine girmiş bulunmaktadır. Dönüşüm; “ol”ma haline erişmek üzere büyüme sürecini içerir. Değişim ise ileriye ve geriye yönelik olabilir. Üstat filozof Herakleitos’un da söylediği gibi: “Değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir.” Hiç şüphesiz ki “değişim” kaçınılmazdır  Lakin “dönüşüm” bir seçimdir. Dönüşüm; bugüne değin tüm öğrenilmişlikleri silmek ve yaşamı yeniden kalben keşfetmeye açılmaktır sadece sezgilerin gücü ile hissederek yol almaktır.

Şu anda farkında iseniz değişiyoruz ancak bu eksi yönde geriye yönelik bir değişim süreci oluyor.

Dönüşümün ilk basamağı “kabul”dür mutlak teslimiyettir. “Başıma her ne geliyorsa gelsin ve her ne gelecekse gelsin vardır bir nedeni ve benim en yüksek hayrıma gerçekleşiyor diyebilmektir.”

Bu aşamadan sonra “farkındalık” gelir. İşte o an tüm yaşamınızın nasıl da bir bütünsel sistematik içerisinde var olduğunu ve her bir eyleminizin sizi hep dönüşüme/ büyümeye teşvik edici oluş formları olduğunu idrak edersiniz.

Ve bizler insan varlıkları olarak mevcut süreçte DÖNÜŞÜME EVET demek yerine VAR OLAN DEĞİŞİM SÜRECİNE HAYIR diyerek SÜREKLİ ZİHNİMİZDE YARATTIKLARIMIZA TUTUNMAYA DEVAM EDEREK KENDİMİZE “ŞİDDET” uygulamayı seçiyoruz, hem de her an. Birisine “sen ne anlarsın ki, sen hiçbir işe yaramazsın.” Demekte bir şiddettir, sözel şiddet ve etkisi fiziksel şidetten çok daha ağırdır.

Malum son günlerde hergün bir ilimizde “bomba patlamaları” ile yüreğimiz hopluyor, Nedensiz yere canını kaybeden yurttaşlarımız için üzüntü duyuyoruz. Çocuk istismarı, kadına ve çocuğa uygulanan şiddet her gün git gide çoğalırken, biz ne yapıyoruz?

Kendinize yönelik uyguladığınız “şiddet”e dur demek için

ne yapıyorsunuz?

Dikkat etmenizi istiyorum; birçok “uzman” sıfatlı kişi medyayı kullanrak

“Çocuğa ŞİDDET’e Hayır; Çocuğa ŞİDDET’e DUR” diyor.

Şimdi uygulamalar “çocuğu şiddeti durdumaya” yönelik ancak ifadeye bakar mısınız, lütfen? Çocuğa yönelik davranışsal tutumları ehlileştirelim derken yine “ŞİDDET” kelimesi geçiyor!!!

Ne yazık ki; bu “uzman” sıfatlı şahıslar henüz sözcüklerin gücünü bilmemenin ötesinde bilmediklerini bilmeme aşamasındalar. Umarım öncelikle kendilerini “şiddet dilinden” arındırır ve sonrasında ülkemiz ve Dünya adına verimli sağlıklı işler icra ederler.

ŞİDDET ZİHİNDE TOHUMLANIR; SÖZCÜKLERLE GÜBRELENİR,

EYLEMDE ÇİÇEK AÇAR…

 

Şiddeti önce dilimzden arındırma yönünde çaba göstermek mühim olandır. Birbirimiz ile olan iletişimimizdeki “şiddet” son bulduğunda bir diğer deyim ile “şiddetsiz iletişim” dilini kullandığımızda gezegenimiz Dünyada da “şiddet” içerikli olayları yaratmıyor olacağız.

Asidik duygulardan (endişe, evham, keşkeler, nefret, kışkançlık, kin tutmak, stress, öfke,vb.” arınmamız gerekiyor. Bunun yerine alkali duygular geliştirmek: “aşk, affetme, paylaşım, umut, inanç, sevinç, mutluluk, inanç, sevgi, vb.” Böylece iç sesimiz ile buluşabilir ve sezgilerimizi dinlemeyi öğrenebiliriz.

 

Önce kendimize “şefkat dilini” öğretelim. Bedeninize, duygularınıza, düşüncelerinize, eylemlerinize, canınıza şefkatli davranın.

Bunu ilk adımı: “YAVAŞLAMAK”

Bugünden itibaren yavaşlayın, her eyleminizi yavaşça gerçekleştirmeye özen gösterirseniz fark edeceksiniz ki; düşünsel süreçleriniz de yavaşlayacak çünkü beden ve zihin “bir”dir. Böylece farkındalık zemininiz genişler.

Yarın saçlarınızı 20 dakika boyunca taramayı hatırlayın :) 

OLAYA YUKARIDAN BAKIN BÜYÜK RESİM NE SÖYLÜYOR?

Bir çocuğa cinsel istismar uygulayan, bir kadına fiziksel/sözel şiddet uygulayan bir kişi sizce nasıl böyle bir eylemi gerçekleştiriyor olabilir? Davranışın ardındaki duyguları görmeye çalışın: SEVGİSİZLİK, ÇARESİZLİK, UMUTSUZLUK. Bu kişilere “pedofili” tanı damgasını yapıştırmak çok kolay. Önemli olan kökteki duygulardan arınma için çalışmaktır. Bunun için öncelikle kendi bedeninizin içinden tüm acıların içinden geçmeye cesaretiniz olmalıdır.

Şiddetin temelinde cinsel enerjinin/ yaşam enerjisi doğru bilinmemesi, bilinmemesinden ötürü gerçekçi ve doğaya uygun bir biçimde ortaya konulamaması söz konudur, bu konudaki yazım çok yakında burada devam ediyor…

Uzman Psikolog Özge Genlik-  mistikalem.com

info@vestaakademi.com

 

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ