Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

Hastalıkların nedenleri üzerine bir görüş

“… Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” **

Doğduğumuz andan itibaren bizim için en hayati temalardan birisi sağlıklı olmaktır.

Kendi kendimize bakabilecek yaşa gelinceye kadar ebeveynlerimizin gözetimi altında sağlıklı olmamız gerektiğini öğreniriz…

Kendimize dikkat etmeliyiz, iyi beslenmeliyiz, üşütmemeliyiz, fazla terlememeliyiz ve spor yapmalıyız. Ha, yorgun olduğumuzda da dinlenmesini bilmeliyiz…

Hepsi akla uygun öneriler. Ancak, bütün önerileri tutsanız ve çok dikkat etseniz bile hastalandığınızı görürsünüz.

İnsan hasta olunca tüm dünya durur, bütün öncelikler önemini yitirir. Tek şey önemlidir, kaybedilen sağlığı geri kazanmak… Bir migren ağrısı geçtiğinde “yeniden doğmuş gibi oldum” diyenleri duymuşsunzudur. Ya da basit bir soğuk algınlığı veya mide bozulmasında tüm enerjinizin, motivasyonunuzun ve yaşam sevincinizin çekildiğini hissetmişsinizdir.

Peki, neden hastalık bizi bu kadar etkiliyor? 

Sahip olduğumuz eşyalara, arabalara, evlere bakım yaparken kendimize her anlamda -bedensel ve duygusal- özen gösterebiliyor muyuz? Göstersek bile bildiklerimiz yeterli mi?

İnsan doğar, bir süre yaşar ve ölür… Tüm bu zaman içinde deneyimler.

Yaşamın getirdiği farklı olaylar ve durumlar herkes için özgün ve ayrı bir deneyim oluşturur. Sizin yaşadığınızı sizin gibi kimse yaşayamaz. Empati duysalar, sizi anlasalar bile diğerleri ancak kendi görüşleri doğrultusunda değerlendirebilirler.

İnsan bu özgün deneyimi yaşarken sonsuz bir öğrenim içinde olur. Deneyim ve öğrenim onu geliştirir.

Hastalık da bu deneyimlerden biri, belki de öğretisi en açık ve keskin olanlardan biri. 

Yine de hastalığı ve dünyasını anlamazsanız bu “açık” deneyim en büyük gizem olabilir…

Evinizdeki bir çiçek açmıyorsa, yaprakları soluyorsa ya da büyümüyorsa çiçekte bir sorun olduğunu bilirsiniz. Suyuna bakar, yeterli güneş alıyor mu diye kontrol eder, destek gıda verir, toprağında onu rahatsız eden birşey var mı diye araştırırsınız. Bazen görünürde elde tutulur bir sebep yoktur ama çiçek hala “hasta”dır.

Bugün, bilim adamları bitkilerin duygularını ve verdikleri tepkileri ölçebiliyorlar. Bitkilerin sizin eve gelişinizi kilometrelerce öteden hissetiklerini biliyorlar. Ama, biz bugüne kadar edindiğimiz bilgiyle bitkilerin duygu dünyası hakkında pek de fazla birşey öğrenmedik, su toprak ve ışık üçlemesi yeterli gibiydi.

Kendi dünyamız da bundan çok farklı değil.

İnsana ait birçok şey hala bilinmeyen kategoride buna içinde yaşadığımız mekan -bedenimiz- dahil.

Bu nedenle, sizlerle hastalıkların nedenleri üzerine bir görüş paylaşmak istedim. Bu “Emei Qigong’un insan hastalıkları üzerine görüşü”…

Emei Qigong bir okul, 800 yıllık kesintisiz mirasa sahip, içinde fiziksel egzersizler, beslenme, meditasyon, şifa teknikleri ve ruhsallık üzerine farklı birçok disiplini barındıran bir sistem. Her ne kadar ruhsallık içerse de bir din değil. Bu sistemin tek amacı insana yaşamı öğretmek, yaşam yolculuğunda yardımcı olacak bilgileri aktarmak ve aydınlanma yolunu açmak.

Yazıyı aktarırken en çok karma ile ilgili bölüm beni düşündürttü. Bu çok aşina olduğumuz tanım kendisi ile birlikte birçok soru işareti getiriyor. Hele bizim inançlarımızda yeniden bedenlenme konusu hassasça reddedilmişken. Karma’ya kesin bir şekilde karşı çıkabiliriz. Yalnız değiliz, dünyanın büyük çoğunluğu da bunu sorguluyor.

Tüm bu sorgulamaya rağmen hastalıklarda karma’nın etkisi en kuvvetli olan. Bu ölüm ve yaşam demek olabiliyor.

Ben, insana enerji olarak baktığımda hem inancımla örtüşen hem de anlam ifade eden bir yorum görüyorum.

Enerjinin yok olmadığını ve dönüştüğünü biliyoruz. İnsan bedeninin yaşam enerji alanı da bu kurala tabi… Aile dizilimi gibi tekniklerde meta enerji alanı ve kuşaklar ötesinden gelen bu enerjinin kişiyi nasıl etkilediği kolayca görülebiliyor.

Evet, içinde bulunduğunuz beden yeniden dünyaya gelemez. Ancak, yaşam enerji alanınız devinimini sürdürür. Ve bu döngünün kendi kuralları vardır. Bugün karmik rahatsızlıklar diye adlandırılan hastalıklar bu kurallar  sonucunda ortaya çıkarlar.

“Neden hastalık bizi bu kadar etkiliyor?” demiştim.

İnsan sürekli kendini geliştirerek kendi evrimini yaşarken yaşam enerji alanı üst seviyelere çıkmak ister. Bu bir aydınlanma yoludur. Hastalık bu yolculukta kesin kurallarıyla ders veren bir öğretmen gibi. Bu kurallara uymayan ilerleyemez. Sağlık ise bize yolu açan, bedensel ve zihinsel dengemizi sağlayan bir yardımcı…

Grandmaster Fu’nun ilk seminerinde bir cümlesinden çok etkilenmiştim, belki de bu öğretileri bunca yıldır takip etmemi sağlayan bir cümleydi benim için. “Bu dünyada her zaman hastalık olacak.” demişti. “Ancak, yin yang dengesi gibi insanların yarısı hastayken diğer yarısı sağlıklı olacak. Sizler hangi yarıda olacağınız seçin”.

Ben de sizi bu seçime davet etmek istiyorum. Hastalıkla savaş değil barış yapıp, dinamiklerini ve mesajını anlayıp yaşamımıza sağlığı ve dengeyi çağırmanın yoluna…

İnsan Hastalıkları Üzerine Emei Qigong’un Görüşü

“Yaşamı boyunca, bir kişinin hasta olmaktan tamamen kaçması mümkün değildir. Rahatsızlıklar ve hastalıklar insanlara eşlik eder. Hiçbir teori, teknoloji veya özel yetenek hastalıkların olmasını tamamen engelleyemez.

Çünkü, hastalık evrensel enerji alanındaki neden-sonuç kanununun bir sonucudur.  

Hastalık evrensel olsa da, bazıları genellikle sağlıklıyken bazıları da sağlık sorunları yaşamaya eğilimlidir. İnsanları genel sağlık durumlarına göre sınıflandırabiliriz: Normalde sağlıklı olanlar ve sıkça hasta olanlar.

Geçmiş zaman ve kültürlerden geleceğe uzanan, insanoğlunun tüm anlayışları, teorileri ve teknolojileri sadece bu iki grup arasındaki oranı düzeltip durur; hastalıkları ortadan kaldırmaz.

Hastalıktan bahsedildiğinde, yanlış bir kurtuluş fikri öğreten insanlar ve Emei Qigong hakkında yetersiz bilgi sahibi olan batıl inançlı kişiler, fiziksel hastalık ve acının nedeninin kötülüğün karşılığı veya karma olduğunu söyleyebilirler. Modern tıp hakkında batıl itikatları olan diğerleri de hastalıkların sadece sitoloji (hücre bilimi), biyoloji ve genetikle bağlantılı olduğunu öne sürebilirler.

Her iki görüş de çok dar çerçeveli. Eğer düşünürseniz, bir şeyi diğerini devreden çıkaracak şekilde vurgulayan herhangi bir görüşün sağlıksız insanların oranını yükselteceğini ve sağlıklı insanların oranını azaltacağını anlayabilirsiniz.

Hastalıkların Beş Nedeni

Emei Qigong insan hastalıklarının nedenlerini beş gruba ayırır. Qigong şifa yöntemleri akıllıca kullanıldıklarında tüm bu hastalık türlerini çözümleyebilmektedir.

Öncelikle anlamanız gereken, her hastalığın kötü eylemlerin bir sonucu olmadığı ve dini mekanlarda ya da tapınaklarda edilecek dualar veya sunulacak adaklarla iyileşmeyebileceği gibi yine her hastalığın aşı, ilaç, operasyon veya ameliyat gerektirmeyebileceğidir.

I- Dış Nedenler

Dış nedenler, insan enerji alanıyla gök ve yer enerji alanları arasındaki dengesizlikler ve çekişmelerden sorumludur. Bu dengesizlik ve çekişmeler birçok fizyolojik hastalığa neden olabilir.

Beş Hareket ve Altı Enerji

İnsanın yaşam hareketlerinin holistik bakış açısı ilk olarak şu prensiple tanımlanır: “gök ve insan birdir.”

İnsanlar doğanın parçasıdır. İnsanların hareketleri evrende doğan, büyüyen ve dönüşen tüm şeylerin kapsamında meydana gelir. Beş hareket ve altı enerjinin hem kendilerindeki hem de aralarındaki değişim ve sinerjileri, insan hastalıklarının dış nedenlerini anlamak için önemli kavramlardır.

Beş Hareket

Bunlar, evrendeki elementlerin beş kategorisinin hareketlerini ima etmektedir -ağaç, ateş, toprak, metal ve su-. Dünya, gökkubesel kürenin minyatür halidir ve ona benzer. Beş elementin hareketleri de yıldız sisteminin 5 yönsel pozisyondaki hareketlerine benzerlik gösterir, bu nedenle, bunlar beş elementin –ağaç, ateş, toprak, metal ve su- hareketidir veya daha basit bir deyişle “beş hareket”tir.

Göksel fenomen ve yeryüzü şekillerindeki beş element ile gök ve yerdeki altı enerjinin arasındaki karşılıklı ilişkiler oldukça karmaşıktır. Bunları tam olarak kavrayabilmek için kişi bu ilişkilerin değişkenleri ve çıkarımlarını öğrenmeli ve hangisinin öncelikli hangisinin ikincil olduğunu anlamalıdır.

Yer’in Altı Enerjisi

Yer’in altı enerjisini şöyle sıralayabiliriz: Rüzgar, soğuk, sıcak, nem, kuruluk ve ateş. Özetle, bunlar meteorolojik fenomenlerin üç temelidir. Sıcak, soğuk ve ateş ısıyla ilgilidir; kuruluk ve nem havadaki nem durumudur; rüzgarsa atmosferik basınçla ilgilidir.

Doğal Döngüler

Doğadaki altı enerji tüm yaşayan varlıkların gelişimi için bir önkoşuldur ve insan bedenine zararlı değildir. Ancak, kişinin pozitif enerjisi yetersiz veya bağışıklığı zayıf olduğunda, eğer anormal hava değişiklikleri olur ve altı enerji çok fazla ya da çok az veya yanlış zamanlı olursa, veya hava çok hızlı bir biçimde değişirse; altı enerji hastalığa neden olan etmenleri oluştururlar. Çünkü, artık anormal ve zararlı enerjiye dönüşmüşlerdir.

Doğanın yanlış zamanlı enerjisinin sonucu olmayan, başka hastalık tetikleyici dış etmenler de vardır. Aşırı yüksek güç voltajı, atık gazları ve radyoaktif ışınlar veya aşırı güçlü manyetik alanlar gibi insan yapımı çevresel etmenler bu kategoride yer alır. Bu tür kirlenmiş çevreye sahip, negatif enerji alanlarında yaşamak kesinlikle hastalıklara neden olacaktır. Çevre kirliliği görünmez bir katildir. Günümüzde insan sağlığını ciddi olarak etkilemektedir ve herkesin dikkatini bu konuya çekmek gerekir.

II- İç Nedenler

Yedi duygunun ani, yoğun ve kronik uyarıcılığı ve zihinsel hal, hastalıkların iç nedenleridir. Fizyolojik hastalıkları etkileyebilirler ve psikolojik hastalıkların da öncelikli nedenidirler.

Yedi duygu şunlardır: Neşe, öfke, endişe, aşırı düşünme, üzüntü, korku ve şok.

Bu duyguların belirli seviyeleri zararsızdır. Ancak, iç organların idare edebileceğinden fazla olduklarında, insanın fiziksel enerjisinde türbülansa yol açarlar. Bu da iç yaralanmaya neden olur ve ilgili iç organları etkileyerek çeşitli hastalıkların gelişmesine sebep olur.

Modern psikoloji onlarca, hatta yüzlerce farklı duygu tanımlamaktadır. Ancak, temel duygular hala aşağıdaki yedi tür altında sınıflandırılabilir.

Neşe enerjiyi rahatlatır. Neşe, normal koşullar altında gerginlikleri yumuşatır ve kişinin kendini mutlu hissetmesini sağlar. Bununla birlikte, ani aşırı mutluluk kalbin enerjisini sıkıştırır ve onu gevşek hale getirir. Konsantre olmak zorlaşabilir ve hatta kişi aklını kaybedip delirebilir.

Öfke enerjiyi yükseltir. Aşırı öfke karaciğerin enerjisini aşırı bir biçimde körükleyebilir ve kanı hemen o anda yukarı doğru itebilir. Bu da vücudun üst tarafının titremesine ve hatta bayılma, kan kusma veya ishal gibi yan etkilere neden olabilir. Uzun zaman boyunca hafif öfke duymak karaciğer, dalak ve midede enerji bozukluklarına yol açabilir.

Endişe enerjiyi düşürür. Aşırı endişe akciğer ve dalağın enerjisini aşağı çeker ve kolayca depresyon ve anksiyeteye neden olur.

Aşırı düşünme enerjiyi düğümler. Aşırı düşünme kişinin sinirlerini zorlayabilir ve dalağa zarar verir. Bu, dalak ve midede yaşanacak sorunlar ve çeşitli hastalıklar anlamına gelir.

Üzüntü enerjiyi yok eder. Aşırı üzüntü akciğerin enerjisini engeller ve kişiyi demoralize ve umutsuz hale getirir.

Korku enerjiyi alçaltır. Aşırı korku böbreğin enerjisini istikrarsızlaştırır ve enerji kaybını artırır. Şiddetli korku kişinin idrar ya da dışkı kaçırmasına neden olabilir. Korku aralık vermeden uzun bir döneme yayıldığında, hayati öze zarar verir kemiklerde ıstıraba yol açar. Ciddi durumlarda, kişi yürüme yetisini bile kaybedebilir. Hafif korkular bile erkeklerde seminal emisyona (meni akıntısı) ve erken boşalmaya neden olabilir.

Şok enerjiyi şaşırtır. Ani şok panik ataklara ve kalp, safra kesesi, dalak ve böbreklerde enerji bozukluklarına neden olabilir.

Duygusal Çalkantılar

Ruh hali ve zihinsel hallerdeki aşırı çalkantılar genellikle mevcut hastalığı daha da kötüleştirir.

III ve IV- Yaşam Tarzı ve Travmatik Yaralanmalar

Düzgün bir beslenme ve iş ile dinlenme arasında dengeli bir ilişki, insanın sağlığı ve hayatının devamı için gerekli önkoşullardır. Bu konulardaki bir dengesizlik fizyolojik işlevleri etkiler, enerji bozukluklarına neden olur, pozitif enerjiye zarar verir ve hastalıklara yol açar.

Aynı şekilde, günlük hayatta karşılaştığımız modern toksinler, kötü feng shui alanları ve travmatik yaralanmalar da enerji bozukluklarına neden olur, fizyolojik işlevleri etkiler ve hastalıklara yol açar.

Uygunsuz Beslenme

Uygunsuz beslenme hakkında dikkat alınması gereken üç cephe vardır.

Birincisi, açlıktan ölür dereceye gelmek veya bir öğün çok az yiyip diğerinde tıka basa doymak veya alışkanlık olarak çok fazla yiyip içmek.
Uygunsuz beslenmenin ikinci çeşidi, belirli tür bir yiyeceğe olan düşkünlüktür. İnsan bedeninin ruhu, qi’si ve kanı yiyeceklerin beş tadının yardımıyla üretilir ve beslenir. Yiyeceklerin beş tadı ve beş organın arasında sıkı bir ilişki vardır: ekşi tatlar karaciğere, acı tatlar kalbe, şekerli tatlar dalağa, baharatlı tatlar akciğere ve tuzlu tatlar böbreğe gider. Genel olarak, sağlıklı bir insan için yiyeceklerin tüm tatları yararlıdır.
Uygunsuz beslenmenin üçüncü türü ise, böcek ilaçları ve diğer sentetik kimyasalların, antibiyotiklerin ve hormonların tortularını içeren sebze, meyve, balık, et gibi yiyeceklerin aşırı tüketimidir. Ayrıca, yüksek seviyelerde hormon içeren yiyecekler tüketmek, sizin hormon seviyenizi yükseltir, tümörlerin ve birçok diğer hastalığın gelişimine ortam hazırlar.

Modern Toksinler

Toksin; yutulduğu, solunduğu, emildiği, uygulandığı, enjekte edildiği veya bedende yaratıldığında fizyolojik işlevleri bozan veya fiziksel yapıya zarar veren bir maddedir. Besin stoklarımız, içme sularımız, havamız ve toprağımız toksik kimyasallarla her geçen gün daha fazla kirletiliyor.

Tarihte hiçbir zaman insan bedeni yabancı maddeleri metabolize etme ve saf dışı bırakmak için böyle bir yükün altına sokulmamıştır.

Karaciğer, böbrekler, barsaklar, akciğerler, mide ve pankreas, aynı zamanda deri, mukoza zarı ve lenf sistemi vücudun detoksifikasyonunda (bedenden toksinlerin atılması) rol oynar. Sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip insanların organları ideal biçimde çalışır. Bedendeki toksik ortam azaltılmadıkça, kişinin kendini gerçekten iyi hissetmesi çok zordur.

İki Çare

Uygunsuz beslenmenin ilk türünden –çok fazla, tutarsız veya çok az yemek- kaçınmak günümüzde nispeten kolaydır. Ancak, toksinlerden kaçınmak daha zordur. Neyse ki kullanımı kolay çareler var.

1-Qigong. Emei Qigong’u uygulamak bedenin toksinlerden temizlenmesine birçok yönden yardımcı olur. Wuji Gong uygulamak lenf sistemi de dahil bedenin tüm organlarının uyarılmasına yardımcı olur. Wuji Gong, enerjinin bedende en çok ihtiyaç duyulan bölgelere girmesine izin verir. Emei Qigong’un, bileşik uygulamaları, bedende kilitli kalan duyguların temizlenmesine de destek olur. Son olarak, uygulama ve bunu geliştirme bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

2-Qigong Pigu. Pigu tahılsız bir perhizi baz alan gıda terapisidir ve bedeni temizler. Sadece tahılları yememekten çok daha fazla prensip içerir. Bu nedenle, uygulayıcılar Qigong Pigu’nun doğru biçimde nasıl yapılacağını yetkili bir Emei Qigong öğretmeninin rehberliği altında öğrenmelidirler.

Qigong Pigu’yu nasıl uygulayacağınızı öğrendikten sonra en iyisi onu yılda bir kere uzun süreli ve ayrıca her on günde bir günlük Mini-Pigu şeklinde uygulamaktır. Bu uygulamalar iç organlarınızın arınmasını sağlar.

Dengesiz Çalışma ve Dinlenme

Hepimiz iş ile dinlenme arasında bir denge kurmanın önemini anlıyor olsak da bazen kendimizi zararlı alışkanlıklara kaptırırız.  Fiziksel gücün limitlerini aşmak, aşırı düşünmek, aşırı cinsellik, hareketsiz olmak, kötü Feng Shui alanları, travmatik yaralanmalar, bunlar dengesizlik belirtileridir ve sorun yaratabilirler.

Yukarıda bahsedilen üç tür hastalıktan tamamen sakınmak gerçekten de çok zordur: Dışsal, içsel ve yaşam tarzı veya travmatik yaralanmalara bağlı hastalıklar ve kronik dertler. Neyseki, bu sorunlar genellikle tedavi edilebilir ve büyük trajedilere neden olmaz. Bu problemlerin bazıları küçük negatif karmadan etkilense de, genellikle sonunda felaket yoktur. Fakat, bu üç hastalık ve hasar türünün ciddi tipleri ölümcül olabilir. Bu durumlarda karma kaderi etkilemektedir.

Bu dünyadaki tüm fenomenler insan yapımı etmenlerden etkilense de, karmanın görünmez kanunu insan ilişkilerini kontrol eder. Batıl inançlı ya da inatla önyargılı olarak söylemiyorum. Birçok bilinmeyen etmen görülmeyen ama çetin bir biçimde kişinin kaderini etkiler.

V- Karma

Emei Qigong tasavvur edilemeyen birçok şeyin nesnel bir varlığı olduğunu ve bazı fenomenlerin de fiziksel varlıklarının olmadığını ve bu nedenle kavranamaz olduğunu kabul eder. Bu fenomenler açıkça ve yanılmaz bir şekilde görülse de, onları dünyevi teoremler ve mantıklarla açıklamak oldukça zordur. İnsanlar için inanması en zor şey karmanın tasavvur edilemeyen gücüdür, ama bu güç tüm önemli olayların öncü gücüdür. Karma hakkında tasavvur edilemeyen en büyük konu şudur: İnsanların %85’i karmanın varlığına inanmaz.

Yıkıcı eylemler bilimsel yöntemlerle görülemez, dokunulamaz ve test edilip onaylanamaz. Bunun ötesinde, her tür korkunç eylemi gerçekleştirmiş, ama aynı zamanda zengin ve güçlü insanlar da vardır. Bazıları da sürekli iyi şeyler yapmasına rağmen her tür acı onlar bulur. Herkesin aşağı yukarı aynı anlamda ama belki farklı kelimelerle söylediği bir söz vardır: “İyilik eken iyilik, kötülük eken kötülük bulur.” Ancak, iyi insanların acı çektiğini ve yıkıcı insanların bolluk içinde olduğunu görünce, bu sözün doğruluğundan şüphe duyabilirsiniz.

İyi ya da kötü eylemlerin karşılığı verilmemiş değildir, sadece çoğu vakada zamanı henüz gelmemiştir. Zamanı gelince, her şey gereğince geri dönecektir. Ayrıca, çoğu insan bu ilkeyi başkaları için söyler ve bunu bir lanet olarak görür. İnsanlar çok ender olarak kendi düşüncelerini, sözlerini ve eylemlerini bu anlayışla değerlendirirler. Şimdi söyleyin bana, sizce onlar karmanın gücüne inanıyorlar mı?

Karma tarafından tetiklenmiş hastalıklar, cezalandırılmaktan gelir -bu karmanın meyvesini vermesidir. Kim olursa olsun, eğer biri kötü karma nedenleri ekmişse, felaket getiren bir sonuç yaşayacaktır. Birkaç yaşam sonra veya mevcut yaşamda birkaç yıl sonra bile olsa, karmanın meyvesi olgunlaşıp fırsat ortaya çıktığında, bu felaket gerçekleşecektir. Bu etki bir hastalık olarak geldiğinde, genellikle ölümcül ve ağırdır. Bu tür bir hastalığın köken sebebinin “karma” olduğunu söyleriz.

Bu yaşamda iyi olanlar veya gençliğinin baharında olup yine de tedavisi olmayan hastalıklar yaşayıp veya yıkıcı hasarlarla ölenler, tüm bu olanların önceki yaşamlarında neden oldukları ölümlerin günah ve kızgınlığı yüzünden olduğunu hiç düşünüyorlar mıdır?

Hiç istemesek bile, hepimiz borçlarımızı ödemeliyiz. Bu gibi zamanlarda insanlar hastalıkları için çare bulamayabilir veya garip olayların birleşmesi sonucu yanlış bir tıbbi tedavi, tedavi edilebilecek hastalığı tedavi edilemez hale getirebilir. Birçok acı ve işkence yaşanabilir ve tüm bunlar bir aileye servete mal olabilir. Kişinin yakarışlarına ne cennetten bir ses ne de dünyadan bir etki gelmez.

Bu tür hastalıklara “karmanın tetiklediği hastalıklar” denir. Bu olayların bazıları düşük kaliteli enerji varlıklarının araya girmesinden ziyade karmanın yazgısıdır. Kişi kötü bir şey yaptığında bu olaylar kadere yazılır, ve kader eninde sonunda gerçekleşir. Kaderi kimsenin zorlamasına gerek yoktur, karmanın gücü onu insanın üzerine iter.

Peki, ortada bir neden yokken, sonuç nasıl olur? Eğer bir kavun tohumu ekerseniz, bezelye biçebilir misiniz? Veya bezelye ektiğinizde kavun biçmek mümkün müdür? Tatlı kavunlar tatlı toprakların ve acı kavunlar acı toprakların sonucu yetişmez. Tatlı ve acı tohumdan kaynaklanır ve bu özelliklerini değiştiremezler.

Karmanın fırsatı daha önceden yazılmış yoluna vardığında, gücü bir sel gibidir. Herkes kendi borcunu öyle ya da böyle ödemelidir. Sizin borcunuzu bir başkasının ödeyebileceğini ümid etmeyin. Soy sahiplerinin de doğaüstü güçlerle bu durumu sizin için tamamen değiştireceğini zannetmeyin. İnsan kalbinin en derinlerinden gelerek ve şu andan itibaren gönülden isteyerek iyilik yapmalıdır. Hemen şimdi Emei Qigong’un prensiplerini öğretmeye ve başkalarını acıdan kurtarmak için özel enerji şifa yöntemlerini kullanmaya başlayabilirsiniz.

Kötü karmanın derin ve boş kuyusunu doldurmak için yaptığınız iyiliklerle diğerlerinin hayır dualarını almalısınız. Tehlikeyi güvenceye, ciddi hastalığı hafif bir rahatsızlığa ve rahatsızlığı sağlığa dönüştürmenin tek yolu budur.

Emei Qigong’un bütün müşfik Büyük Ustaları ciddi hastalıklarla savaşmak için oluşturulmuş el baskılarını, mantraları ve yöntemleri nesilden nesile geçirmişlerdir. Ancak bunlar, özellikle son aşamasındaki kanserlerde veya diğer ölümcül hastalıklarda kimseyi kurtaramaz. Öncelikle, hasta olan kişi hayatını değiştirmek için bu hayır dualarını kullanmalı, Emei Qigong’un prensip ve yöntemlerini başkalarıyla paylaşarak onların da kendi hayır dualarını yaratmalarına yardımcı olmalıdır.

Karmanın tetiklediği hastalıklar sebepsiz yere bir anda ortaya çıkmazlar, her zaman nesnel nedenler vardır. Ancak aynı nedenden olsa bile, daha az negatif karma sahibi ve daha çok hayır duası almış insanlar normalde bu hastalıklardan korunabilirler. Az hayır duası almış ve ciddi kötü karması olanlarınsa kaçışları zordur. Önceki hayatlarında cana kıyanlar, bu hayatta karşılığını görmek zorundadır. Bu yüzden Emei Qigong öncelikle şunu önerir: “bilinçli ve sezgili varlıkları öldürmekten kaçının.”

Hastalıkların ilk üç nedenini anlamak insanlar için kolaydır, ancak birçok kişi son ikisini kabul etmekte zorluk çeker. Karmanın gücü hayatta görülemeyen bir güçtür. Onu iten ya da durduran yoktur. Kendine ait bir hareketi ve güç alanı vardır.

Kişinin bu tür bir yazgıyı değiştirmesinin zor olduğunu söylediğimde, bunun gerçekten çok zor olduğunu söylüyorum. Kolay olduğunu söylediğimde, onu kendini geliştirme, Emei Qigong’un prensip ve yöntemlerini başkalarına öğretme ve hayır dualarından büyük miktarda enerji toplama yoluyla değiştirebileceğinizi söylüyorum. Ayrıca, bu bilgileri kullanmaya yetkin kişiler de hastalıklarınıza şifa vermekte yardımcı olabilirler.

Hastalıkların dördüncü ve beşinci nedenleri için uygun ve uygulanabilir şifa yöntemleri, Emei Dağı’nda düzenlenen seminerlerde öğretilmiştir. Birçok yetkili Emei Qigong öğretmenleri bu yöntemleri günlük şifa uygulamalarında kullanmaktadır. 

Bu noktada size birçok büyük yöntem, teknik ve bin yılda bir karşınıza çıkabilecek bir fırsat veriyorum. Gereken değeri verecek ve üzerine titreyecekseniz, şimdi başlamanın tam zamanı! Önce kendinizden başlamalısınız! Kaderin büyük gücünü ve size doğru koşan karmanın gücünü etkisiz hale getirin. Neyi bekliyorsunuz?”*

* Grandmaster Fu Wei Zhong tarafından yazılmış olan “Healing Arts of Emei Qigong” (Emei Qigong Şifa Sanatları) kitabından alınmıştır.

** “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Kanuni Sultan Süleyman’ın hastalığında yazdığı beyit’ten…

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ