Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

Güldüren ve düşündüren 2 öykü

Gülen Buda Yolda Kalpataru Ağacı’na Rastlarsa…

İki öykü okudum… güldüm, düşündüm… bunları paylaşmak gerek dedim…

İlki eski bir Hint öyküsü:

“Hindu cennetinde “Kalpataru” adında bir ağaç var. Dilek ağacı anlamına geliyor.

Tesadüfen bir yolcu oraya geldi ve öyle yorgundu ki ağacın altına oturuverdi…

Çok da açtı, o yüzden “Burada birisi olsaydı ondan yemek isterdim” diye düşündü. “Ama hiç kimse yok!”

Aklında yemek fikri beliriverdiği anda aniden ortada yiyecekler beliriverdi ve öyle açtı ki hiç düşünmedi. Hepsini yedi.

Sonra uykusu geldi ve “Şurada yatak olsaydı…” diye düşündü.

Ve yatak beliriverdi.

Ama yatakta yatarken “Neler oluyor?” diye düşünmeye başladı.

“Burada kimseleri göremiyorum. Yemek geldi, yatak geldi -belki bunlar hayaletlerin marifetidir!” Birden ortaya hayaletler çıktı.

Bunun üzerine korktu ve “Şimdi beni öldürecekler!” diye düşündü. Ve öldürdüler!

Yaşamın temel kuralı diyor ki “her düşündüğün bir şekilde gerçekleşir”. 

İkinci öykü ise Çin’den:

“Tang Hanedanı zamanında Mutlu Çinli veya Güleç Buda olarak adlandırılan şişman bir adam vardı.

Bu Hotei’nin, kendisine Zen Ustası sıfatı vermek veya etrafında mürid toplamak gibi bir derdi yoktu. Onun yerine, sırtında içi tatlı, meyve ve şekerleme dolu bir torba ile sokaklarda yürüyordu.

Bunları etrafını sarıp oyunlar oynayan çocuklara dağıtıyordu.

Ne zaman kendisini Zen’e adamış birini görse elini uzatıp “Bana bir lira ver” diyordu. Ve eğer birisi ona başkalarına ders vermek üzere tapınağa geri dönmesini söyleyecek olursa yine şöyle diyordu “Bana bir lira versene”.

Bir defasında, oyun işine dalmışken bir başka Zen Ustası ordan geçiyordu ve sordu: “Zen’in anlamı nedir?”

Hotei cevap olarak hemen torbasını yere koyup sustu.

“Peki” dedi diğeri “Zen nasıl hayata geçirilir?”

Mutlu Çinli hemen torbasını omuzuna atıp yoluna devam etti.”

Sadece yaşa, paylaş ve gül…

Güldüm ve düşündüm, dedim ki:

Yaşamı da hayata geçirmek gerek.

Yaşam  feragat ederek yaşanmıyor, tüm duyularla deneyimlemek gerek… Yaşamı tatmak, işitmek, görmek, koklamak ve yaşama dokunmak gerek.

Her ne ise seni kapalı tutan çık içinden; evden çık, işyerinden çık, küskünlüğünden, öfkenden çık, zihnindeki tüm engellerin içinden çık… yaşamın içine adım at. Kalk ve hemen şimdi yap; yarın için bugün dün’dür ve bil ki unutur sessizce.

Yaşamı deneyimlemek için tam merkezde, içinde olmak gerek. Bak bakalım merkezinde kim ya da ne var. Merkez sende değil dışındaysa o deneyim de sana ait değil artık. Geri dön merkezine ve ayaklarını yere sağlam bas. Kim olduğunu hatırla. Bu yaşam sana ait.

Unutma, her ne ise bizi yaşamdan korkutan her an peşimizde olacak. Korkuyu ve endişelenmeyi bırak.

Ve yaşamı paylaşmak gerek… Alınacak ve verilecek tek şey ise sevgi, mutluluk ve kahkaha olmalı.

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

* Öyküler: “Martıları Seven Adam”- Osho

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ