Elif Pavitra tüm yazıları

Yoga Eğitmeni

Gül, Gül yüzlüm Gül

Haydi Gülümse

Yıllar önce sevginin 5 dili adında bir kitap okumuştum. Kitap çok güzeldi. Birbirimizi neden yanlış anlarız sorusuna cidden güzel cevap veriyordu. Beni de bu konuda oldukça çok düşündürtmüştü. Biz herkesi anlıyoruz rahatça empati kuruyoruz zannederiz de, anlayamıyor olduğumuzu, aslında anlayamayacağımızı kabul edemeyiz. Şems-i Tebrizi’nin  söylediği gibi, “Empati kurmak icin onun ayakkabısı ile kırk gün gezmek gerekir”. Bu kolay birşey değildir ve tam karşındakinin gözlerinden bakabilmek diye birşey yok aslında. Bir ömrü bir kişi yaşar, o anlatabilir yaşamını ama herkes kendi kadar, kendine göre, kendi tecrübelerinden çıkardıkları kadar anlar. Onu bu yetersiz verilerle yargılamak ne kadar mümkündür? Ya da neden yargılamak gereksin ki?

Yıllar önce “biri bizi gözetliyor” programı ve türevleri ne kadar popüler olmuştu. İnsanların hayatını bu kadar merak ettiğimizle yüzleştik aslında. Hayatlarını merak etmeyi bırakın tüm özel hayatını merak eder olduk, kim ne dedi, nasıl dedi, taraftar olduk. Yarışmada taraftarı olduğun kişinin yani daha detaylı özel hayatını merak ettiğin kişi devam edebilsin diye oy veriliyordu. Merak merak uyandırıyor, herkes her şekliyle yaşamları didiklediğini görmüyordu bile. Hatta programın devamında, kaynanalar gelinler damatlar daha sonra ünlüler vs vs devam etti, bir sürü farklı konseptte ama en önemlisi hayatları merak ederek, taraftar olarak yıllarca sürdü bu programlar...

Ne kadar meraklıydık... Ve ne içindi bu merak ?

En ufak bu konudaki soruya da, “eeee onlar da bilerek oraya katılmışlar, katılmasalardı kardeşim özel hayatlarını düşünüyorlarsa...” diye geliyordu cevaplar.

E tamam onlar oraya özel hayatlarını hiçe sayarak, dışarıdaki hayatlarını bırakarak katıldılar. E peki sen ne yapıyorsun? Sen biraz da dışarıdan kendine bakmak istemez misin?

Dünyaya geldiğimiz zaman, daha öncesinden dünyevi hayatla ilgili hiçbir bilgimiz olmadığını kabul etsek. Böyle düşünmüyorum, böyle olmadığını bilimsel olarakta kanıtlıyorlar. Ama diyelim ki böyle, formatlanmış halde geldik dünyaya...

Normal insan olma sürecine giriyoruz, ailemiz çevremiz tüm uyaranlarla (televizyon, komşu teyze, arkadaşlar, tüm teknoloji ile kurgulanmış dış dünya...)

Bir olaya vereceğimiz tepki, daha önce tanık olduğumuz öğrendiğimiz tepkiler değil mi? Annemizin, babamızın, kardeşimizin, komşumuzun, büyüklerimizin, küçüklerimizin,öğretmenlerimizin... O tepki daha önce bir yerde tanık olduğumuz, ya da konusu geçtiğinde duyduğumuz, böyle yapılması gerekir, böyle olmalı, şöyle de olmamalı gibi bir tepkidir genelde...

Bu konu biliyorum ki çok uzun, her boyutundan ele alınabilir. Şu an üstünde durmak istediğim yönü ise,” nereden biliyorsun, bilebilirsin arkadaş?” tarafı.

Bir çay bahçesinde oturuyorsunuz, karşı masada kahkaha atan bir adam var. Sürekli kahkaha atıyor. “Bu adam çok mutlu, vay be ne insanlar var”, “ben burada mahfolmuşum o kahkaha atıyor”, “ne gamsız insanlar var”,” vay be çok kıskandım ben de gülmek istiyorum”,” kesin benim sorunlarımın hiçbiri yok bu adamda ne şanslı adamlar var bizde de şans yok...”

Peki biraz da bu adamı biraz tanıyor olduğumuzu düşünelim: “Bu adam şuan çok bunalımda olmalı deli bu kesin şimdi de kahkaha atıyor”, “ vay arkadaş ben bu adamın çocukluğunu bilirim, hep böyle gamsızdı bu” ,”geçen hafta iflas eden bu değil sanki, şuna bak nasıl gevrek gevrek gülüyor”, “dün Ahmet’le kavga etmişti, şimdi haline bak terbiyesiz nasıl da gülüyor”, “hiç haysiyet yok arkadaş bu insanlarda”, “Etrafı nasıl da rahatsız ediyor, öyle basit basit gülmekte neymiş”...

Örnekleri çoğalttıkça çoğaltabiliriz. Bize göre topluma göre “madur” değilse bir terslik var neredeyse. Ama hal böyleyken, o adam madur ve yardım isterse de olmaz, madur ve ağlarsa da erkekler ağlamaza kadar gider konu... Güçlü olması gerekir deriz herkesin. Karşıdaki güçlüyse de bir terslik görürüz. Dua ederiz herkes mutlu olsun diye, yan masada biri kahkaha atarsa 40 tane fikir belirir zihinlerde...

Dünya barışı, bireylerin içsel barışı ile başlayacak deriz de, adam mutlu ise, hayırdır yahu neyin var modlarına gireriz...

Yahu adam sadece gülüyor.

Ne bileceksin o an içinde ne yaşıyor? Belki artık sinirleri bozuldu yıllarca yaşadıklarından, artık ne dersen gülüyor. Belki içi kan ağlıyor da onun dışa vurumu böyle. Belki de hakkaten hayatın ona buna şuna bağlı yaşanamayacak kadar özel olduğunu anlamış, 3 günlük dünya öyle de böyle de geçiyor, gülelim bari diyor.Belki senin gibi bakmıyor hayata? Normal dediğimiz normlar ona uygun değil belki? O kurallarını koşullarını kendine göre yorumlamış, kendine göre sindirmiş olamaz mı ?

Sevginin 5 dili kitabında, herkesin sevgisini anlatma şeklinin farklı olduğunu anlatmıştı yazar. Detaylandırmak istemiyorum, kitabı okumanızı tavsiye ederim. Genel olarak sen türkçe konuşuyorsun, türkçe anlıyorsun, karşındaki fransız ve fransızca anlıyor. Sen onu seviyorsun, o seni seviyor. İlla anladığın gibi anlatmak zorunda değilsin. İnatla “seni seviyorum” deme, “Je t’aime” de, bak o zaman o da sevildiğini bilir, mutlu olur mutlu eder seni diyordu.

Biz ilişkilerimizde kendi bildiğimizin doğru olduğuna eminizdir ve karşıdaki de buna uyacak arkadaş diye düşünerek hareket ettikçe ilişkimizi bozar, kendimizi de karşımızdakini de üzer, ilişkiyi gerer, mutsuz çaresiz “aaa ben ne yaptım ki” der otururuz. Sorun da büyür durur.

İlişki içinde olduğumuz kişiler ile eğer onlara değer verip onlarla hayatı paylaşmak istiyorsak, onların da anlayacağı dilde konuşmak, ilişkileri her daim canlı tutacaktır. “Ne olursa olsun anlaşalım ben onun dilinden de konuşurum” demek istemediğimi de ekleyeyim. O da kendini ve karşındakini kandırmak olacaktır elbette. İlişkilere tutunmak, sadece bir yere gitmesin diye tutmak da değil tabi ki...

“Adam ne güzel gülüyor yahu, gülme efekti gibi, ohh içim açıldı, ohh ya beni de güldürdü valla. Sen beni güldürdün Allah’ta seni güldürsün” diyenlerden olmak dileklerimle...

Gül, Gül yüzlüm Gül,

Güldükçe güller dökecek yoluna Yaradan...

Elif Pavitra - Mistikalem.com

elifpavitra@gmail.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ