Haftanın Hutbesi tüm yazıları

hutbe

Gelin gönüller yapalım

Aziz Kardeşlerim!

Peygamberimiz (s.a.s), bir gün tavaf esnasında Kâbe’ye yönelerek şöyle buyurdu: “Ey Kâbe! Sen ne güzelsin. Senin kokun ne güzeldir. Senin azametine ve kutsallığına hayranım. Fakat Allah’a yemin ederim ki, müminin saygınlığı Allah katında senin saygınlığından daha fazladır...”

Aziz Müminler!

Rahmet, bereket ve mağfiret iklimi Ramazan ayının gölgesi bir kez daha üzerimize düştü. Şu günlerde h ep birlikte bunun  huzur  ve  mutluluğunu  yaşamaktayız. Pazar  günü kılacağımız ilk teravih namazının ardından Pazartesi günü tutacağımız ilk oruç ile bu mübarek aya girmiş olacağız. Bizleri Ramazana, Ramazanı bizlere kavuşturan Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun.

Kardeşlerim!

Diyanet  İşleri  Başkanlığımız,  her  Ramazan  ayında bireysel  ve  toplumsal  hayatımıza  ışık  tutan  önemli  bir değerimizi gündeme taşımaktadır. Böylece konuya dair bir farkındalık oluşturmaya çalışmaktadır. Başkanlığımız bu yıl Ramazan ayında,“Gelin gönüller yapalım, Bu Ramazan ve Her  zaman” çağrısında bulunacaktır. Bu çağrıyla, gönüller arasında  köprüler  kurulmasına, kırık  kalplerin,  yaralı gönüllerin,  bitap  düşmüş  yüreklerin onarılması
na vesile olunması amaçlanmaktadır.

Kardeşlerim!
İnsan, İslam nazarında sevgi ve hürmete layık mükerrem bir varlıktır. Bu hürmet ve saygıda şüphesiz ki kalbin, gönlün önemli bir yeri vardır. Peygamberimiz (s.a.s)’in “Allah, sizin suretlerinize ve mallarınıza değil, kalplerinize  ve yapmış olduğunuz amellerinize bakar.”hadisi bu hususu vurgulamaktadır.  Buradan  hareketle  inancımızda  gönül, nazargâh-ı  ilahî  kabul  edilmiştir. İmanımızın, ihlasımızın, niyetimizin, sevgimizin, hâsılı insanı güzelleştiren hasletlerin karargâhıdır kalp. Rabbimiz, kalb-i selime bakar. Bu itibarla, gönül yapmak, inancımızın ve insanlığımızın bir gereğidir. Gönül incitmek ise inancımızda hiçbir  şekilde  tasvip edilmeyen ve mümine yakışmayan yanlış bir davranıştır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Gönül yapmanın, gönüller fethetmenin sayısız yolları vardır. Gönüller, her şeyden önce sevgi, saygı ve muhabbetle
fethedilir. Sevgiyi kullarının kalbine yerleştiren Allah, bütün sevgilerin  de  kaynağıdır. Gönüllerimizi  birleştirmesi  ve inananları kardeş kılması, Rabbimizin büyük bir nimetidir. Efendimizin  ifadesiyle, gerçek anlamda mümin olabilmenin
yolu birbirimizi sevmekten geçer.

Kardeşlerim!

Gönüller, merhametle kazanılır. Merhamet, varlığın ilahi mayasıdır. Rahman  ve  Rahim  olan Rabbimizin rahmetinin
yüreklerdeki yansımasıdır merhamet. Efendimizin anlatımıyla, “Müminler,  birbirini sevmede, birbirine merhamet ve şefkatte, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.” Gönüller, paylaşmakla inşa edilir. Paylaşmak, evvela gönlümüzü muhabbet ve samimiyetle birbirimize açmaktır. Düşmanlığı,  kini, nefret ve intikamı, kalbimizden söküp atmaktır.  Paylaşmak,  dünyanın  neresinde  olursa  olsun muhtaçlara, kimsesizlere, insanlığın insafına terkedilmişlere yardım eli uzatmaktır. Paylaşmak, duyduğumuz her yardım
çığlığına nereden  geldiğine, kimliğine,  etnik  yapısına, mensubiyetine bakmaksızın karşılık verebilmektir.

Değerli Kardeşlerim!

Ramazan  ayı, bir mekteptir. Bu  mektebin  talebeleri bütün müminlerdir. Bizlere sabrı,şükrü, nimetlerin kıymetini,
paylaşmayı, varlık ve yokluğun anlamını idrak etmeyi öğretir Ramazan. Bu mektep, bizlere aynı zamanda gönlün değerini, kendimize  ve insanlara saygıyla  muameleyi  öğretir.  Bize düşen, bu kutlu  mektebin cennet  esintilerini
hücrelerimize kadar hissedebilmektir.  Orucumuzu, sahurumuzu, iftarımızı, infakımızı,  teravihimizi, gönüller inşa  etmeye  vesile kılabilmektir. Gönüllerimizi, aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı Kitaba iman şuuru ile kardeş kılabilmektir.

Kardeşlerim!
Ramazan mektebinde bize düşen, varlık sebebimiz olan, bizleri türlü meşakkatle hayata hazırlayan anne- babalarımızın gönüllerini hoş tutmak , onların rızasını kazanmaktır. Ramazan mektebinde bize düşen, ülkemize
hicret etmek zorunda kalmış mülteci kardeşlerimize kucak açmaktır. Evinden, yurdundan çıkıp  gelen  Mekkeli  Muhacirlerle  evini,  aşını,  ekmeğini paylaşan Ensar’ın kardeşlik ahlakını kuşanmaktır. Bize düşen, açın halinden anlamak, yetimin başını okşamak, ağlayanın göz yaşını silmektir.

Kardeşlerim Öyleyse Geliniz!

Hep   birlikte   büyüklerimizin, yetimlerimizin, mültecilerin, engelli kardeşlerimizin, kimsesizlerin tebessümü ile    Ramazan mektebini dolu dolu yaşayalım. Onlara gönüllerimizi açıp ellerimizi uzatalım. Birbirimizin  hatalarını örtelim, kusurlarını affedelim. Hiçbir  kalbi  kırmayalım.  Üzüp  kırdıklarımızı  vakit geçirmeden onarmaya bakalım. Gelin, Rabbinden mahrum kalmış gönülleri Rabbimizle buluşturalım. Rabbimizin rızasının gönül yapmaktan geçtiğini unutmayalım. Bu  duygu  ve  düşüncelerle Ramazanın  milletimize, ülkemize, âlem-i İslam’a huzur, barış, merhamet getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

Hutbemi, gönlün önemini ve gönül incitmemeyi veciz bir şekilde ifade eden şu dizelerle bitirmek istiyorum.

“Hazer kıl! Kırma kalbin, kimsenin
cânını incitme!
Esîr-i gurbet-i nâlân olan insanı incitme!
Tarîk-i ışkda bîçâre-i hicrânı incitme!
Sabır kıl her belâya, Hâneyi Rahman’ı incitme!
Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme!
Günahkâr olma, Fahr-i Âlem-i Zî-Şânı incitme.


Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ