Fatih Yıldırım ile en ALEM röportaj

Fatih Yıldırım TV programı yaptığında bakın kimi konuk alıyor!

Fatih Yıldırım ile en ALEM röportaj
İlginizi çekebilir

Alem FM'in en yoğun saatlerinde yayın yapan başarılı radyo programcısı Fatih Yıldırım hakkında merak ettikleriniz Mistikalem farkıyla bu röportajda :)

> Fatih Yıldırım radyo hayatına nasıl başladı?

>İlk radyoyla tanışmam halam sayesinde oldu. Halam radyo spikeriydi. Radyoculuğa onu dinlerken merak duymaya başladım. Radyo ne demek, oradan nasıl konuşuyorlar? Bu soruların yanıtını ararken, yerel bir radyoya mektup yazdım. Dedim ki; “Ben radyo yayını yapmak istiyorum. Beni radyonuza alın ”. O zamanlar ortaokul çağlarımdaydım aradılar ve ''neredesin, gel görüşelim'' dediler. O kadar çok istiyorum ki arabadayım geliyorum dedim. Beni radyoya asistan olarak aldılar ama yayın yaptırmadılar. Sonra ben de sinirlendim gittim bir fm verici aldım, evimin çatısına taktım ve evden yayın yapmaya başladım. Artık insanlar ev radyosundan beni dinleyebiliyordu. =)

Mahalledeki bütün evlerin kapısından A4 kağıtlarına yazdığım şu frekanstayım dinleyin dediğim kağıtları attım. Sonra akşamları yayın yaptım. Dinleyenler mesaj atmaya başladılar ve yayın yan mahalleye kadar sirayet etti.

Ondan sonra Karadeniz Teknik Üniveristesi'ni kazandım. Daha okula kayıt yaptırmadan orada bir yerel radyoya başvurdum, ancak kabul edilmedim. Sonrasında başka bir radyoya başvurdum; hafta sonları 1'er saatlik yayın yapmama ön ayak oldular. Akabinde; yayınlarım beğeni almış olacak ki hafta içi yayın saatine geçtim. Bir dönem televizyonda haberleri sundum. Sonra power fm'in yarışmasına katıldım orada Türkiye genelinde bir derece elde ettim.

 

Daha sonra her şeyi bırakıp “memur olacağım” düşüncesiyle İzmet'e döndüm ve burada İsmail Adıyaman ile tanıştım. Kendisi radyo patronu. Bundan 3.5 yıl önce beni İstanbul'a aldıran ve destek veren kişi O'dur. Aynı senenin sonunda 3 radyodan teklif geldi ve ben Alem FM 'i tercih ettim.

 

> İş hayatınızdaki başarı sırrınız nedir ? Şans bunda ne kadar etkili?

> Şans mı adı bilmiyorum ama bir şeyler yolunda gidiyor ve biri benim için dua ediyor. Bu kişi de annem .

Başarımın sırrı ; program için çalışıyorum, yazmıyorum. Programda anlatayım diye her gün karaladığım bir şeyler yok; sadece yaşadıklarımı telefonuma not alıyorum.

Stüdyomda prodüksiyon yapıyorum. Remix'ler, best off'lar, programın içinde kullanılan tanıtımlar ve teaserlar hazırlıyorum. İnsanların ne istediklerini az çok gözlemleyebiliyorum ve bunu programıma yansıtmaya çalışıyorum. Örneğin, eskiden dinleyiciler radyoda siyaset şakaları duymak istiyorlardı; ama ben bu işin siyasetsiz de olabileceğini gösterebildiğime inanıyorum.

> İnsanlar sizi neden dinlemeli?

> Programım tamamen doğal olsun diye çabalıyorum. İnsanlar iyi müzik çaldığım veya iyi şaka yaptığımı düşündükleri için dinleyebilirler beni. Dinleyicilerden bunu çok duyduğum için söylüyorum, akşama kadar gündemle, trafik bilgisiyle zaten boğuluyorlar bir de radyoda bunu duymamak için tercih edebilirler beni. Çünkü gündemden hiç bahsetmiyorum. Karşıma birini oturtuyorum ve telefonda tanımadığım biriyle alakalı bir şeylerden bahsediyorum. Hiç tanımıyorum ve seninle muhabbet kuruyorum ve insanlar diyor ki Allah Allah birazdan ne konuşacaklar acaba. Sıkıladabilir, keyif de alabilir. Bu bir risk ama 3 saatlik programın %70 okeyi geçiyorsa okeydir .

 

> Herkesin bir yaşam amacı vardır. Sizin yaşam amacınız ne ?

> Kaliteli bir hayat sürmek.Yani bu çok para kazanmak anlamında değil. Kaliteli bir hayattan kastım şu; ben yaşadığım hayattan mutlu muyum? Tek amacım o. Yani kaliteli insanlarla mı beraberim, konuştuğum insanlar kaliteli mi ? Yayınım kaliteli mi? Kaliteli şarkı mı dinliyorum ? Buna bakıyorum hayatımdaki tek amacım işimde kaliteyi sunmak. Kendi yaşamımda birit işler ortaya koyabilmek. Yani kısacası benim kaliteden anladığım; samimiyet, gerçeklik, üretkenlik ve düşünme.

Hayatımda kalitesiz olan tek şey, uykum çünkü sabaha doğru uyuyorum.

 

> İş yaşantınızın kişisel yaşantınıza etkisi oluyor mu ?

> Hepsi iç içe aslında yani iş yaşantımla kişisel yaşantım. Evimde bir stüdyom var. Doğal olarak eve iş getirenlerdenim. Aslında kasıtlı olarak evime stüdyoyu kurdum ki her an gözümün önünde iş olsun . Çünkü işimle kişisel hayatımı harmanlamaya çalışıyorum. Eğer böyle olmasaydı ben evden işe gidiyormuşum diye çıkarım ama hiç öyle çıkmıyorum. Ben radyoya gidiyorum diye evden çıkıyorum. Çünkü evde olanı “Tak şarteri, kapat diğerini aç” falan olduğu zaman anlıyor dinleyici .

Bazı programcılar var ya şöyle diyor...

 

(Veee keşke burda ses kaydını girebilseydik ama yazarak izah etmeye çalışacağım)

Fatih Yıldırım bazı programcıların ses kaydını taklit ederek başlıyor =) Bunu özellikle yayınlamamızı istedi =)

 

Fatih Yıldırım ,program sunucularını taklit ederken : 'Evet bunu dinledik sırada Tarkan'ın yeni albümünden diyor ve devamını getiriyor.. Sen bakkala gidince de böyle mi yapıyorsun ?

Bakkal ve programcı arasında geçen diyaloğu seslendiriyor

Merhaba Ahmet Amca 4 ekmek alacağım ama en hit olanlarından ver. Ee birazcık da krem peynir alayım yükselişte olan krem peynir yağlı olan peyniri geçti gibi ...

Böyle bir şey yapmıyorsun ki gerçek değilsin çünkü, ama ben gerçeğim burada nasılsam radyoda da öyleyim sadece radyoda biraz daha üzerine pul döküyorum. Biraz parlatıyorum çünkü insanlar radyo dinlediğinin birazcık farkına varsın diye yoksa evde nasılsam radyoda da öyleyim. Evde şortla geziyorsam radyoda da şortla geziyorum çok defa öyle yayın yaptığımı hatırlıyorum ee tabi radyoda görünmemenin avantajını yaşıyorum =)

> Keşke yapmasaydım dediğiniz bir pişmanlığınızdan bahseder misiniz?

> Bizde bir kader inancı var ya kadere inanırsınız ve ona göre yaşarsınız. Bu aslında sizi psikolojik anlamda rahata erdirecek, güneşi görebileceğiniz bir psikolojik rahatlığa da sevk ediyor.Kader inancımdan dolayı “Problem değil böyle olmalıymış” diyorum. Ama pişmanlığım üniversiteyi keşke İstanbul'da kazansaydım. Neden diyecek olursanız ? Çünkü ben hayallerime çok geç ulaştım. Ee doğal olarak İstanbul 'a geldiğim vakitlere denk geliyor bu .

Yani İstanbul'da daha erken olsaydım daha çok insanla tanışıp, daha çok girişkenlik yapıp “şiştt buradayım” diyebilirdim. Tek pişmalığım üniversiteyi, İstanbul'dan çok uzak, medyanın neredeyse hiç olmadığı bir yerde okumak oldu. Çünkü ben üniversiteyi kazandığım gün, şöyle düşündüm, gideyim ailem beni okur gibi görür ama ben radyoda koştururum. Eğer üniversite zamalarımda İstanbul'da olsaydım, bu düşüncemi gerçekleştirebilirdim. Çünkü İstanbul medyanın merkezi Eğer burada olsaydım hayallerime daha kısa sürede ulaşabilirdim. Ama belkide hayırlısı böyleydi ya da böyle olmalıydı. İsmail Adıyaman'la karşılaşmayabilirdim. Ama tekrar böyle bir şansım olsaydı İstanbul'u yazardım, bir de bunu denemek isterdim. Düşünsene 20 yaşımda İstabul'a geldiğimi neler neler yapabilirdim.

 

> Asla yapmam dediğiniz bir şey var mı?

> ( Fatih Yıldırım bu sorumuzda baya düşündü :) Veee ekledi.) “Mesela bu sorunu asla yanıtsız bırakmam cevaplarım”, diyerek espri yaptı ve düşünmeye devam etti :)

 

Birine asla maddi ya da manevi borçlu kalamam. Hatta başımdan geçen bir durumu anlatayım . Üniversitedeyken yaklaşık 2 bin lira kira borcumuz vardı, ev sahibi çok anlayışlı biriydi. Ben ev sahibine vermesi için oradaki arkadaşıma kira parasını verdim. Arkadaşımın parayı ev sahibine verdiğini zannediyordum ama yıllar sonra öğrendim ki parayı vermemiş, ben de parayı tekrar gönderdim. Borç bende psikolojik bir baskı yapıyor, ben de bu yüzden asla borçlu kalmamayı tercih ediyorum .

Bir de iş hayatında geçen bir olayı anlatıyor...

Bir radyoda ürün tanıtımı yaptım ve pişman oldum. Kıramaycağım birinin ricası için 5 dakikalık ürün tanıtım sesi çektim . Ürün tanıtımını canlı yayında yapmadım ama yinede pişman oldum. Ve tanıtımı yayından çıkarmalarını rica ettim. Onlar da beni kırmayarak yayından çıkardılar.

 

> Astroloji hakkında ne düşünüyorsunuz? Burcunuzun özelliklerini taşıyor musunuz?

>Astrolojiye inanıyorum. Astroloji bir bilim ama hala bazıları tarafından dalga konusu gibi görülürken bazıları tarafından ciddi bir mevzu olarak kabul ediliyor. Bunu bir fizikçi olarak söylüyorum astroloji gerçek bir bilim, çünkü gezegenlerin birbirleri arası iletişim ve etkileşimi var ve bu etkileşim o gezegenlerdeki suların miktarını, hareketini etkileyebiliyor.

Medcezir varsa, yani ay hareketi bile gezegendeki suyu etkiliyorsa, insan bedenindeki su oranını biliyorsunuz nerdeyse %70 civarında hatta belki daha da fazla. Doğal olarak gezegenlerin hareketi bizim vücudumuzdaki hareketi etkileyebilir. Astroloji eğer gezegenlerin insan vücudu üzerindeki etkisini inceliyorsa bence vardır.

Burcumunda özelliklerini taşıyorum.

Burcum yengeç, yükselenim aslan ama kendimi boğa hissediyorum :)

Yengeç burcunun özelliklerini çok hissetim bu zamana kadar. Hala hissediyorum. En bilinen özellikleri, duygusaldır, evcimendir, sadıktır her şeye ağlar ben de öyleyim mesela evcimenimdir. Ama yaş 30 'u geçince Aslan burcunun özelliklerini de yaşıyorum. Yani iyi işler çıkarayım, başarılı biri olayım diye çalışıyorum.

Özetlemek gerekirse yengeç burcunun özelliklerini taşıyorum ve hayatım boyunca taşımaya and içiyorum diyerek gülüyor :)

> Bir zaman makinasıyla yolculuk yapma şansınız olsaydı ,hangi döneme gitmek isterdiniz ? Ve neden o dönem ?

Ben tam bir Osmanlı aşığıyım. Bu yüzden Osmanlı dönemine gitmek isterdim. Özellikle Fatih Sultan Mehmet'in sarayında hangi görevde olursa olsun bulunmak isterdim.

İstanbul'u kuşattığındaki o korku, heyecan, adrenalin ve bunun gibi tarifsiz duyguları yaşamak ve hissetmek muhteşem olurdu. Kitaplardan okumak bile insanı etkiliyor, bir de o dönemin hikayesinin gerçekten içinde olmak tarifsiz bir duygu olurdu herhalde.

Benim ismimin koyulma hikayesi de buradan geliyor aslında. Bana isim araştırırken, babannem rüyasında Fatih Sultan Mehmet'i görüyor, Fatih Sultan Mehmet diyor ki “Torunun adını Fatih koy.” Ve babannemin rüyasından sonra benim ismimi Fatih koyuyorlar.

 

> Parapsikolojisinin araştırdığı olaylar yani paranormal olaylar yaşadınız mı ? Bu olaylara bakış açınız nedir?

>Paranormal olaylara bakış açım şöyle; yaşayanlara inanıyorum ama ben daha önce hiç yaşamadım. Varlığına Kuran-ı Kerim'de geçtiği için inanıyorum. Ama bu üzerinde kafa yorulucak bir konu olmamalı bence . Çünkü sonuç itibariyle onlar da yaşıyorlar ve hayatına müdehale edebilirler bu çok tehlikeli bir konu olduğu için çok düşünmüyorum inşallah yaşamam.

 

> Hedefleriniz arasında televizyon programı yapmak var. Programın formatı ve ilk konuğunuz kim olurdu?

>Gerçekten bunu yapmak istiyorum. Ama şuan da değil. Ancak iyi bir televizyonda, iyi bir ekiple olabilir. Kafamda oluşturduğum bir format var ama bunu şuan söylemek istemiyorum. Düşüncemi birkaç kişi ile paylaştım onlar da beğendiler. Sadece şunu söyleyeyim kafamdaki şey eğlence programı. Daha farklı daha enteresan, internetle paralel internetin aktif kullanıldığı bir program olacak. Yani kafamdaki insanların ''aa bugün çarşambaydı Fatih vardır '' diyebileceği, gelip geçici olmayan sürdürülebilir bir konsept.

Programın ismi de ''İzlenilecek bir şey'' olabilir :) Burada birazcık ben de (editör) fikir vermiş olabilirim :))

 

> Peki konuğunuz kim olurdu ?

Konuk olarak da ilk kendimi almak istiyorum. :)

(Birazcık gülüşmelerden sonra şaka yapıyordur diye bekledim ama ciddi ciddi bir açıklamayla devam ediyoruz :) )

Teknoloji gelişti ,dijital dünyada artık birçok şey yapılabiliyor, greenbox ile kendimi konuk alabilirim :)

(Ben hala gerçek te kimi konuk almak isterdiniz diye tekrar sordum ama gerçektede konuk olarak kendisini almak istediğini belirtti ve sonunda kendi ismi haricinde bir isim verdi. :) )

Veee işte o isim sayın okurlarımız..... Ayşe Hatun Önal.

Bu keyifli röportaj için Fatih YILDIRIM' a teşekkür eder ve onu bir an önce tv ekranlarında görmeyi temenni ederiz. Eee röportaj anısına çekilmiş olduğumuz fotoğrafı koymazsak olmaz tabi :)

Seval Yılmazoğlu - Mistikalem

 

 

 

 

 

 

Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ