Blair Cadısı efsanesi ve gerçeği

Gerçek olaylardan film olarak pazarlanan, büyüyk başarı sağlayan ve inanılmaz hasılat elde eden Blair Cadısı'nın senaryosu nasıl oluşturuldu.

Blair Cadısı efsanesi ve gerçeği
İlginizi çekebilir

Gerilim Sinemasının efsane yönetmeni Alfred Hitchcock’un "Beyazperdede görünen hiçbir şey, seyredenin hayalgücünüzden korkunç olamaz" ilkesinden hareketle çekilen Blair Cadısı filminde ne bir cadı ne de bir korkunç yaratık yoktur ama filmin içine giremeyi başararak seyredenlerin çoğu büyük korku hissettiklerini söylemektedirler. O korkuyu filmin senaryodu mu yoksa korkunç olduğuna dair söylentiler mi sağlamaktadır, burası tartışmaya açık....

Ancak Blair Cadısı sinema tarihinin en ucuz bütçe ile en fazla hasılatı yapmayı başarmış başarılı projelerindedir.

Filmin öyküsü gerçek gibi pazarlanmış, şehir efsanesi olmuş ve zamanla senaryodaki bilgilerin gerçek olduğu sanılmıştır.  Tabi ki filmin arka fon olarak kullandığı bir söylence ve korku atmosferi vardı fakat filmden sonra o arka fon hayli silik kaldı.

Filme konu olan "gerçek Blair Cadısı" efsanesinden önce, filimin doğurduğu "Blair Cadısı efsanesi"ni birinden ayırmak için önce filmin özelliklerine bakmakta yarar var.  

Korku filmlerin en büyüyk kozu müziktir, fakat  Blair Cadısı filminin ilkinde müzik dahi yoktur. Hatta var olduğu, görüldüğü iddia edilen cadının, yada cası sandırılan objelerin bile sesleri filmde önemli yer tutmaz.

Blair Cadısı Projesi; 1994 yılının Ekim ayında Burketsville'daki Maryland’de Blair Cadısı hakkında belgesel çekmeye giden 3 sinema öğrencisinin kaybolduğu ve bir sene sonra, çektikleri dökümanların bulunduğunu anlatan yazıyla başlıyor. Ve film bu görüntülerden oluşuyor. Fakat bu öykü tamamen uydurma ve senaryo gereği.

Senaryoya göre; projenin fikir babası Heather Donahue belgeselin hem yönetmeni hem de sunucusudur. Başlarından geçtiği izlenimi verilen her şeyi video kamerasıyla Hi8 tür video kasedine çekmiştir.Joshua Leonard ise ekibin kameramanıdır. O da 16 mm siyah-beyaz amatör sinema kamerasını kullanıyor. Michael Williams ise ses teknisyeni...  

Ekip önce Burketsville’de Blair Cadısı hakkında röportajlar yapıyor. Burkittsville; Kuzey Washington’da yer alan geniş ormanlık alanın kıyısında küçük bir kasabadır.

Kasabanın yerlilerinden çoğu cadıya inanmıyor, bazıları inanıyor. Kasabanın delisi ise onu gördüğünü iddia ediyor. Geçmişte ormana gidip geri dönmeyen insanlardan söz edilir.  Üç sinemacı Blair Cadısı’nın yaşadığına inanılan ormana girerler... Onlar da geri dönmeyenler listesine eklenirler. Bir süre sonra çektikleri görüntüler bulunur... 

Bu senaryoyu oluşturan Daniel Myrick ve Eduorda Sanchez adlı iki sinema yönetmenidir. Artık korku filmlerinin klişeleştiğini ve insanları pek de korkutmadığını fark ederek, korkunç bir film çekmeyi düşünmüşler ve bunu da başarmışlardır.

Gelelim efsaneleşen filme kaynaklık eden "gerçek Blair Cadısı efsanesi"ne...

Beyazlar gelmeden önce Kızılderililer yani Amerikan Yerlileri için bu arazi "tabu" sayılan alanlardanmış. Bu topraklarda Salişan (Salishan) adı verilen bir yerli kabilesinin yaşadığına inanılırmış ki bu iddia da ispat istemektedir. Fakat söylencelere göre Salişanların varlığına inandığı ulu ruhlardan Hecaitomix bu ormanlık alanda yaşarmış. Karanlık güçlere sahipmiş ve ormanda gezen insanlardan hiç hazzetmezmiş... 

Woodo büyüsünden tanıdığımız bez bebeklerin işlevini andıran Twana (Tuadhu) adı verilen ahşap figürlerlen oluşmuş, büyülü objeler sayesinde, ormanda zaman ve mekan kavramı yok olabilmekte ve insanlar bir anda farklı mekanlarda ve farklı zamanlarda ortada belirebilmektedirler... sonra Salişan kabilesi sırra kadem basmış.. Muhtemeldir ki bölgeye gelen beyazlar tarafından soykırıma ugratıldılar. Beyazların vahşetinden kaçan yerlilerin ormandaki gizlenme hünerleri de büyülü güç olarak algılandı... Arkatipte yer alan bu söylence Blair Cadı Efsanesinin doğduğu mekanın, daha önceden de sakınılması gereken yasaklı bölge olduğunu aydınlatmaktadır...  The Blair Witch ( Blair Cadisi ) efsanesi bu ormanlık alana giren ziyaretçilerinin esrarengiz  şekilde ortadan kaybolmasını esas almaktadır.

17. yüzyıl başlarında Beyazların bölgeyi keşfiyle kızılderiler arasında kanlı çatışmalar başlar...  Resmi kayıtlara göre 1634 yılında Blair kasabası (The Blair Town) kurulur. Kasaba avcıların  ve ormancıların yaşadığı bir Amerikanın olağan yerleşim merkezlerindedir ve adını sadece duyması gerekenler duymaktadır. 150 yıllık sükunet bir sürgün vakası ile sonlanır.

1785 yılının Şubat ayında yaşanan Cadı Vakası ile kasabanın kötü şöhreti kulaktan kulağa yayılmaya başlar. 1729 yılı doğumlu olduğu belirlenen  56 yaşındaki Elly Kedward (Edward Kelly) adlı kadın kasabaya sürgün olara gönderilir. Protestan inanca sahip kasaba halkı onu önce Katolik olmakla suçladı. Ezoterik bilgiler ve biblimsel araştırmalara meraklı Elly Kedward ile köy halkının yıldızı bir türlü barışmadı.  Elly Kedward'ın parmağından iğne ile bir parça kan aldığı çocuklar (ki muhtemelen hastalığına çare arama vesilesi ile olabilir ama o zamanlar kan tahlili bilinmiyordu) büyüyk tartışma doğurdu. Aynı günlerde kasabada nedeni bilinmeyen salgın hasatlık baş gösterdi... Kasabalı kadını bu kez büyücülük yapmak ve felaketlere sebep olmakla suçladı. Ki daha sonra 5-6 çocuğu duvara dizerek onların kanını emdiği iddiaları dahi ortaya atıldı.

İddialar ayyuka çıkınca, "kanları emilen" çocukların da etkisi ile Elly Kedward, yakalanarak ormana götürüldü ve bir ağaca bağlanarak ölüme terk edildi.

1786 Kasım ayında  Elly Kedward’ı suçlayan çocuklar ve ormana götürüp bağlayarak ölüme terk eden kişiler ortadan kayboldular. Kasabalı durumu “cadının laneti” olarak yorumladı.  (Filmde tam bu noktada daha önce ortadan kayboldukları ileri sürülen gizemli Salişan kabilesine mensup bir şaman ortaya çıkmakta ve Hecaitomix'in güçlerinin Elly Kedward tarafından intikam amaçlı kullanılmaya başladığına dikkat çeker)

Söylentiler üzerine Kilise Jonathan Prye adlı cadı avcısısını  kasabaya gönderir ve karanlık güç frenlenir!

Filme konu olan efsanenin özü bundan ibarettir.

Filme göre olaylar bunlarla sınırlı değildir ve daha sonra şu hadiseler gerçekleşmiştir (Ki senaristler olayların tamamen kurgu olduğunu ifade etmiştir) Filmin efsaneleşen senaryosunda yer alan öyküde şu unsurlar yer alır:

1809 Kasım ayında  Blair Cadısı Külliyatı "The Blair Witch Cult" adında bir el yazması kitabın parçalarının bulunduğu iddia edilir. Hayli hasar görmüş kitabın çok az kısmının okunabildiği iddia edilir. (Kitabın adı bile işin içinde şarlatanlık olduğunu ispata yetmektedir)

Zamanla insanlar yerleşim alanını terk eder ve hayalet bir kasaba kalır geride...  Blair kasabasının yok olduğu alana 1824 yılında, Burkittsville adında yeni bir kasaba kurulur. Ama hemen bir yıl sonra kaybolma haidselerinin başladığı iddia edilir. 

1825 yılının Ağustos ayında 12 kişilik bir grup ormana pikniğe gider. Piknik esnasında 10 yaşındaki Eileen Treacle adlı çocuk nehirde boğulur.  İddiaya göre suda beliren yaşlı bir kadın eli çocuğu yakalamış ve dalgaların içine çekmiştir. Tüm aramalarına rağmen, Eileen’in cesedi bulunamaz. Çocuğun cesedini arama çalışmaları esnasında çok sayıda Twana görülür. İşin ilginci Twana'lar yağlıdır ve onlardan sızan yağlardan dolayı suyu içilebilen nehri kirlenir ve içilemez hale gelir.

 

1886 yılında  Robin Weaver adlı 8 yaşındaki kız çocuğu oramnda kaybolur. Kızı bulmak için ormana giden 5 kişi de sırra kadem basar. Daha sonra ekipten birinin ağır yaralı olarak kayaya bağlı bulunduğu ve konuşamadığı rivayet edilir. İşin garibi Robin Weaver adlı kız bir süre sonra eve döner ama nerede olduğuna dair tek kelime söylemez.

13 Kasım 1940 tarihinde 7 yaşından Emily Hollands, 5 Aralık 1940 tarihinde Kyle Broady ki daha sonra sağ olarak bulunur, 8 Ocak 1941'de Terra Shelly,  20 Şubat 1941'de Steven Thompson,
5 Mart 1941'de Kyle Broady’nin en iyi arkadaşı olan 7 yaşındaki Michael Guidry, 13 Mart 1941'de 12 yaşındaki Eric Norris, 2 Nisan 1941'de 9 yaşındaki Julie Forsyth ve 20 Mayıs 1941'de 10 yaşındaki Margaret Lowell kaybolan çocuklar lsitesine eklendi.

İddialara göre 25 Mayıs 1941 tarihinde Rustin Parr, adlı kasabalı "Njayet bitirdim" diye bağıran Rustin Parr, yakalanır ve gözaltına alınır. Kaybolan 8 çocuktan Kyle Brody o günlerde geri döner. Alınan ifadeler ışığında Rustin Parr'ın evinin bodrumunda kaybolan 7 çocuğun cesedini bulunur. Cesetler, iç organları deşilmiş halde, vücutlarına çeşitli desenler kazınmış dururmdadır, benzeri desenler, evin duvarlarında da yer aldığı belirtilmiştir. Rustin Parr, cinayetleri ormanda gördüğü ve kendisini etkisi altına alan yaşlı bir kadına bağlar. Çocukları öldürdüğü için pişman olan adam, ruhunu esir aldığını beyninde kendisine seslendiğini söylediği cadıdan kurtulduğu için mutludur!

Seri katil, Rustin Parr, 22 Kasım 1941 tarihinde asılarak idam edilir. Rustin Parr’ın idamından bir süre sonra, zaten problemli bir çocuk olan Kyle Brody akli dengesini iyice yitirmeye başlar. 16 Temmuz 1947 tarihinde Kyle tutuklanır, ve ailesi kefaret için istenen küçük ücreti bile ödemez. Aylar sonra, 3 Ekim 1947 tarihinde, hakim Clyde Bianca Kyle’ı serbest bırakır.

İki sene boyunca ortadan kaybolan Kyle, Florida’da tekrar ortaya çıkar. 1 Ağustos 1956 tarihinde, şiddet ve polise karşı koyma suçlarından tutuklanır. 21 Aralık 1956‘da, bu kez sarhoşluk, çevreye rahatsızlık verme (açık alanda bir süs havuzuna işerken yakalanmıştır) ve polise direnme suçlarından tekrar tutuklanır. Kyle’ın Burkittsville’de da arandığı ortaya çıkar ve buraya getirilir.

27 Aralık 1956 tarihinde Baltimore’a getirilir. Yapılan incelemede akli dengesinin yerinde olmadığına karar verilerek 15 Ocak 1957 tarihinde MSICI’ya sevk edilir.

Ablasının çabaları sonucu Mart 1961‘de daha serbest bir hastane olan Reston Hills GA’ya geçiş yapsa da, kendisiyle başa çıkılamadığı gerekçesiyle 2 Haziran 1966‘da MSICI’ya geri gönderilir.

15 Mart 1969 yılında, White Enamel adlı belgesel çekilir. Bu belgesel, akıl hastanelerindeki durumu konu almaktadır. Belgesel, Kyle Brody ve odasıyle ilgili 2 görüntü içermektedir; bu görüntüler, Blair konusunda çok önemli bir takım noktaları gözler önüne sermiştir.

İlk görüntüde, Kyle elindeki kağıda birşeyler yazıyordur. Kamera Kyle’a doğru zoom yapar ve Kyle’ın Transitus Fluvii dilinde birşeyler yazdığı görülür (Rustin Parr’ın duvarında görülen yazılar). Artık kaybolmuş ve çok zor olan bu alfabeyi, Kyle kurallarına uygun bir biçimde sağdan sola doğru yazarak ustalıkla kullanmaktadır.

İkinci görüntüde Kyle, kendi kendine sürekli olarak “Never Given” demektedir.

12 Mart 1971 yılında Kyle Brody, taş zemine sürte sürte keskinleştirdiği tahta bir kaşık ile bileklerini keserek intihar eder. Gardiyanlar, ifadelerinde Kyle’ın son zamanlarda rüyalarında gördüğü yaşlı bir kadından bahsettiğini, ve intihar ettiği gece odasında kendi kendine çığlık çığlığa “Never Given!” diye bağırdığını söyler.

20 Ekim 1994 tarihinde, Montgomery College öğrencisi olan 3 kişi, Michael Williams, Joshua Leonard ve Heather Donahue Blair Cadısı hakkında bir belgesel hazırlamak üzere Burkittsville’ye gelirler.

Michael Williams; 23 Ocak 1973 tarihinde Washington’da dünyaya gelmiş, Louis ve Lorraine çiftinin oğludur. 5 yaşındayken anaokulunda en iyi ressam ödülünü alan Mike, o günden beri Rockville lisesinde “Okulun En Başarısız Çocuğu” sıfatından başka hiçbirşey kazanamamıştır.

Üniversitenin kendisi için uygun bir ortam olmadığına karar veren Mike, 19 yaşında St. Petesburg’a “The Old Kensico” adlı teknenin yapımında çalışmaya gider. Teknenin kaptanı, Mike’ın üniversiteye gitmeyi denemesi gerektiğini düşündüğü için 3 ay sonra onu işten atar ve evine geri gönderir.

Kaptanın sözünü dinleyen Mike, Montgomery College’a gitmeye başlar; bir yandan da kız arkadaşı Jeniffer’ın babasının benzin istasyonunda çalışır. Mike, aynı zamanda üniversitenin radyosunda arkadaşı Phil ile “The Whisky Hour” adlı bir program hazırlamaktadır. 22 yaşına gelmiş olan Mike, programda yakalamış olduğu başarının keyfini sürmektedir.

Bu süre zarfında Sound Editing konusunda dersler alan Mike, Joshua Leonard ile tanışır. Birbirini seven Mike ve Josh, iyi arkadaş olur ve gelecek planları yapmaya başlarlar. Benzin istasyonu için bir reklam filmi çeken ikili, ortaya başarılı bir iş çıkarır.

Mike, 1994 yılının Ağustos sonuna kadar Josh’tan haber alamaz. Sonunda Josh, yeni bir projeyle ortaya çıkar ve Heather Donahue ile Blair Witch hakkında bir belgesel çekmeyi planladığını ve kendilerine katılıp katılmayacağını sorar. Mike, teklifi kabul eder.

Joshua Leonard; film kariyerine 9 yaşında yerel spor müsabakalarını ve aile toplantılarını görüntüleyerek başlar. Lise yıllarında, kendi TV Show’u olan “MD. Skunk”un senarist ve yönetmenliğini yapar; program, kısa sürede Rockville geçnliğinin favorisi haline gelir. Program, kaykay teknikleri, punk rock konserleri, araba yarışları gibi konular içermektedir.

Joshua, ilerleyen yıllarda Montgomery College’e gider ve orada birçok çekim tekniği öğrenir. O yıllarda, en son TCI firmasında çalışmaktaydı ve Laugh Factory Comedy Club And Restaurant için çektiği “Nuns With Guns” adlı spotu henüz bitirmişti.

Heather Donahue;  Upper Darby’de doğmuş, ve kısa süre sonra Baltimore’a büyükannesinin yanına yerleşmiştir. Heather, büyükannesinden civarda dolaşan savaş hayaletleri ve cadıların hikayelerini dinleyerek büyümüştür.

Büyüdükten sonra dinlediği hikayelerin kökenlerini araştırmaya karar veren Heather, Rockville’de yer alan Montgomery College’e gider ve filmcilik üzerine eğitim almaya başlar. Birçok düğün ve organizasyonda kameramanlık yaparak para biriktiren Heather, Blair Witch efsanesi hakkında bir belgesel hazırlamak için gerekli hazırlıklara başlar.

25 Ekim 1994 tarihinde, Joshua’nın arabası Black Rock Road’da boş bir şekilde bulunur. Bunun üzerine polis arama çalışmalarını başlatır. Ancak, helikopterlerin ve köpeklerin de katıldığı 10 günlük operasyon sonuçsuz kalır. Heather’ın annesi Angie, iyice endişelenerek Buck Buchanan adlı bir dedektiften yardım ister.

5 Kasım 1994 tarihinde, 33.000 saatlik arama sonuçsuz kalır ve polis ekipleri geri çağırılır. 3 gencin tek bir izi bile bulunamamıştır. Bunun üzerine Heather’ın annesi Angie, kişisel çabalarıyla arama çalışmalarını sürdürür. Birkaç ay süren bu çalışmalar da sonuçsuz kalır.

16 Ekim 1995 tarihinde, Marylan Üniversitesi Antropoloji bölümünden profesör David Mercer ve öğrencileri, bir araştırma yapmak üzere ormana gider. Ekip, ormanda, 100 yıllık bir kulübenin kalıntılarının altında bir çanta bulur. Çantada, Heather’ın günlüğünün yanı sıra film kutuları, kasetler 2 kamera vardır.

Bu çantanın, 100 yıllık bir kulübenin altına, kulübeye hiçbir zarar verilmeden gömülmüş olması mümkün değildir. Olayda Hecatomix’in karanlığı ve Twana’ların rolü olduğu tahmin edilmektedir.

15 Aralık 1995 tarihinde, bulunan belgeler gençlerin ailelerine gösterilir. Ancak, deliller herhangi bir suçlama için yetersiz olduğundan, 1 Mart 1996 tarihinde dava tekrar kapanır.

16 Ekim 1997 tarihinde Heather’ın annesi, kulübenin altında bulunan kalıntıları ve kasetleri Haxan Films adlı film şirketine verir. Söz konusu kasetler, “Blair Witch” filminin temelini teşkil edecektir.

mistikalem.com

Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ