Andy Weir ile Marslı Romanı ve Filmi üzerine

Elimden geldiğince bilimsel olarak tutarlı olmaya çalıştım. Kitapta gördüğünüz tüm teknolojiler şu anda mevcut, yine de bazı durumlarda teknolojinin mevcut halinden daha iyi.

 Andy Weir ile Marslı Romanı ve Filmi üzerine
İlginizi çekebilir

Son dönemin en çok satan kitaplarından birisi olan Marslı, şüphesiz ki Andy Weir‘e de büyük bir keyif ve iyi bir şöhret kazandırdı.

Yazım dilinde gördüğümüz esprili anlatımı kendisinin de esprili bir insan olacağını düşündürtmüştü bizlere ve Andy Weir bizi yanıltmadı. Kayıp Dünya ve Frpnet olarak ortak bir röportaj yaptık kendisiyle.

Röportajda sorularımıza içtenlikle cevap veren Andy Weir, yeni kitabı ile ilgili gelişmeleri de aktardı. Hatta kitabının ismini bile söyledi.

Önce kendimizi tanıtalım: biz, Türkiye’den, Altuğ Gürkaynak (KayipDunya.com Editörü) ve Kayra Küpcü (Frpnet.net Editörü), ikimiz de internet sektöründe çalışıyoruz ve çoğunlukla bilimkurgu ve fantastik edebiyat üzerine yayıncılık geçmişlerimiz var.

Bugün Marslı kitabıyla meşhur olan Amerikalı yazar, bay Andy Weir’le bir röportaj gerçekleştiriyoruz. Marslı kitabının şu anda sinema olarak çekimleri sürüyor ve 25 Kasım 2015’te vizyona girecek. İşte Marslı’nın ilk tanıtım filmi:

Uyarı: Eğer henüz kitabı okumadıysanız bu röportajın içeriği sizin için spoiler içerebilir.
Uyarıldınız!

 

Altuğ Gürkaynak: Merhaba Andy ve sorularımızı yanıtlamayı kabul ettiğin için teşekkürler. Sanırım bu Türkiye’den yaptığın ilk röportaj, değil mi?

Andy Weir: Benimle görüştüğünüz için teşekkürler. Evet, sanırım bu Türkiye ile ilk röportajım.

 

Altuğ: Wikipedia’da okuyabileceklerimizin dışında, bize kendini tanıtabilir misin? Andy Weir kimdir? Nelerden hoşlanır? Arzuları nedir? Edebiyat dünyasına bu şanlı girişinden sonraki hedefleri nelerdir?

Andy: Ben sadece antisosyal hobileri olan tipik bir ineğim (nerd). Masaüstü oyunlar ve bilimden hoşlanıyorum. Sadece bir parçası olmak dışında edebiyat dünyasına dair hiçbir gerçek “hedefim” yok. Umarım insanlar, “Marslı” kitabında olduğu gibi sonraki kitaplarımdan da aynı zevki alırlar.

Altuğ: Marslı’dan bahsetmeye başlamadan önce şunu sormak istiyorum, kısa hikâyelerin de var. Gördüğüm kadarıyla, benim de favorilerim arasında olan, “Yumurta” başka dillere en çok çevrileni. Kişisel siten dışında halen kısa öyküler yazıyor musun?

Andy: İstediğim kadar değil. Sonraki kitabım için çok kısıtlı bir zaman aralığında çalışıyorum ve ona odaklanmam gerek. Ayrıca film piyasasıyla ilgili işler de zamanımın çoğunu alıyor.

Altuğ: Peki, o kısa öykülerinden bazılarını çevirip sitelerimizde yayınlamamıza izin verir miydin?

Andy: Bununla ilgili isterseniz görüşebiliriz. Bana bununla ilgili bir mail gönderirseniz ben de ajansıma ileteyim.

Altuğ: Şimdi, diğer pek çok kişi gibi ben de Marslı’yı (ve Andy Weir’i) GoodReads zferinden sonra duydum. (Bilmeyenler için; Marslı kitabı GoodReads kullanıcılarının oylarıyla 2014’ün En İyi Bilimkurgu Romanı seçildi.)

Bundan sonra, harika bir şey oldu ve Marslı’yı genç – yaşlı, öğrenci, memur ve neredeyse her sektörden, her tür insanın elinde görmeye başladım. Tüm dünyadan bu kadar insanı çeken nedir? Yani demek istediğim, tamam Marslı harika bir bilimkurgu kitabı ama buradaki sihir sizce nedir?

Andy: Gerçekten bilmiyorum. Keşke neyi doğru yaptığımı bilseydim. Galiba insanlar gerçekten kahramanımızla empati kurabildiler. Aynı durumda olsalar ne yapacaklarını düşünmeleri ilginç bir okuma sağladı. Bir de, sanırım mizahı da sevdiler.

Altuğ: Kitabınızı yazarken bilimsel destek aldınız. Peki kitapta gördüğümüz gerçeklerden ne kadarlık bir kısmı bilimsel gerçekler, ne kadarı sizin hayalgücünüz? Örneğin Mars’taki fırtına veya patates yetiştirebilme olasılığı…

 Andy: Elimden geldiğince bilimsel olarak tutarlı olmaya çalıştım. Kitapta gördüğünüz tüm teknolojiler şu anda mevcut, yine de bazı durumlarda teknolojinin mevcut halinden daha iyi. Ayrıca Dünya’dan Mars’a aldıkları yörüngeleri de hesapladım. Yine de hikâye anlatımı için bazı ödünler vermem gerekti.

 Kahramanımızı zor durumda bırakan fırtına aslında gerçekten yaşanamazdı. Mars’ın atmosferi çok incedir, öyle ki rüzgâr o tarz bir hasar vermek için yeterli momentuma sahip olamaz. Ayrıca bu tarz uzun süreli bir görevde karşılaşılacak radyasyon tehlikesinin etkilerini de göz ardı ettim.

Kayra Küpçü: Babanın bir fizikçi ve bilgisayar uzmanı olduğunu biliyoruz. Kitabı yazarken babanızın bilgi birikimi size yardımcı oldu mu?

Andy: Babam bir parçacık fizikçisi ama bilgisayar uzmanı değil. Bilgisayarcı olan benim (25 yılımı bilgisayar programcısı olarak geçirdim). Evet, kitap üzerinde çalışırken babamın büyük yardımları oldu.

Kayra: Ayrıca duyduk ki çocukluğunda Arthur C. Clarke, Isaac Asimov ve Robert Heinlein gibi büyük yazarların pek çok bilimkurgu kitabını okumuşsun. Bunların seni yaratıcılık anlamında geliştirdiğini düşünüyor musun?

Andy: Hmm. İlginç bir soru. Yaratıcılığımı geliştirip geliştirmediklerini bilmiyorum ama hikâye anlatıyla ilgili onlardan kesinlikle çok şey öğrendim.

Kayra: Bu fikir nasıl ortaya çıktı peki? Mars’ta bir adam… Yalnız… Çaresiz…

Andy: Aklımdan insanlı bir Mars görevi nasıl olur diye geçiriyordum, her şeyi bir araya getirmeye çalışıyordum. Haliyle, başarısızlık senaryolarını ve mürettebatın ne yapacağını da hesap etmeniz gerek. Fark ettim ki bu başarısızlık senaryoları ilginç bir hikâye ortaya çıkarıyor.

Altuğ: Bu arada lütfen açıklar mısın, 70’ler ve disko müziği ile ilgili SENİN ne derdin var?  Neden? Neden? NEDEN?

Andy: Aslında disko müziğini seviyorum! Arkadaşlarım bu yüzden benimle hep dalga geçerler.

Kayra: Mark Watney’i hepimizden iyi tanıyorsun. Bize biraz ondan bahseder misin?

Andy: Mark benim kişiliğime dayanıyor. Yine de benden daha zeki ve cesur. Ayrıca benim kusurlarıma sahip değil. Sanırım Mark benim olmak istediğim kişi.

Altuğ: Kitaptakilerin dışında, filmde onunla ilgili yeni şeyler görecek miyiz? Bir de psikolojisi ile ilgili olarak, nasıl oldu da Mark delirmedi? Bu kadar aklı başında ve iyimser kalmayı nasıl başardı? Mark’ın bu tarafıyla ilgili psikologlara da danıştın mı?

Andy: Ben hikâyenin problemler ve çözümler üzerine odaklanmasını istedim. Bunun yalnızlık ve sürekli stres altındaki bir adamın karanlık ve bunaltıcı öyküsü olsun istemedim. Anlatmak istediğim öykü bu değildi. Böylece Mark’ın çoğu insandan daha sağlam yapılı olmasına karar verdim. Neticede Mark, insanlı bir Mars görevine seçilmiş biri yani sokaktaki herhangi biri değil. O konum için on binlerce diğer adayı geride bırakmış biri.

Film de kitabı oldukça iyi takip ediyor, yani sanırım çok benzer olacak.

Kayra: Marslı filmi hakkında ne düşünüyorsun? Filmi çeken ekiple birlikte misin yoksa onlar bağımsız bir ekip olarak mı çalışıyorlar? Gidişattan memnun musun?

Andy: Tabii ki, film için çok heyecanlıyım. Aslında işimin çoğu paramı almak. Yine de fikrimi almak üzere senaryoyu ilettiler. Benim söyleyeceğim hiçbir şeyi dinlemek gibi bir zorunlulukları olmadığı halde harika insanlar oldukları için çekim aşamalarıyla ilgili beni sürekli bilgilendiriyorlar.

Kayra: Sence kitabı okuyanlar filmi de severler mi?

Andy: Bence evet. Oldukça aslına sadık bir film uyarlaması oldu.

Altuğ: Güzel, biz de merakla bekliyoruz. Biliyorum, belki bu soru için biraz erken ama Marslı’nın ikinci bir kitabı veya filmi ile ilgili planlar var mı?

Andy: Şu anda bir sonraki kitabım üzerinde çalışıyorum. Bu; içinde uzaylılar, ışık ötesi hızlarda seyahat ve telepatlar vesaire olan, daha geleneksel bir bilimkurgu romanı olacak. Kesin değil ama şimdilik ismi “Zhek”. Muhtemelen 2016’nın ortalarında piyasaya çıkacak.

Kayra: Kitabı nasıl bir düzende yazdın? Tüm gidişatı baştan sona kafanda kurmuş muydun yoksa akışına mı bıraktın? Çünkü kitapta geçmişe dönüşler vesaire var.

Andy: Akışına bıraktım. Aslında yanlış yaptığım yerlerde tıkandığım da oldu. Benim yazma şeklim bu.

Kayra: Mars hakkında yazmaya başlamadan önce çok kitap okuduğunu biliyoruz. Bunlardan ne öğrendin?

Andy: Mars hakkında bildiğim herşeyi kitaplar ve internet üzerinden yaptığım araştırmalarla öğrendim. Mars hakkındaki en temel şey son derece tehlikeli ve yaşanması zor bir yer olduğu.

Altuğ: Bunca araştırma yapıp uzmanların da desteğini aldıktan sonra, sence, Marslı’nın insanlı Mars görevleri için bir uyarı niteliğinde olduğunu söyleyebilir miyiz?

Andy: Kitabı bir “uyarı” olarak adlandırabilir miyiz bilmiyorum. NASA ve diğer uzay ajansları insanlı uzay uçuşlarının tehlikelerle dolu olduğunun bilincindeler. Dilerim “Marslı”daki gibi bir şey asla gerçekleşmez. Ömür süremde insanlı bir Mars görevini görmek isterim ama bunun plana uygun ve mürettebata en az risk yükleyecek şekilde olmasını isterim.

Altuğ: Kitapta da belirttiğin gibi “Hiçbir plan uygulamayla ilk temasından sağ çıkmaz”, yaratıcılık hayat kurtarır. Sence insanlı Mars görevleri için astronotlarını seçerken NASA bu tür kişisel özelliklere dikkat ediyor mu? Ya da adaylarda senin de daha önce belirttiğin gibi “doğru kumaşa” önem veriliyor mu?

Andy: Kesinlikle. Uzay yolculuklarının en önemli tarafı yaratıcı düşünebilmek ve kısıtlı kaynaklarla problem çözebilmektir.

Altuğ: Önceki bir röportajında “Mars One” görevini çok ciddiye almadığını söylemiştin. Neden?

Andy: Uzay aracını bir araya getirmek için yeterli finansmanları yok. 400.000$ civarında bir şeyleri var. Mars’ı geçtim, bu kadarcık parayla Nebraska eyaletini bile sömürgeleştiremezsiniz. Hem bu finansmanı sağlamak için fikirleri de televizyon programlarından bağış toplamaya dayanıyor. Mars’a yapılacak bir insanlı görev yüz milyonlarca dolara mâl olur. Bu da tarihteki hiçbir TV programının ulaşamadığı bir meblağ.

Altuğ: İşinden ayrıldığını biliyoruz. Peki, şu sıralar senin için sıradan bir gün nasıl geçiyor?

Andy: Oldukça iyi. Başlangıçtabu sadece bir düzenlemeydi ama galiba artık bu işi beceriyorum. En zoru kendimi motive etmek ve oturup yazmaya başlamak.

Sıradaki iki sorumuz Gürkan Kara’dan geldi. Kendisi kısa bilimkurgu öyküleri yazarı ve bir web tasarım uzmanı. Marslı’yı okuduktan sonra balkonunda yetiştirdiği (patatesler dahil) mahsulünün durumlarını anlatan bir blog yayınlamaya başladı. (Oldukça da popüler oldu)

Gürkan: Görünen o ki epeyce bilimsel destek almışsınız. Neticede elimizde sağlam bir bilimkurgu romanı var. Patates yetiştirmenin incelikleri ile ilgili de kimseden destek aldınız mı? Yoksa zaten biliyor muydunuz?

Andy: Patateslerin nasıl yetiştirildiğini öğrenmek için sadece Google’da dolaştım.

Gürkan: Kitaptaki karakter Mark’ın dediğine göre patatesler, mürettebatın hep beraber pişireceği, Şükran Günü yemeği içindi. Neden patates? Neden başka sebze yok? Ve kendime sormadan edemedim; şükran yemeği için hindi nerede? Hindi, şükran günü için patatesten daha geleneksel bir şey değil mi?

Andy: Bir Amerikalı için patatessiz bir şükran yemeği düşünülemez. Mürettebatın tabii ki hindisi de olacaktı. Mark’ın hikâyenin amaçları doğrultusunda bütün haldeki patatesleri olsun istedim (böylece onları ekebilecekti). Patatesi seçtim çünkü ayak basılacak birim alan başına en iyi kalori oranına sahiptir.

Bu soru da İlker Bozdemir’den geliyor. Kendisi gündüzleri bankacı ve geceleri Zindan Efendisi (oyun yöneticisi) olarak çalışıyor.

İlker Bozdemir: Yoldayken sesli kitap dinlemek büyük rahatlık oluyor. Bildiğim kadarıyla da Marslı’nın ödül kazanmış bir de (İngilizce) sesli kitabı var. Acaba diğer diller için de sesli kitap planları var mı?

Andy: Kesinlikle. Şu anda kayıttlar.

Altuğ: Zamanın ve içten cevapların için çok teşekkür ederiz. Seni tanımak büyük zevkti. Dilerim daha çok kitap ve kısa öykülerini okuruz.

Türkiye’deki okurlarına ve bilimkurgu yazarı arkadaşlara söylemek istediğin son bir söz var mı?

Andy: Beni kabul ettiğiniz için teşekkürler!

KAYİPDUNYALAR.COM

Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ