Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

Agere sequitur esse

Agere Sequitur Esse…

Yapmak var olmanın peşinden gelir…

Bütün sene bu kelimelerin izinden gitti…

Sadece “var olmak”, hiçbir şey yapmadan ne kadar zor geliyor bize. O kadar alışmışız ki birşeyler yaparak var olmaya, sanki durduğumuz anda yok oluyoruz.

Karmaşa ve koşturmayla geçen bir çağ, herkes birşeyler “yapmak” istiyor, herkese birşeyler yapması söyleniyor. Öyle ya boş oturanı kimse sevmez, ya kendine ya başkalarına faydalı olman gerek.

Halbuki koşturmanın bir yerinden sonra hedefler şaşıyor, hatta kayboluyor, kimlikler başkalaşıyor. Ve o bir an geldiğinde, rastlantısal durduğumuzda bir sıkıntı kaplıyor içimizi, ben ne istiyordum aslında? Bu dürtüler ve istekler bana mı ait yoksa dışımdakilere mi?

Aslında ne büyük şanstır o durma anı, büyük bir lütuf. Hadi, düşün biraz, “sen kimsin?”..

Yaşamın en büyük amacı belki de kendi varlığını keşfetmektir. Çoğumuz “geldik ve gidiyoruz, kendimize yabancı”.

Ne tuhaf bir tanım,” yabancı”… Bu kelime benim için bilmediğim bir oyuncak gibi, ben her yere ve herkese yabancıydım oldum olası, tanıştığım insanlarla sanki dillerini bilmiyormuşum gibi konuşamadım sadece seyrettim, anlamaya çalışarak. Doğal olarak bu yabani duruşlu yabancılar pek de sevilmiyorlar bazı çevrelerde:)

Bu kadar yabancı olunca zamana ve mekana insan bir yerde dur diyor zaten, işte o şans anı, ben de “durdum“! Durdum ve düşündüm, ben kime yabancıyım diye, dışarıdakilere bakarken bunca zamandır içeridekine hiç bakmış mıydım? En içtekine bakmak biraz da korkutuyordu, ya herşey değişirse? Sanki fazla riskliydi içtekini tanımak.

Yine de vakti geldiyse kaçamıyor insan. Değişimin riski bu yaşamıma yabancı gitmekten daha büyük değildi…

“Agere sequitur esse” yani, yapmak var olmanın peşinden gelir. Önce varlığı keşfetmek gerekli, hareket ikinci planda ve bunu takip edecek. Keşfe bir kere başladığında artık soru “ne yapmalıyım” olmayacak, var oluşuna uygun bir hareket zaten başlayacak, aksi düşünülemezki. Sen istediğin kadar bir çiçeğe kalkıp yürümesini söyle, onun var oluşu toprağa köklerini salmakta, ve çiçek hiçbir zaman yürümediği için mutsuz değil, aksine köklendikçe güçlenip en güzel çiçeklerini açacak kudrete erişiyor.

İnsan aklı ne zalim, her şeye muktedir olduğunu biliyorsun ve aslında herşeyi engelleyen de o. Ne kadar gururluyuz bizi tüm varlıklardan ayıran aklımız ve düşünme yeteneğimiz olduğu için. Oysa etrafa bakınca mutsuzluğun tek hüküm sürdüğü canlı türü insanlar. Bildiğimiz bütün düşünme yollarını kapayıp bugünkü zihnimizin bize “asla o yol olmaz” dediği kapıları açsak ne olurdu acaba? Mucizeler mi? Hayal kırıklıkları mı? Belki de aynı labirentte dönüp durmaktansa duvarları yıkmayı denemek gerek. Belki de tanıdık topraklar bu yabancı labirentin ötesinde…

Bugüne kadar attığın tüm adımlar, yaptığın tüm hareket senin geçmişin, bu değiştirilemez. Varlığın ise bunların ötesinde geleceğine uzanır. Peki, geleceği kim belirler? Kader aslında senin kişiliğinse, kendine yabancı olduğun her an kendi gerçek geleceğini yok ediyorsun. Kaderini değiştirmek için önce kendi kişiliğini yani var oluşunu tanıman gerek. Geçmiş sınırlıdır, çünkü kapanmıştır. Gelecek ise sınırsız. Henüz yaşanmamış olan tarifsizdir ve tüm potansiyelleri içerir. Var oluşunu keşfettiğinde gerçek potansiyeline kavuşma şansını da elde etmiş olursun.

Hiç bir değişimi yargılamadan kabul etmek gerek. Eğer yol sana ait değilse en iyisi değiştirmek.

Yeni bir yaşamsa ihtiyacın bütünün parçalarını görmeden değiştirmen mümkün değil. Bunu içinden çıkılamaz, ara seviyede takıldığın bir bilgisayar oyunu gibi değil de eğlenceli bir lego gibi düşün; kendine kocaman bir şato mu kurmuştun bugüne kadar ve artık o şatonun zindanlarında olmak istemiyorsun, şimdi bütün parçaları tekrar çöz ve  yeni evini inşa et, parçaları atman gerekmiyor sadece ihtiyacına göre şekillendir, bu şekilde daha kolay olacak emin olabilirsin.

Varlığının gerçek evine hoşgeldin!

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ