Saba Melike Belkis Doğar tüm yazıları

Vizyon Tasarımı Danışmanı, Yaşam Enerjisi Rehberi

Abra Cadabra

Abra Cadabra… “Söylediğim Anda Yarat”…

Eski Aramaic diline ait bu kelimelerin, ait oldukları dil kadar anlamları da gizemli.

Çağlar boyunca mıknatıs gibi insanları kendine çeken, çekiciliği kadar korku veren, verdiği korku ve sağlayacağı güç nedeniyle cezalandırılan bir arzu; yaratmak…

Dinlere göre sadece Yaradan’a mahsus, mitlere göreyse sihirbazlara, büyücülere…

Aslında hepimizin her an gerçekleştirdiği bir durum; bizler konuşurken yaratıyoruz.

“Abra Cadabra” sihirbaz gösterilerinden ya da çocukluk oyunlarından kalmıştır aklımızda. Anlamı kadar etkisini de yitirmiş ve şimdilerde duyanı gülümsetir olmuştur. Oysa çağlar boyunca bugünün masum, o günün kudretli sözleriyle ve gizemli bilgileriyle “tanrıcılık” oynayan kaç kişi katledilmiştir ibret olsun diye.

Bir aydır bu sözler bana, beni bile şaşırtan sayıda farklı kaynaklardan geldi. Zamanlamanın sebebini bilemiyorum, belki de ihtiyacım vardı ya da yüzleşmem gerekiyordu.

Ben oldum olası mistik konulara meraklıyımdır, ancak insan kültürlerin mirasını fark etmese bile taşıyor, içimde bir yön hep sınırları sorgulamıştır. Nereye kadar uzanır gücü ve iradesi insanın?

Enerji ile çalışınca farklı bir kanaldan, fark etmeden aynı noktaya doğru yöneldiğimi görmek şaşırttı beni. Hepsinin kaynağında bir arzu ve istek yatıyor. Arzu ve istek aslında yaratma ihtiyacının yüzeydeki yansıması.

Bize göre mevcut bir durumun daha iyi için değişmesini istemek son derece normaldir, daha iyi bir iş, daha iyi bir gelir, daha iyi bir araba, giysiler, arkadaşlar, eş, görüntü, daha iyi bir “ben” isteriz… Bu istekler çevremizde onaylanır, hatta bulunduğumuz çağ ve kültür istekleri yönlendirir. İstekleri konusunda ısrarlı ve gözü kara olanlara hırslı deriz, hırsın fazlası iyi değildir ama çabuk vazgeçmek de iyi değildir, dengeyi bulmanız beklenir. İstekler derinlere ulaşınca arzular olarak adlandırılır, arzu duymak güzeldir, tutku verir yaşama, arzular olmadan sıradandır herşey.

İnsan kendine bir yaşam yaratır, öyle ya doğduğumuzda herşey boş bir sayfanın potansiyeli kadar belirsizdir, ne yazıp çizmek isterseniz o olur. Yaşam yavaşça yaratılır ve şekillendirilirken kimse size “tanrıcılık” oynadığınızı söylemez, başarılarınız için tebrik alır, başarısızlıklarınızda eleştirilirsiniz. Bilerek yaratır, şekillendiririz yaşamı -bize göre bilerek!- zaten bilinmeyen bilinmiyordur… Çok yaratıcı olanlara gıpta ile bakılır, onlar düşünceler, sanat eserleri, güzellik yaratırlar ve onurlandırılırlar. Kadın ve erkek yeni bir birey yaratır, bu yaratılışın son kademesidir, tanrı gibi kendi suretinde yaratırsın.

Ancak, olumsuzluklar da yaratır insan, fark etmeden güçsüzlük yaratır, inançsızlık yaratır, hastalıklar yaratır. Kayıplar davet eder yaşamına, işini, evini, yakınlarını kaybeder, yaşama, güzelliğe, değişime inancını, en kötüsü kendine inancını, hatta onurunu, “ben“liğini kaybeder.

Yaratmak bu kadar yaşamın içinde, yaratmak bu kadar sıradanken aslında neden tek bir sözcük ve ardındaki potansiyel güç bu kadar korku verir?

İyilik ve kötülüğün evrensel savaşı için bir arena, yaratılış platformu; tanrısal yaratılışta kötülük olamaz, o zaman kötülüğün yeri insanın “tanrıcılık” oynamasındadır. Bu yargı çağlar boyunca insanı kendi potansiyeline yabancılaştırdı, “O ve ben” diye düşündürttü, bütünlüğü yani tanrının bir parçası olduğunu unutturdu, tanrı yine dışarıda bir yerlerde arandı, dua eden, isteyen kendi içine değil dışına yakardı…

Abra Cadabra… Söylediğim anda yarat.

Sanki bir emir gibi, dışarıdaki bir güçten istenen bir arzu. Bunca yarattığına rağmen insan hep yaratanın kendisi olmadığını düşündü, bunlar bahşedilmişti, belki de şanslı ya da şanssızdı… Yüce güç yaratabilir insan ancak isteyebilirdi, kısmetinde ve kaderinde varsa olur yoksa boyun eğilir ya da isyan edilirdi.

Oysa “Kader kişiliğimizdir.”

Kaderini yaşayan insan kişiliği her ne getirirse onu kabullenir. Öfkeli ve hırçınsanız kader size öfke ve hırçınlık getirir. Sevgi dolu ve affediciyseniz kader sizin için sevgi getirecektir. Yaşananları nasıl yorumladığınız ancak sizin algılarınız kadardır. Aynı olaya bakan iki kişi farklı hislere kapılacaktır, her ikisinin kaderi o hislerle birlikte ayrılır. Her birinin seçeceği yol vereceği tepki ile belirlenmiştir.

Kaderi değiştirmek ancak kişiliği değiştirmekle olur.

Bütün dinlerin çabası da özünde bu değil midir? Daha iyi bir insan ol! “İyi” göreceli… ama yine de hepimiz onun ne olduğunu hissedebiliyoruz, iyilik için merkezde siz ve çevrenizde diğerleri var. Diğerleri için karar verirken merkeze sizin yerinize onları koyun yeter, size yapılmasını istemeyeceğiniz kimse için iyi değildir.

Kaderi anladığında, iyiliği bulduğunda yaratmak artık güzelleşiyor. Korku yerini sevgiye bırakıyor. Sevgiyle yaratmak güzeldir. “Allah güzeldir güzeli sever” Bu sözü yıllar önce duyduğumda çok sevmiştim, anlamı hep daha derinleşti…

Şimdi korku yerine cesaret veriyor: “Abra Cadabra! Söylediğim anda yarat!”

Yaratmak için bir istek gereklidir, bir arzu; “Tanrı bilinmeyi istedi…” Ve onu bilecek “insan”ı yarattı. Yaratmak için sadece “Ol!” dedi ve herşey bir anda”oldu”.

Arzu biçimlendirilir, ona düşüncede bir yaşam verilir, ne zaman istek zihinde netleşir ve dudaklardan niyet olarak dökülürse yaratılış başlamıştır.

Enerji yaratılan imgeye benzerini arar, bulduğunda ise tek yaptığı onu imgenin yaratıcı sahibine getirmektir.

Siz yaratmaktan korkmayın, istemekten, arzulamaktan ve niyet etmekten korkmayın. Niyetleriniz için yoldaşlara ihtiyacınız varsa size cesaret verecek onları davet edin, bu ister bir dua, bir ritüel, ister inanç olsun. Ne kadar kuvvetli inanırsanız imgeniz o kadar güçlenir. Güçlü bir imgenin çekim gücü de fazladır ve sadece sahibiyle buluşacağı anı bekler.

Vesvesedir insan zihnini bulandıran. Zihni ne kadar endişelerden arıtır, inancınıza kuvvetle sarılır ve sonuca odaklanırsanız o kadar huzurla beklersiniz o buluşmayı. Yolda vazgeçmek, ya da fikir değiştirmek size kalmış.

“Düşündüğüne dikkat et, gerçekleşebilir“.

Siz nelere sahip olmak istediğinizi değil, kim olmak istediğinizi düşünün, kader sizi amacınızla buluştursun, yol değişse bile hepimiz için varılacak yer aynı değil mi? İyilik ve güzellik.

“Tanrı’nın Gözü“

NASA tarafından Hubble teleskobuyla çekilen bu resim Helix Nebula’sı. Daha keşfedilememiş uzayın bildiğimiz evreninin bir parçası. Evrenin yasalarını düşündüğümde sadece buna uyumla yaratabiliriz ve yok edebiliriz diyorum, o zaman korku kalmıyor.

Yaratılıştaki güzelliği gören sadece güzellik yaratır. Siz istemeye korkmayın yeter, evrenden ne dilerseniz dileyin size verecektir…

Saba Melike Belkıs Doğar - Mistikalem.com

intouchlife@gmail.com

https://intouchcoaching.wordpress.com

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ