Mehtap Kayaoğlu tüm yazıları

Psikolojik Danışman&Psikoterapist

3 Saçma evlilik hatası

Çevrenizde de vardır eminim. Okuduğunuzda "Aaa evet...!" diyeceğiniz, oysa hiç farkında bile olmadan hayatımızın içine sinsice yerleşmiş olan saçma evlilik hatalarının üç tanesini saymak istiyorum sizlere. Aslında çok var ama yazı uzamasın diye bugünlük üçü. Başka zaman diğerlerini de yazarım. Ola ki birilerinin ilişkisini, incelip kopacağı yere ulaşmadan yakalarız, daha iyi gitmesini sağlarız.

1. Ailenizde, evinizde siz büyürken kimler vardı? Hayat sizin için nasıldı?

Pek çok insan, evlendikten sonra beyne yerleşmiş ciddi bir tümörün algıyı ve hafızayı bozma etkisiyle karşılaşmış gibi yaşıyor nedense! Ve geçmişte büyüdüğü, aile içinde öyle veya böyle sorunlar yaşanan ortamı unutuyor, sanki bunların hiçbirisiyle karşılaşmamış gibi şaşkın tavırlar takınarak evlilik ilişkisine zarar veriyor.

Nasıl mı?

Örnek verelim. Akşam işten gelen kocası yorgun argın kendisinden güleryüz, sevgi, ilgi ve tabii ki lezzetli bir yemekten oluşmuş cici bir akşam yemeği beklerken, evin hanımefendisi, çocukların bakımı için kendisinden yardım bekliyor. Eşinin yapmadığı yardımı başına kakıyor ve "Hayatta böyle bir şey görmediğini! Çevresindeki en anlayışsız insanın kendi kocası olduğunu! Ona göre adam dediğin kişinin akşam eve gelince, eşine ev işlerinde yardım etmesi gerektiğini! Etraftaki tüm arkadaşlarının eşlerinin tam olarak böyle yaptığını!...vs" düşünmeye başlıyor.

Oysa... kendi evinde, kendi ailesinde çocukları büyüten kimdi? Akşamları, rızık temini edip eve gelen babanın önüne akşam yemeğini kim koyuyordu? Annesi, hayatında kaç kere babasına hiç danışmadan kafasına göre iş yapabilmiş?...gibi durumları aklına getirmiyor!

Buradaki temel vurgu çok önemli sevgili okurlar!

Mesele anne/babanızın -belki de zaten onaylamadığınız- evliliğinin aynısını yaşamak zorunda olmanız değil! Çocukluğunuz boyunca içinde bulunduğunuz bir durumu yok kabul edip, evlendiğiniz erkeğe(veya kadına) uzaydan gelmiş muamelesi yapmanız! Eğer eşiniz uzaydan geldiyse, babanız veya dedenizin de uzaydan gelmiş olması gerekir! Yok onlar bizim Anadolu insanıysa, eşiniz de Anadolu insanı.

İşte bu nedenle evlilikteki saçma hata bir! Muhatabınızda duygu karmaşası oluşturuyorsunuz ve bu da eşinizde size karşı güven sorunu oluşturuyor. Çünkü kendisine yaptığınız suçlamalara bakıyor... ardından sizin büyüdüğünüz evdeki ilişkilere bakıyor... yaşattığınız durumun, sizin kendi rüyanız olduğunu düşünerek sizden duygusal olarak uzaklaşıyor.

2. Anne/babanızın, evin içindeki giyimi kuşamı, ses tonu, mahrem özellikleri, eşine karşı cilve tutumu ve hayat arkadaşına sizin yanınızdaki davranışları nasıldı?

Günümüz evli çifti evin içinde her dakika "aşk böcüğü" havasında yaşamak istemeye başladı. Yorgun günün ardından eşin gözlerindeki derinliklerde dinlenmek, onun tatlı ses tonuyla rahatlamak, etrafta çocuklar varmış yokmuş aldırmaksızın cilveleşip durmak, mümkünse tv izlerken bile el ele tutuşmak...vb gibi. Veya kadınlar aynı şeyleri eşlerinden bekliyor. Benimle ilgilenmiyor, elimi tutmuyor, gözlerimin içine bakmıyor, beni öpmüyor...vb gibi. Erkek de diyor ki; çoluk çocuğun yanında nasıl yapayım?

Oysa kadın ve erkek, kendi aile geçmişinize gidecek olsanız bunların pek azına rastlarsınız değil mi? Örneğin günümüz kadın/erkeği, eşinin yorgun ve bakımsız oluşunu başına kakıp dururken, farklı yönleriyle gözünde büyüttüğü annes/babasını hatırlasa? Annesinin evin içinde seksi ses tonuyla konuşmadığını, eşine çoluğun çocuğun yanında cilve yapmadığını, göz süzmelerini yüksek ihtimalle evlatlarının uyuma saatine denk getirmiş olabileceğini aklına getirse?

Yine mesaj doğru algılansın diye söylüyorum!

Buradaki temel vurgu da çok önemli sevgili okurlar!

Mesele anne/babanızın -belki de zaten onaylamadığınız- evliliğinin aynısını yaşamak zorunda olmanız değil! Ev içinde çeşitli yanlarıyla eleştirip beğenmediğiniz, ardından üzerine farklı ilişkiler geliştirdiğiniz eşlerinizle, sizi büyüten anne/babanızın çok da farklı rollerde olmadığını anlamanız için söylüyorum! Elbette bir erkek/kadın eşinden bakımlı, düzgün, hoş olmasını isteyebilir. Ancak öyle erkekler/kadınlar da tanıyoruz ki çoluk çocuk demeden evin içinde vamp davranışlar/filmlerde gördüğü ilişkiler olsun istiyor. Anneyse/babaysa öyle olamaz! Olmamalı da zaten!

3. Evliliklerdeki güvenlik ve içtenliğe başkalarının düşüncelerinin karıştırılması

Her evliliğin kendi içinde bir süreci, gidişi, akışı, doğallığı vardır. Kimseninki kimseninkine benzemek zorunda değil. Her kadın özeldir. Her erkek de özeldir. Her evlilik kendisine özgüdür.

Günümüz evli çiftleri, farkında olmadan kendi evliliklerini sürekli başkalarının evlilikleriyle sınıyor. Evet, sınıyor! Kıyaslamıyor bile! Doğrudan sınıyor!

Evliliğiniz sizin olmalı, sizin tarafınızdan oluşturulmalı ve doğal akışında ilerlemeli. İçine yerleştirilen şüphe, başkalarından duyduğunuz iyi gitmeme işaretlerinin sizin evliliğinizde yer alması o ilişkinin kötüye gittiği anlamına gelmez.

Yani; şimdiki evliliklerde erkeğin çok gezmesi, hafta sonları arkadaşlarıyla takılması ilişkiyi bozabilir. Ama sizin ilişkinizde, süreci zenginleştiren bir anlam kazanabilir.

Veya şimdiki evliliklerde kadının ekonomik olarak rahatlaması, para kazanması, kocayı takmamasına, evliliğin bozulmasına neden olabilir. Fakat sizin ilişkinizde, eve ek gelir, ekonominizin rahatlaması ve ilişki sürecinizi zenginleştiren tatlı bir değişiklik olarak yansıyabilir.

...

Özetle... ne demek istiyorum?

Geçmişte bildiklerinizi ve içinde büyüdüklerinizi yabana atmadan, eşinize uzaylı muamelesi yapmadan evliliğinizi keyifle sürdürebilirsiniz. Ama sanki ilk kez kendi eşinizde görüyormuşsunuz gibi davranmaların sayısı arttıkça, saçma şekilde, evlilik ilişkisinin dinamikleri dinamitleniyor ve... bir gün booommm!

Ve lütfen unutmayın! Kimsenin evliliğiyle kendinizinkini sınamayın.

Neticede... Onların hayatı onlara... Sizin hayatınız size...

Sevgiler...

Mehtap KAYAOĞLU - Mistikalem.com

Psikolojik Danışman&Psikoterapist

0212 583 00 22
mehtap.kayaoglu@yuzlesme.tv

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ