Özge Genlik tüm yazıları

Uzman Psikolog

3 ADIM

Merhaba,

Her gün saçlarınızı taramak için kendinize 20 dakika hediye ettiğinizi umut ediyorum.

Yavaşladığınızda yaşamınızdaki ufak detayların bir sonraki eylemlerin gerçekleşmesi için zemin hazırladığını fark ettiniz, değil mi?

Son yazımda; şiddetin temelinde “cinsel enerjinin/ yaşam enerjisinin” doğru bilinmemesi ve bu bilinmezliğin deneyimlediğimiz “şiddet” içerikli olayların kökünü oluşturduğunu dile getirmiştim. Kaldığımız yerden devam ediyoruz:

 

  •  ‘Şiddeti’ i ‘Sevgi’ ye dönüştürmenin ilk adımı

 

Sevgi dili ile konuşmayı öğrenmek. Öncelikle kendimiz ile olan iç diyaloglarımızda daima olumlu cümleler kurmaya özen göstermeli hergün kendimizi sevdiğimizi, kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiğimizi gün içerisinde  sözcüklerin gücü ile kendimize armağan etmeyi seçmeliyiz

  • ‘Şiddet’i ‘Sevgi’ye dönüştürmenin ikinci adımı

 

Tecrübe, bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmaya özgürce açık olmaya niyet ederek çevremizdeki insanlar ile kurduğumuz bireysel diyaloglarımızda şiddetsiz bir dil ile iletişim kurmayı seçerek karşımızdaki kişi ile aynı kaynaktan “ÖZ”den geldiğimizi hatırlayarak ona karşı eylemlerimizde “koşulsuz sevgi” yaklaşımını tercih etmeliyiz. Herkes kendi zihninde oluşturduğu düşünsel akımlardan ve gerçekleştirdiği eylemlerden sorumlu olduğunu daima hatırımızda tutarak !

 

  • ‘Şiddet’i ‘Sevgi’ye dönüştümenin üçüncü adımı

 

Cinselliği “fiziksel” bir boyuttan ziyade “sevgi” ve “zeka”nın birleştiği bir bilinç boyutunda deneyimlemeyi hatırlamak.

Şu an yaşamdaki  fiziksel var oluşumuzu sürdürebilmemiz için “beslenme”ye ihtiyacımız var. Fiziksel boyutta karnımızı doyurduğumuzda beden genellikle “dinlenme” ihtiyacı sinyalini beyine yöneltir çünkü vücuda alınan besin maddelerinin sindirime ihtiyacı vardır. Fiziksel boyutta güven zemini içerisinde barınabileceğiniz bir yeriniz de varsa, organizma “neslinin/türünün” devamı için cinsel birleşmeye ihtiyaç duyacaktır. Ancak, cinsel birleşme/seks; sadece basit bir fiziksel eylem gibi  değerlendirildikçe insan varlıkları yaşam enerjilerini aslında olması gerektiği gibi dışa vuramadıkları için bedende hapsolan “cinsel/yaşam enerjisi” kendisini “öfke, kızgınlık duygularını beraberinde taşıyan şiddet içerikli konuşmaların, şiddet içerikli olaylarının meydana gelmesini tetikleyici unsur niteliği taşımaktadır.

Her birimiz eril ve dişil enerjinin sevgiyle, tutkuyla birleşmesinden var olan canlılarız, bu nedenle seks en temel evrensel yaşam enerjisini içeren bir eylemdir. Yaşamın var olmaya devam etmesi için cinsel eylemin sürekli olarak deneyimlenmesi kaçınılmazdır.

Ancak cinsel eylemi sadece fiziksel boyutta görmek ve değerlendirmek zaman süreci içerisinde cinsel eylemi bir hayat amacına dönüştürür ve giderek daha da tatminsizlik ortaya çıkar.

Halbuki cinsel eylemdeki asıl amaç Yaradan a ulaşmadır. Gerçek bir orgazm anında “ben, sen, biz” diye birşey kalmaz sadece “mutlak bir” vardır.  Gerçek bir orgazm = “ego”nun ölümüdür. Orgazm patlamasının deneyimlenmesi için cinselliğin zihinsel düzeyden ziyade kalp boyutunda bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.  Kalp boyutunda “öz” den “öz”e gerçekleşen bilinçli bir cinsel eylem yaratıcılığın ta kendisidir. Öz sevgiyle, zeka ile gerçekleşen cinsel eylem Dünya gezegeninde bilinçli yaratıcı eylemlerin gerçekleşmesine zemin oluşturur.

Cinselliğimizi nasıl beslediğimizi gözden geçirmekte fayda var değil mi, sizce?

 

Uzman Psikolog Özge Genlik-  mistikalem.com

info@vestaakademi.com

 

Yazarın diğer yazıları
Tüm yorumlar
BURÇ YORUMLARI
NAMAZ VAKİTLERİ